Skip to Menu Skip to Content Skip to Footer
Her şeyin başlangıcı küçüktür. CICERO

Çizgi, Leke, Renk, Desen ve Figür: Mustafa Köseoğlu

Eklenme Tarihi 29 Mart 2012

Çizgi, Leke, Renk, Desen ve Figür: Mustafa Köseoğlu
Mustafa Köseoğlu, tuval üzerine akrilik, 80 x 80 cm.
Mustafa Köseoğlu, tuval üzerine akrilik, 69 x 69 cm.
[Üstteki: Mustafa Köseoğlu, tuval üzerine akrilik, 80 x 80 cm.; alttaki: Mustafa Köseoğlu, tuval üzerine akrilik, 69 x 69 cm.] Mustafa Köseoğlu 25. Kişisel Sergisi / 3 mart-31 mayıs 2012 Alta Sanat Galerisi, Konaklar mah. Söğüt Sok. Koza Sitesi 10. Blok D:1, 4.Levent - İstanbul; Tel.: (0212) 282 69 65

[KanalKultur] - Mustafa Köseoğlu, 3 mart-31 mayıs 2012 tarihleri arasında, 25. Kişisel Sergisi'nde İstanbul Alta Sanat Galerisi'nde sanatseverlerle buluşuyor...

Sergi, Köseoğlu'nun çizgi, leke ve renk dokusunun öne çıktığı farklı dinamik figürlerinde artistik özgünlüğü benimsediği akrilik tekniği ile tuvallerde hayat bulan son dönem çalışmalarını içeriyor.

Köseoğlu, bu sergisinde, öznel birikimlerini algılama biçimi ve duyumlarını yine farklı ifade edebilme çabası içinde.

Figüratif somut resimde nesneye bağlı kalma zorunluluğu soyut ya da soyuta yakın resimde, resim olanakları içinde yok edilirken resimlerinde irdeleyici, kavrayıcı ve yorumlayıcı bir algılamadan söz edilebiliyor. Resminin omurgası vazgeçilmez bir desen anlayışına dayanıyor.

Köseoğlu, bir renk ve figür ressamıdır ve anlık hareketleri önemsiyor. Desen, sanatçının en yalın yanı olan özelliğidir. Aradığı artistik figürde; ritm, kompozisyon, leke, çizgi, dinamizm ve boya dokusu vazgeçilmez değerleridir. Renk ve çizgi coşkusu, anatomik değerlerle bütünleşen çizgi zenginliği ve kendine özgü bir biçem anlayışı soyutlamacı tavır, rengin lekeye dönüşümünde yer yer soyutu çağrıştıran tatlar, soyut bir biçim anlayışının göstergeleridir.

Resmine esin kaynağı olan objeleri bu sergisinde dansçılar, balerinler, kadın figürleri, horoz ve kuş figürleri..

Kısaca sanatçı; doğadan seçtiği konuyu kendi kimlikselliği ile dengeleyip, dinamik kurgusunu renk lekeleri ve figür ile harmanlayarak kendi biçemini yaratma ve konuya egemen olma çabasında. Böylece figürlerin, tuvallerinde bir resim nesnesine dönüştüğünü gözlemlenebilir. 

Devamını oku...

Özgür Yener - "Vakitsiz ...

Eklenme Tarihi 22 Mart 2012

Özgür Yener - "Vakitsiz Vakitlerim": 'Arap Baharı', 'Masumiyet Karinesi', 'Çocuğumdaki Çocukluğum'...
Özgür Yener - 'Arap Baharı', tuval üzerine yağlı boya, 140 x 160 cm., 2012
Özgür Yener - 'Çocuğumdaki Çocukluğum', tuval üzerine yağlı boya, 140 x 160 cm., 2012
[Üstteki: Özgür Yener - 'Arap Baharı', tuval üzerine yağlı boya, 140 x 160 cm., 2012; alttaki: Özgür Yener - 'Çocuğumdaki Çocukluğum', tuval üzerine yağlı boya, 140 x 160 cm., 2012] Özgür Yener - "Vakitsiz Vakitlerim" / 20 mart - 4 nisan 2012; Galeri Espas, Hüsrev Gerede C. Fırın S. 4/1, Teşvikiye - 34365 İstanbul; Tel.: (0212) 227 70 17

[KanalKultur] - Galeri Espas Teşvikiye, 20 mart - 4 nisan 2012 tarihleri arasında Özgür Yener'i "Vakitsiz Vakitlerim" adlı sergisiyle konuk ediyor...

