Skip to Menu Skip to Content Skip to Footer
Sanatın düşmanı bilgisizliktir. S.JOHNSON

Bir Haritanın Düşündürdükleri

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Pazartesi, 22 Şubat 2010 21:15

Google Link megosztása: Del.icio.usTwitterFacebookDigg
a-yilmaz-soyyer
Yrd. Doç. Dr. A. Yılmaz Soyyer

Geçen ay İstanbul'daydım, 15 gün kadar Osmanlı arşivinde çalıştım.

Araştırmam esnasında 1309 [1891 / 1892] tarihli bir Osmanlı Devleti haritasına gözüm takıldı ve fotoğraflarını istedim. Bu devlet-i Aliyye batarken devlet tarafından yapılmış son haritalardan biriydi... Haritaya göre sağ alt köşesinde

"Memalik-i Mahrûse-i Şâhâne'nin hâvî olduğu bilâd ve mevâki-i askeriyye beynindeki yollar ile bilâd ve mevâki-i mezkûrenin yekdiğerine olan mıkdâr-ı mesâfesini saat hesâbıyla irâe ider işbu turuk ve mesâfât haritası sâye-i terakiyyat-pîrâye-i cenâb-ı hilâfet-penâhîde erkân-ı harbiyye-i umumiyye dâiresi dördüncü şubesince tertîb olunarak dâire-i mezkûre matbaasında tab' olunmuştur. Sene 1309"

ibaresi bulunmaktaydı. Bugünkü dille karşılığı şöyledir:

"Osmanlı Devleti'nin sahip olduğu beldeler, askeri bölgeler, bunların arasındaki yollar, beldelerin ve askeri bölgelerin birbirlerine saat olarak mesafelerini gösteren Erkan-ı Harbiye-i Umumiye dördüncü şubesince hazırlanan ve bu dairenin matbaasında basılan haritadır. Sene 1309"

Haritada ilk dikkatimi çeken demir yolu oldu. Avrupa'dan İstanbul'a kadar olan hat tamamlanmış ve Anadolu hattı Ankara'ya uzanmıştı. İçimden sanki bu haritayı çizen İstanbul-Ankara hattını bilmiş de çizmiş diye geçirdim. Yaklaşık 30-31 yıl sonra ıstıraplar içerisinde kurulacak cumhuriyetin başkentine bir sırlı işaretmiş gibi geldi bana...

Acaba şu an benim düşündüklerimi bu haritayı çizen bilseydi, ona çizdiği Osmanlı beldelerinin 30 yıl sonra kaybedileceğini bildirselerdi ne yapardı?

1309 [1891 / 1892] tarihli Osmanlı Devleti haritası; © T. C. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı (BOA)

a-yilmaz-soyyer-bir-haritanin-dusundurdukleri

Sonra, belki o da Çanakkale'de, Yemen'de, Trablus'ta şehit olup, kapanan gözlerinde eski vatanın hatıralarıyla gitmiştir dedim kendi kendime. Haritanın (haritaya göre) sağ üst köşesinde Rumel-i- Şarkî yazılı ama Rumel-i Garbî ibaresi yok. Kimbilir Erkan-ı Harbiye dördüncü şubenin haritacılarının elleri bu kelimeleri yazmaya varmamıştır.

Sanırım, bütün sülalesi hem baba hem de anne tarafından öz vatanından kovulmuş ailelerin çocuğu olduğumdan bu harita bana çok dokundu. Baba tarafından dedemin Kavala'sına, anne tarafından dedemin Kesriye'sine baktım. Gözümde o büyük kaçış yeniden canlandı. Bulgar çeteleriyle harp ede ede terk edilen vatan... Annesi kaçarken anneannemi yolun zorluklarına dayanamaz diye bir çalının dibine bırakmış, sonra –anne yüreği bu- ağlamalarına dayanamayarak geri dönüp almış.

1309 [1891 / 1892] tarihli Osmanlı Devleti haritası; © T. C. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı (BOA)

a-yilmaz-soyyer-bir-haritanin-dusundurdukleri a-yilmaz-soyyer-bir-haritanin-dusundurdukleri

Olan olmuş bir kere, emin olun o topraklarda zerre kadar gözüm yok, oralar artık benim değil bunun farkındayım ama dedelerimin bir zamanlar oraları mekân tutmuş olduklarını, Rumeli'nin her karış toprağının onların hatıralarıyla dolu olduğunu da hiç unutmayacağım. Çocuklarıma anlatıyorum, Allah ömür verirse torunlarıma da anlatacağım. Dedem hep sığınacak bir Anadolu'muz vardı hiç değilse derdi. Lakin yine de koparıldığı eski yurdunun hasretiyle vefat etti...

Ben vatan kavramını, vatanseverliğin nasıl olması gerektiğini hep dedemden öğrendim. Ancak çocuklarıma yeterli derecede öğretebildiğimden şüpheliyim. Zira ben canı yanmış birinin feryatlarıyla büyüdüm, onlar benim hikaye anlatan sesimle büyüdüler. Bir haritanın başında neler düşündüm neler... Ya yanımda dedem olsaydı ve bu haritaya beraber bakıyor olsaydık...

Ortaya karışık salata misali makale salatası
Google Link megosztása: Del.icio.usTwitterFacebookDigg

Eğer isterseniz?