Kabak Tekkesi
![]() |
| Yrd. Doç. Dr. A. Yılmaz Soyyer |
Geçen hafta Manisa'daydım ve Celal Bayar Üniversitesi'nin düzenlediği "Balkanlarda Türk Varlığı Sempozyumu"na katıldım.
Manisa gibi Osmanlı'nın en önemli merkezlerinden ve şehzadeler şehri olan bu güzel yeri gezip dolaşmamak elbette mümkün değildir. Manisa'da ta öğrencilik yıllarından itibaren arkadaşım, kardeşim, dostum olmuş M. Veysi Dörtbudak vardır. Üniversitede öğretim görevlisi olan bu güzel insan tam anlamıyla bir kültür âşığıdır. Aslen yine bir klasik kültür diyarımız olan Şanlıurfalı olup bugün artık Manisa'ya yerleşmiş bulunmaktadır. M. Veysi Dörtbudak katiyen boş durmaz, her yıl ya birkaç tane klasik Türk musikisi konseri ya da tasavvuf sempozyumu düzenler.
Bir kaç yıl önce kurmuş bulunduğu MEDAR (Mevlana Düşüncesi Araştırmaları Derneği) ile ekim ayında muhteşem bir sempozyum için koşuşturmaya başlamış bile. Bu dernekte tasavvuf kültürümüzü yaşatıp yeni nesillere aktarma yolunda faaliyetler yapmaktadır. Derneğin http://www.medar.org.tr/ den ulaşılabilecek bir sitesi var. İnceleyenler "Sufi Araştırmaları Dergisi"ne ulaşıp inceleyebilir ve yazı gönderebilirler. Bu sayfalarda bir de "MEDAR yalnızca Hz. Pir Mevlânâ Celâleddin Rûmî'yi bilimsel olarak incelemek ve ilmî platformlarda tanıtmak, dünyanın kabul ettiği bu Türk büyüğüne layık olabilmek için çalışmaktadır." yazısı yer almakta. Fakir de zaman buldukça yazı yazmayı taahhüt etmiş bulunmaktadır.
MEDAR, 300 yıl kadar önce Pilavcı Hacı Hüseyin tarafından yaptırılan ve bir Uşşaki mekanı olan Kabak Tekkesi'nde faaliyet göstermekte.
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Tekke restore edilmeden önce tam bir harabeymiş, şimdiki hali çok güzel. Fotoğraftan da anlaşılacağı üzere küçük bir yer ama çok sevimli ve esrarlı bir havaya sahip. İçeri girer girmez sizi karşı duvara hak edilmiş (kazınmış) ve yapıldığı zamandan beri orijinal kalmış bir "Meded Ya Ali" yazısı karşılıyor. Uşşakilik Alevi bir tarikat, yani silsilesi Hz. Ali efendimize çıkmakta. Arkanızı döndüğünüzde ise Kandiye (Girit) Bektaşi Tekkesi'nden getirilmiş bir levhayla karşılaşıyorsunuz. Orada aynalı (simetrik) yazıyla Ali yazıyor. Bendenizin fotoğrafının yanındaki bu tabloda belli belirsiz bir insan başı figürü var. Mesnevi sohbetlerinin en güzel unsurlarından biri de tekkeyle özdeşleşmiş bulunan "kabak şerbeti" ikramı... Hibiskus çiçeği, tarçın, karanfil, zencefil, şeker ve daha pek çok karışımdan oluşan bu şerbetin 300 yıllık olduğunu zannetmeyin. Aksine tamamen Veysi dostumun icadı... Uşşaki tekkesine girmiş bir "bidad" lakin bidad-ı hasene... Çünkü tadı ve kokusu çok hoş...
MEDAR yalnızca sempozyumlar ve internet dergiciliği yapmıyor, bir eski geleneğimizi de titizlikle sürdürüyor. Her çarşamba akşamı "mesnevi takriri" yapılmakta, Prof. Dr. Mustafa Yıldırım hoca Hz. Mevlana'nın Mesnevi'sinin şerhi üzerine sohbetler yapmaktadır. Mesnevi Osmanlı döneminde her Alevi tekkede mutlaka okunan bir kitaptı. Bu geleneğin eski bir Uşşaki tekkesinde sürdürülüyor oluşu çok önemlidir.
Hem İbn Arabi'nin hem de Mevlana'nın eserleri klasik kültürümüzün temellerini oluşturmaktaydı. Bugün entelektüel bağlamda bu kültür verimlerinin yeniden ele alınıyor oluşu önemsenmesi gereken bir durumdur.
Gençlerimiz, İbn Arabi'den Hacı Bektaş Veli'ye kadar bütün tasavvuf kaynaklarını öğrenmeli ve onların düstur edindiği inanışları hayatlarında kullanmalıdırlar. Eskiyi aynen kurmak hem gereksizdir hem de mümkün değildir ancak yeniden ele alınarak gençlere aktarılacak bir tasavvuf geleneği modern Türk düşüncesinin oluşumuna da hizmet edecektir. Kabak Tekkesi yeniden kurulamaz, kurulmamalıdır da lakin MEDAR'a ev sahipliği ederek Mustafa Yıldırım hocanın yepyeni mesnevi yorumlarına şahitlik etmeyi sürdürecektir...
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Ortaya karışık salata misali makale salatası | |