Özgür Yener'in, "Vakitsiz Vakitlerim" adlı sergisinde; insanlar arasındaki ilişkisel, yaptırımsal, gelişi güzel, rastgele ya da planlanarak oluşmuş yapıları ve bu yapıların, kalıpların tekrar tekrar kullanılarak belli bir toplum formatının nasıl oluştuğu gözler önüne seriliyor.

Sanatçı, ilk dönem kompozisyonlarında (2002-2004) ölüm temasını işleyerek hızı ve zamanı sorgulayan özgün bir dışavurum sergiledi. Bu sorgulama, ileriki çalışmalarında, genellikle insan bedeninin parçalarını birer özne olarak kullanıp mekanı ortadan kaldıran kompozisyon anlayışı içerisinde, ruhsallığı ön plana çıkardı.

Yener'in iç dünyasını anlatmayı amaçlayan anlatımcı tavrı; resimlerinde doğayı ve toplumu nesnel bir şekilde yansıtmak yerine, öznel ya da içsel gerçeğin yansımasını gösteriyor. Desenler kendiliğinden ortaya çıkan tepkilerden oluşup, düşünceler ve verilmek istenen mesaj öne çıkıyor. Burada, düşünceye dayanan bireysellik en öndedir. Kendinden emin, devrimci, üslup bilinci olan sanatçı; çizgi ve renk kullanımı konusundaki özgürlüğü ile, duyguların yapıtlara yansımasını amaçlıyor.

Bugünkü yapıtlarında leke anlayışını koruyan ve satıh üzerine figür ile ilgili daha açık ipuçları bırakan sanatçı; bu şekilde, izleyiciyi, resmin içerisindeki ruhsal boyuta taşıyan ek bir yol daha çiziyor.

Sergi, Özgür Yener'in hayatı simgeleyen fonlar üzerinde, izleyicilerine kendi penceresinden gözlemlediği benlik dürtülerini; benlik dürtüleriyle harekete geçen insan şekillenmelerini; benlik dürtüleriyle harekete geçen insan şekillenmelerinin, gerçekliği örtüşlerini, tüketişlerini; yansıttığı "Yansımalar" adlı son dönem çalışmalarını içeriyor.

Sanatçı Özgür Yener, "Vakitsiz Vakitlerim" adını verdiği sergisi hakkında şunları söylüyor:

"Sanat yapan kişi kimliğimle, bulunduğum yerde, yaşam karmaşasının dışında durup penceremden bakarken algıladıklarımı yansıtmaya çalışıyorum. Ardından, bulunduğum yerden yukarı doğru çıkıp yaşananlara bakıyorum. Orası da aynı pencere fakat daha çok şeyi bir arada görüyorsunuz, aralarındaki ilişkisel, yaptırımsal, gelişi güzel, rastgele ya da planlanarak oluşmuş yapıları, nesneleri ve insanları görüyorsunuz. O yapıların, doğası saf olan insanı ne şekillere soktuğunu görüyorsunuz. O kalıpların tekrar tekrar nasıl kullanılarak belli toplum formatları üretildiğini görüyorsunuz. 

Devamını oku...

 

Funda Alkan Cumbul - ...

Eklenme Tarihi 19 Mart 2012

Funda Alkan Cumbul - 'Pamuk İpliği'
Funda Alkan Cumbul - 'Pamuk İpliği'
Funda Alkan Cumbul - Pamuk İpliği / 21 mart - 14 nisan 2012; Derinlikler Sanat Merkezi, Teşvikiye Cad. Nar Apt. No: 59 K. 2 D. 2, Teşvikiye - İstanbul; Tel.: (0212) 291 82 55

[KanalKultur] - Funda Alkan Cumbul, "Pamuk İpliği" adını verdiği sergisiyle 21 mart - 14 nisan 2012 tarihleri arasında Derinlikler Sanat Merkezi'nde sanatseverlerle buluşuyor...

