İnsan-Toplum-Evren Bağlamında Pınar Partanaz Resmi
Genç kuşak sanatçılardan Pınar Partanaz'ın son dönem çalışmalarının yer aldığı kişisel sergisi, 09 -30 Ocak 2010 tarihleri arasında Kızıltoprak Sanat Galerisi'nde (Kızıltoprak, Rüştiye Sok. 47/1, Kadıköy - 81030 İstanbul, Tel.: 216-418 38 06) sanatseverlerin beğenisine sunuldu.
İstanbul Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi mezunu olan Pınar Partanaz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'ndeki lisans eğitiminin ardından Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Yeni çalışmalarında figür merkezli eğilimini sürdüren sanatçı kişisel sergisinde sıcak ve çarpıcı renkleriyle dikkat çeken eserleri sanatseverlerle buluştu.
Ressam Prof. Aydın Ayan, Pınar Partanaz üzerine şu hususları vurguluyor:
"Pınar Partanaz'ın desenlerine, özgün baskı resimlerine ve boya resimlerine baktığımızda, onun başından beri kendi içinde iniş çıkışları, zigzagları olmayan, kendisiyle barışık bir çizgi izlediği görülmektedir. Eskiz ve desen defterinden seçmiş olduğu çalışmalar ile açık-koyuya dayalı 'Özgün Baskı Resimleri' onun özelde çizgi ve ton değerlerine, genelde desene ve baskı tekniklerine hakim olduğunu belirgin bir biçimde ortaya koymaktadır. Bu belirleme, özellikle mesleki araştırma ve çalışmaların başlangıcında çok temel bir işlevi, dahası olmazsa olmaz bir niteliği olan desen öğreniminin Partanaz tarafından yeterince farkına varıldığının bir işaretidir. Nitekim sanatsal çalışmalarının geneline bakıldığında ilk döneminde ağırlıklı olarak toprak renklerin, özellikle de kahverengi ve okrların Barok biçem esintileri bağlamında kullanıldığı görülmektedir. Ancak, kahverengilerin başlangıçtaki baskın niteliği yerini giderek saturasyon dereceleri yüksek renk alanlarının kullanımına bırakır. Bununla birlikte soyutlama dozu en baskın olan resimlerinde bile desen sevgisi alttan alta kendini belli eder. Burada, Partanaz'ın renkçi bir ressamın renk kullanımından farklı olarak resim yüzeyinde yer yer saydam renk alanları oluşturmaya dayalı renkçi değil renkli bir çözüm arayışı olduğu özellikle belirtilmelidir. Partanaz'ın resimlerinde ayrıca, açık form ve açık kompozisyona dayalı, soyutlama dozunun değişik biçimlerde kullanıldığı temelde kübizm kaynaklı, ancak bununla birlikte kübizm sonrası (post-cubist) plastik çözüm arayışlarının belirgin etkilerinin olduğu bir anlayışla karşılaşılır. Belirtilmesi gereken bir başka nokta ise, Partanaz'ın Yüksek Lisans tezinin de konusu olan 'Portre'ye karşı olan yoğun ilgisidir. Bu ilgi bazen fotoğraf kaynaklı ve açık biçimde, bazen soyuta yakın bir anlayışta ve gizli bir biçimde resimlerinde yerini bulur."
Ümit Gezgin de Pınar Partanaz resminin çağdaş estetik dilini şöyle değerlendiriyor:
"Genç kuşak figür resminin içinde kendine özgü bir çizgi oluşturmuş ressamlardan biri olarak belirginlik kazanan Pınar Partanaz; figür kökenli resmini bir sentez gerçekliği içinde yeniden kurguluyor. Onun avantajı akademi ve tatbiki gibi iki farklı ekol yapısını sentezleyebilmesinde, giderek bu sentezi bireysel duyum ve algılayış noktasında aktarabilme gücünde yatmaktadır. Gerçekten de onun resimlerine bakıldığında soyut-kavramsal yönelimin içinde belirgin bir kimlik kazanan ve bireysel olanla, mekan ve toplumsal realiteyi; ama daha çok bireysel algı ve yorum boyutunda kavradığı insan-toplum-evren gerçekliğini lirik bir duyumsama noktasında nasıl da estetik kıldığını gözlemleriz... Pınar Partanaz hem kendi kişisel arkeolojisini kurguluyor ve bunu bir araştırma, dönüştürme temelinde yapıyor ve tüm bunu gerçekleştirirken de kendi estetiğini geçmiş ve çağdaş kategoriler içinde sentezliyor, hem de resmini bireysel kıldığı oranda, aynı zamanda herkesin de benimseyebileceği görsel-plastik değer şeklinde ortaya koyuyor. Bu da onu günümüz genç ressamları içinde ayrıcalıklı bir yere yerleştirmeye yetiyor..."
Ümit Gezgin: "Genç kuşak figür resminin içinde kendine özgü bir çizgi oluşturmuş ressamlardan biri olarak belirginlik kazanan Pınar Partanaz; figür kökenli resmini bir sentez gerçekliği içinde yeniden kurguluyor... onun resimlerine bakıldığında soyut-kavramsal yönelimin içinde belirgin bir kimlik kazanan ve bireysel olanla, mekan ve toplumsal realiteyi; ama daha çok bireysel algı ve yorum boyutunda kavradığı insan-toplum-evren gerçekliğini lirik bir duyumsama noktasında nasıl da estetik kıldığını gözlemleriz...
| Sonraki > |
|---|
| Ortaya karışık salata misali makale salatası | |











