Askıda - Tebdilibeden
Eklenme Tarihi 20 Ekim 2010
Mehmet Ali Uysal'ın "Askıda" ve "Tebdilibeden" adlı sergileri, 21 eylül – 30 ekim 2010 tarihleri arasında Pi Artworks Galeri 1 ve 2'de.
Mehmet Ali Uysal, Pi Artworks Galeri 1'deki "Askıda" isimli sergisi ile sanat-sermaye-sahiplik ilişkilerini sorguluyor. Sanatçı, tuvallerin üzerine giydirilen, gösterişli, altın yaldızlı çerçeveleri malzeme olarak kullanıyor.
Pi Artworks Galeri 2'deki "Tebdilibeden" adlı sergisi ise mimari yapının bedenle olan benzer ilişkisinden yola çıkıyor. Tebdilibeden, Mehmet Ali Uysal'ın 2005 yılında Underconstruction'da açmış olduğu "Tebdilimekan" sergisinin devamı niteliğinde. Mehmet Ali Uysal galeri duvarlarından izleyiciye doğru çıkan heykellerden oluşan sergisini, beden/ten - yapı/duvar ilişkileri üzerinden kuruyor.
Sanatçı, 21 eylül – 30 ekim 2010 tarihleri arasında Pi Artworks Galeri 1'de "Askıda" ve Galeri 2'de "Tebdilibeden" isimli solo sergileriyle eş zamanlı olarak Belçika'da Liege şehrindeki "Festival 5 Saisons" rezidans programı açılış sergisinde ve Almanya'da Erfurt Kunsthaus'da küratörlüğünü Eva Liadtjens ve Cassandra Mehlhorn'un yaptığı "Beyaz Kaos" isimli sergide yer alıyor. →
"Yılan Hikayeleri"
Eklenme Tarihi 20 Ekim 2010
![]() |
| Mehmet Aksoy Heykel Sergisi - "Yılan Hikayeleri" / 21 ekim - 4 aralık 2010; Evin Sanat Galerisi, Büyük Bebek Deresi Sokak No: 13, Bebek - 34342 İstanbul, Tel.: (0212) 265 81 58 |
Heykelleri yurtiçi ve yurtdışında pek çok kez sergilenen, Türk heykel sanatının güçlü ismi Mehmet Aksoy, 21 ekim - 4 aralık 2010 tarihleri arasında "Yılan Hikayeleri" başlıklı sergisi ile Evin Sanat Galerisi'nde ilk kez sanatseverlerle buluşuyor.
Figüratif heykeli özgür yorumuyla zenginleştiren ve özgün anlamlara ulaştıran Mehmet Aksoy bu sergisinde farklı boyutlarda ürettiği çarpıcı yapıtlarını bir araya getiriyor.
Mehmet Aksoy kendisinin kaleme aldığı sergi katalog yazısında, serginin temasal olarak ortaya çıkış sürecini şöyle anlatıyor:
"Çocukluğum Yayladağı'nda yılan hikayeleri dinleyerek geçti. Tarlada derede bastığın yere dikkat et, yılana basma basarsan sokulursun gibi uyarıcı söylemlerin dışında; yılanın koruyucu olduğu çoğu evlerin damında çatısında yılan olduğu onlara dokunmamak gerektiği anlatılırdı.
Kara yılanların çift dolaştığı, birbirlerine çok bağlı oldukları, birini öldürürsen ötekinin muhakkak intikamını almak için sonuna kadar eşini öldüreni takip edeceği seneler geçse de unutmayacağı söylenir. Hatay'ın Arsuz Madenli köyünde böyle bir kara yılanın olduğu, uzun zaman intikamını almak için beklediği, hatta sakallarının çıktığı, ona sakallı yılan dendiği, hala günümüzde yaşadığı onu görenler tarafından söylenir.
Bazı yılanların kadınlara âşık olduğu, onların arkasından gittiği, sık sık önlerine çıktığı, hatta gece yataklarına gelip erkenden gittiği, kadının da artık buna alıştığı, ondan hiç korkmadığı gibi söylenceler, daha da ilginçleri örneğin çocuklarla oynayan yılanların hikayeleri...
Masallardaki yılan hikayelerine gelince Şahmeran'ı ele alsak yeter. Gılgamış'ın gençlik otunu çalan ve ebedi gençliğe kavuşan yılana ne demeli. Adem ile Havva'nın elmayı ya da ayvayı gösterip yemeye ikna eden yine yılan. Bu kez farkındalığın ve gerçekliğin, çelişkinin ya da şeytanın sembolü olarak. →
Ayşe Ece Deryaoğlu ...
Eklenme Tarihi 15 Ekim 2010
![]() |
| Ayşe Ece Deryaoğlu Kişisel Resim Sergisi - "Uçmak" / 12 - 31 ekim 2010; Kare Sanat Galerisi, Abdi İpekçi Cad. No:29/9 Nişantaşı - İstanbul, Tel.: (0212) 240 44 48 |
Kare Sanat Galerisi 12 - 31 ekim 2010 tarihleri arasında Ressam Ayşe Ece Deryaoğlu'nun "Uçmak" isimli sergisine ev sahipliği yapıyor.
Yazar Richard Bach'ın, "Uçmak, bir martının en doğal hakkıdır. Özgürlük ise var oluşun bir parçasıdır. Boş inançlar olsun, gelenekler olsun, özgürlüğü kısıtlayan ne varsa, kaldırıp atmak lazım." sözünden yola çıkarak Ayşe Ece Deryaoğlu'nun resimlerinde vurguladığı ilk temel kavram, özgürlük.