Sanatçı, resimlerinde yaşamı gözden geçirmek adına, sevginin yaşarken geliştirilmesi gereken en önemli nitelik olduğunu vurgulayarak, duygularını fırçası ve boyaları ile ölümsüzleştirmeye çalışıyor. Bütün resimlerini geçmişte yaşanmışlığı yaşatmak adına antikalaştırıyor.

Cumbul, sergiye adını veren Pamuk İpliği'ni şu şekilde açıklıyor:

"Kadın ve erkek, dünyaya farklı gözlerler bakar. Olumlu ve sevgi dolu ilişkiler yaratabilmek için bu temel gerçeği kabul etmek gerekir. İnsanların birbirinden farklı olduğunu kabul etmeyiz ve birbirimizi değiştirmeye çabalarız. Yaşamımızın içinde olan kişilerin, tıpkı gibi hissetmelerini, düşünmelerini, davranmalarını isteriz. Farklı tepkiler gösterdiklerinde onları hatalı bulur, düzeltmeye çalışırız. Biraz değiştirip, aynı fikri paylaşır ya da söylediklerimizi yaparlarsa onları sevebileceğimizi düşünürüz. Sevgi bu değildir. Bu tür sevgiler pamuk ipliğine bağlıdır. Sevgi koşulsuzdur. Sevgi istekte bulunmaz, yalnızca kabullenir ve değer verir. İnsanlar birbirinden farklı olduklarını kabul edince, gerçek sevgiyi bulmuş olurlar." 

Devamını oku...

 

Setenay Alpsoy - 'Görünmeyen ...

Eklenme Tarihi 15 Mart 2012

Setenay Alpsoy - 'Görünmeyen Kent'
Setenay Alpsoy - 'Görünmeyen Kent' / 8 - 29 mart 2012; Evin Sanat Galerisi
Setenay Alpsoy - 'Görünmeyen Kent' / 8 - 29 mart 2012; Evin Sanat Galerisi
Setenay Alpsoy - 'Görünmeyen Kent' / 8 - 29 mart 2012; Evin Sanat Galerisi, Büyük Bebek Deresi Sok. No:13, Bebek - 34342 İstanbul; Tel.: (0212) 265 81 58

[KanalKultur] - Çağdaş Türk resminin genç kuşak temsilcilerinden Setenay Alpsoy, üçüncü kişisel sergisi 'Görünmeyen Kent' ile 8 - 29 mart 2012 tarihleri arasında Evin Sanat Galerisi'nde sanatseverlerle buluşuyor.

Setenay Alpsoy, üçüncü kişisel sergisinde metropol hayatının tüm karmaşasını İstanbul'un ıssız sokakları, çarpık binaları ve grisi ile tuvallerine taşıyor.

Alpsoy'un 'kent' ile başlayan yaratıcılık serüveni İstanbul'un görünen ve görünmeyen her yönünü sanatına aktarma isteği ile devam ediyor.

Kentin karmaşasından beslenen sanatçı mekan ve sokak gözlemlerini çalışmalarına yansıtıyor. Estetik kaygıyı ön planda tutmaksızın mekanlarda ki yaşanmışlıklar ve hissettirdikleriyle ilgileniyor. Şehrin nasıl göründüğünü değil neler söylediğini anlatmaya çalışıyor.

Pune Heari'nin de yazısında belirttiği gibi; "Kentin kuşatılmışlığı ve aynı zamanda terk edilmişliğiyle yoğrulan bu tasvirler adeta sessiz bir çığlık gibidir. Soğuk beton yığınların gri girdabında, yaşanmışlıkların uğultusu yükselir, bu uğultunun peşine düştüğümüzde ayrıntılar kendini bir bir gösterir. Akşamın renksizliği çökmeden az evvel duvarlara değen son bir güneş parçası, bir pencerenin hüzünlü bekleyişi, emektar bir koltuğun yorgunluğu!"