Ressam Ayşe Ece Deryaoğlu, "İçimde bir nefes var, resimlerde bir ben. Kafamda binbir türlü tasarım, renk düşünce. Öylesine gelir geçer. Bölünür, parçalanır, açılır, kapanır. Resimlerim kendi hakkımdaki temsillerimin tümünü ifade eder." diyor.
Hülya Küpçüoğlu, Ayşe Ece Deryaoğlu'nu sergi kataloğunda şu şekilde anlatıyor:
"Ece Deryaoğlu'nun genel resimsel tavrı içerisinde ilk vurgulanan kavram, özgürlük. Bu kavramla birlikte sınırlarımızın farkında olmamız ya da olmamamız söz konusu. Sanatçının bize derinden hissettirdiği bu mücadeleci tavırla birlikte, resmin içinde yer alan kuşların, şehrin farklı noktalarında farklı biçimlerde görülüyor olması bir tesadüf mü? Sanatçı, inceden inceye hicvettiği özgürlük kavramı ile birlikte kent ve figür ilişkisini sağlam ve dengeli bir duruşla ifade ediyor.
Resimlere baktığımızda martıların genelde yaşadığımız kentin, yani İstanbul'un üzerinde dolaştığı görülüyor. Genel bir değerlendirme ile resimlerde kimi zaman birbirinden ayrı gibi görülen formlar, sanatçı için önceden saptanmış ve düşünülmüş, ama en önemlisi yaşanılmış formlar olmasıdır. İstanbul'u tuval yüzeyinde Boğaziçi Köprüsü'nün bir bölümü ya da Galata Kulesi'nin bize bakan yanıyla görüyoruz. İstanbul'a dair çeşitli mekanlar ve martılar dışında resimlerde yollar, doğa güzellikleriyle kente ait figürler ki bazen bulundukları yer itibariyle bizi şaşırtsa da bu formların, sanatçı için özel anlamı olan ve birbirini tamamlayan bir yapıda sunuluyor. Yüzey üzerinde görülen bu kadar çok değişkenin yanında diyebiliriz ki tek değişmez şey martılardır. →
"Bunu Ben Yapmadım, ...
Eklenme Tarihi 14 Ekim 2010
"Melek Atatürk ya da Rodin Kemalist Olsaydı", "1938 09:05", "Cumhuriyeti Türkiye", "Eklektik Osmanlı Mimarisinin Anadolu'daki İç Huzura Katkısı ya da Halk Arasındaki Adıyla Mustafa Kemal'in Türbesi", "Lehimi Tam Tutmamış Adaletin Çift Başlı Kılıcı", "Ravza-i Mutahhara", "Yeni Ticaretin İşareti", "Nereden Bakıyorsan", "Netice", "Bir Kadın Despot", "Gönül Yarası", "Suç ve Ceza", "Türk Totemi", "Global Deprem", "Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşunun Türkiye'nin Kredi Notunu 'BB-'den 'BB'ye Yükseltmesinin Ardından", "Taş Gibi Anayasa", "Kabus", "Erkekler Tarafından Örtülmüş" Extramücadele'nin "Extramücadele 2010 / Bunu ben yapmadım, siz yaptınız." başlıklı sergisinin eserlerinden kimileri...
Extramücadele'nin Extramücadele 2010 / Bunu ben yapmadım, siz yaptınız. başlıklı sergisi 21 eylül - 13 kasım 2010 tarihleri arasında NON'da.
'Extramücadele, 1997'de başlamış büyük bir proje.' Extramücadele, hayali siparişler üzerine çalışıyor. Aynen bir grafikerin müşterisi için bir işaret tasarlaması gibi toplumsal baskı altındaki bütün topluluklar için işaretler tasarlıyor. Onların hayali isteklerine uygun resimler yapıyor... →
"Homo Practicus / İşe ...
Eklenme Tarihi 12 Ekim 2010
Serkan Özkaya "Homo Practicus / İşe Yarar Adam" Sergisi ile 1 - 30 ekim 2010 tarihleri arasında İstanbul Galeri Nev'de.
Galeri Nev İstanbul 2010 / 2011 sergi sezonunu 1 ekim 2010 tarihinde Serkan Özkaya'nın "Homo Practicus" başlıklı sergisi ile açtı. Bu, geçtiğimiz sezon Galeri Nev'deki "Türbülans" sergisinde "Uçan Sandalye" eseri yer almış olan sanatçının Galeri Nev'deki ilk kişisel sergisi.
Özkaya'nın buluşu olan ve Latince tınlayan "Homo Practicus", dilimize "İşe Yarar Adam" olarak çevrilebilir. Yaklaşık yirmi yıldır, çoğaltılabilen sanat nesnesi üzerine çalışan ve üreten Özkaya, "Homo Practicus" ile tasarım ve heykeli, aynı kutuptan mıknatıslar gibi karşı karşıya getiriyor. Bu yapıtı için yola çıkarken, aklındaki sorunun "Müzelik bir heykeli, işlevsel bir obje gibi tasarlamak mümkün mü?" olduğunu belirten Özkaya, yapıtında, her iki disiplinin özelliklerini karşı karşıya getirmeye ve ortaya çıkan gerilim içerisinde onları uzlaştırmaya çalışıyor.
Aynı figürün farklı işlevlere uygun olarak konumlandırılmasını içeren sergide "Homo Practicus", avize, masa, heykel ya da şemsiyelik gibi işlevlere bürünmüş olarak görülebilir. Sergi, bir yandan erkeğin sosyal hayat içerisindeki rolüne, öte yandan işlevin tasarım için olan gerekliliğine karşılaştırmalı ve eleştirel bir bakış sunuyor. →
Diğer Makaleler...
İster inanın ister inanmayın ama, şimdi : Sergi kategorisini görüntülemektesiniz