Setenay Alpsoy, şehrin sesini fırçasıyla duyurmak istiyor. Her desen her tuval gözlerden kaçan yaşanmışlıkları barındırıyor. Sanatçı kente tam içinden bakıyor. Sokak sokak gözlemliyor ve kentin ruhunu olduğu gibi izleyici ile buluşturuyor. 

Devamını oku...

 

Ateş ve Düğün - Zorunlu ...

Eklenme Tarihi 15 Mart 2012

Ateş ve Düğün - Zorunlu Göçten Kimlik Mücadelesine Hakkârili Kağıtçılar
Ateş ve Düğün - Zorunlu Göçten Kimlik Mücadelesine Hakkârili Kağıtçılar Video Sergisi / 18 mart - 21 nisan 2012; Tütün Deposu
Ateş ve Düğün - Zorunlu Göçten Kimlik Mücadelesine Hakkârili Kağıtçılar Video Sergisi / 18 mart - 21 nisan 2012; Tütün Deposu, Lüleci Hendek Caddesi No.12, Tophane - 34425 İstanbul; Tel.: (0212) 292 39 56

[KanalKultur] - "Ateş ve Düğün" videoları, 1994 yılında Hakkâri'nin Kotranıs Köyü'nün devlet tarafından boşaltılması sonucu göç etmek zorunda kalan Kürt köylülerin, 90'ların sonunda Ankara'nın bir kıyı semti olan Türközü'ne yerleşip şehrin merkezindeki atık kâğıtları toplayarak geçimlerini sağlama ve kendi kimliklerini koruma mücadelesinin görsel kaydı. Çekim ve kurguda Oktay İnce, Alper Şen, Mustafa Çelikok, Selami Çelikok, Mehmet Karaman, Lokman Temel, Yırtık Perde Sanat Kolektifi, Mustafa Kaya, M. Ali Üzelgün, Eloise Dhuy ve Ursula Biemann'ın emeği geçmiş...

Şimdi de "Ateş ve Düğün - Zorunlu Göçten Kimlik Mücadelesine Hakkârili Kağıtçılar" adıyla, Tütün Deposu'nda 18 mart - 21 nisan 2012 tarihleri arasında bir sergiye konu oluyor...

Son on yıl içerisinde geri dönüşümün karanlık tarafını, zorunlu göçü, Kürtlere yönelik ayrımcılığın birçok farklı boyutunun, sokağa attığımız ve bir daha geri dönüp bakmadığımız çöplerin ardında olduğu fark edildikçe, bu konuda farklı videolar ve metinler oluşturulmuş. Bununla birlikte Kotranıslılar arasında bu on yıl içerisinde kendi yaşamlarını kaydeden ve kendi tanıklıklarını video ile ifade eden kişiler de olmuş...

"Ateş ve Düğün", Türkiye'nin başkentinin çöplerinde son on yılda yaşananları, Türközü'ndeki Kürtlerin varoluş mücadelesinin izdüşümü ve hesabı olarak  ortak bir görsel tanıklıkla ortaya çıkartıyor...

Sergi açılırken, "Forum ve Panel" de düzenleniyor.

"Ateş ve Düğün" video sergisi ile birlikte, Türkiye'de zorunlu göçü ve bu göçün ardından neler yaşandığı ele alınıyor... Kotranıslı Kürtlerin de katılacağı geniş katılımlı 18 mart 2012 günü "Ateş ve Düğün: Zorunlu Göçten Kimlik Mücadelesine Uzanan 10 Yıl" başlıklı bir forum ve panel düzenleniyor. Forumda, Türközü'nde yaşayan Kotranıslılar ve kağıtçıların örgütlenmesi için çalışan aktivistler tanıklıklarını ve mücadelelerini paylaşıyorlar. Forumun ardından yer alan panelde forumdaki anlatıların ve tanıklıkların ışığında, Türkiye'de zorunlu göçün kapsamı, politik, sosyal ve ekonomik boyutları tartışılıyor. 

Devamını oku...

 

İster inanın ister inanmayın ama, şimdi : Sergi kategorisini görüntülemektesiniz

Eğer isterseniz?