Skip to Menu Skip to Content Skip to Footer
Para ile satın alınan sadakat,daha fazla para ile de satılır. SENECA

İnsan-Toplum-Evren Bağlamında Pınar Partanaz Resmi

Eklenme Tarihi 13 Şubat 2010

insan-toplum-evren-baglaminda-pinar-partanaz-resmi-pinar-partanaz-tual-uzerine-yagliboya-50x30-cm-2009
Pınar Partanaz, tual üzerine yağlıboya, 50 x 30 cm., 2009
insan-toplum-evren-baglaminda-pinar-partanaz-resmi-pinar-partanaz-tual-uzerine-yagliboya-115x75cm-2009
Pınar Partanaz, tual üzerine yağlıboya, 115 x 75 cm., 2009
insan-toplum-evren-baglaminda-pinar-partanaz-resmi-pinar-partanaz-tual-uzerine-yagliboya-115-75cm-2009
Pınar Partanaz, tual üzerine yağlıboya, 115 x 75 cm., 2009
insan-toplum-evren-baglaminda-pinar-partanaz-resmi-pinar-partanaz-tual-uzerine-yagliboya-100x75cm-2009
Pınar Partanaz, tual üzerine yağlıboya, 100 x 75 cm., 2009
insan-toplum-evren-baglaminda-pinar-partanaz-resmi-pinar-partanaz-tual-uzerine-yagliboya-100x75cm-2009
Pınar Partanaz, tual üzerine yağlıboya, 100 x 75 cm., 2009

Genç kuşak sanatçılardan Pınar Partanaz'ın son dönem çalışmalarının yer aldığı kişisel sergisi, 09 -30 Ocak 2010 tarihleri arasında Kızıltoprak Sanat Galerisi'nde (Kızıltoprak, Rüştiye Sok. 47/1, Kadıköy - 81030  İstanbul, Tel.: 216-418 38 06) sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

İstanbul Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi mezunu olan Pınar Partanaz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'ndeki lisans eğitiminin ardından Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Yeni çalışmalarında figür merkezli eğilimini sürdüren sanatçı kişisel sergisinde sıcak ve çarpıcı renkleriyle dikkat çeken eserleri sanatseverlerle buluştu.

Ressam Prof. Aydın Ayan, Pınar Partanaz üzerine şu hususları vurguluyor:

"Pınar Partanaz'ın desenlerine, özgün baskı resimlerine ve boya resimlerine baktığımızda, onun başından beri kendi içinde iniş çıkışları, zigzagları olmayan, kendisiyle barışık bir çizgi izlediği görülmektedir. Eskiz ve desen defterinden seçmiş olduğu çalışmalar ile açık-koyuya dayalı 'Özgün Baskı Resimleri' onun özelde çizgi ve ton değerlerine, genelde desene ve baskı tekniklerine hakim olduğunu belirgin bir biçimde ortaya koymaktadır. Bu belirleme, özellikle mesleki araştırma ve çalışmaların başlangıcında çok temel bir işlevi, dahası olmazsa olmaz bir niteliği olan desen öğreniminin Partanaz tarafından yeterince farkına varıldığının bir işaretidir. Nitekim sanatsal çalışmalarının geneline bakıldığında ilk döneminde ağırlıklı olarak toprak renklerin, özellikle de kahverengi ve okrların Barok biçem esintileri bağlamında kullanıldığı görülmektedir. Ancak, kahverengilerin başlangıçtaki baskın niteliği yerini giderek saturasyon dereceleri yüksek renk alanlarının kullanımına bırakır. Bununla birlikte soyutlama dozu en baskın olan resimlerinde bile desen sevgisi alttan alta kendini belli eder. Burada, Partanaz'ın renkçi bir ressamın renk kullanımından farklı olarak resim yüzeyinde yer yer saydam renk alanları oluşturmaya dayalı renkçi değil renkli bir çözüm arayışı olduğu özellikle belirtilmelidir. Partanaz'ın resimlerinde ayrıca, açık form ve açık kompozisyona dayalı, soyutlama dozunun değişik biçimlerde kullanıldığı temelde kübizm kaynaklı, ancak bununla birlikte kübizm sonrası (post-cubist) plastik çözüm arayışlarının belirgin etkilerinin olduğu bir anlayışla karşılaşılır. Belirtilmesi gereken bir başka nokta ise, Partanaz'ın Yüksek Lisans tezinin de konusu olan 'Portre'ye karşı olan yoğun ilgisidir. Bu ilgi bazen fotoğraf kaynaklı ve açık biçimde, bazen soyuta yakın bir anlayışta ve gizli bir biçimde resimlerinde yerini bulur."

Ümit Gezgin de Pınar Partanaz resminin çağdaş estetik dilini şöyle değerlendiriyor:

"Genç kuşak figür resminin içinde kendine özgü bir çizgi oluşturmuş ressamlardan biri olarak belirginlik kazanan Pınar Partanaz; figür kökenli resmini bir sentez gerçekliği içinde yeniden kurguluyor. Onun avantajı akademi ve tatbiki gibi iki farklı ekol yapısını sentezleyebilmesinde, giderek bu sentezi bireysel duyum ve algılayış noktasında aktarabilme gücünde yatmaktadır. Gerçekten de onun resimlerine bakıldığında soyut-kavramsal yönelimin içinde belirgin bir kimlik kazanan ve bireysel olanla, mekan ve toplumsal realiteyi; ama daha çok bireysel algı ve yorum boyutunda kavradığı insan-toplum-evren gerçekliğini lirik bir duyumsama noktasında nasıl da estetik kıldığını gözlemleriz... Pınar Partanaz hem kendi kişisel arkeolojisini kurguluyor ve bunu bir araştırma, dönüştürme temelinde yapıyor ve tüm bunu gerçekleştirirken de kendi estetiğini geçmiş ve çağdaş kategoriler içinde sentezliyor, hem de resmini bireysel kıldığı oranda, aynı zamanda herkesin de benimseyebileceği görsel-plastik değer şeklinde ortaya koyuyor. Bu da onu günümüz genç ressamları içinde ayrıcalıklı bir yere yerleştirmeye yetiyor..."

Ümit Gezgin: "Genç kuşak figür resminin içinde kendine özgü bir çizgi oluşturmuş ressamlardan biri olarak belirginlik kazanan Pınar Partanaz; figür kökenli resmini bir sentez gerçekliği içinde yeniden kurguluyor... onun resimlerine bakıldığında soyut-kavramsal yönelimin içinde belirgin bir kimlik kazanan ve bireysel olanla, mekan ve toplumsal realiteyi; ama daha çok bireysel algı ve yorum boyutunda kavradığı insan-toplum-evren gerçekliğini lirik bir duyumsama noktasında nasıl da estetik kıldığını gözlemleriz...



"Keşan" ve "Peştemal" ...

Eklenme Tarihi 02 Şubat 2010

kesan-ve-pestemal-asli-ozenin-tablolarinda-yeniden-hayat-buluyor
Aslı Özen, isimsiz, 70 x 50 cm. tual üzeri akrilik
kesan-ve-pestemal-asli-ozenin-tablolarinda-yeniden-hayat-buluyor
Aslı Özen, isimsiz, 70 x 50 cm. tual üzeri akrilik
kesan-ve-pestemal-asli-ozenin-tablolarinda-yeniden-hayat-buluyor
Aslı Özen, isimsiz, 70 x 50 cm. tual üzeri akrilik
kesan-ve-pestemal-asli-ozenin-tablolarinda-yeniden-hayat-buluyor
Aslı Özen, isimsiz, 70 x 50 cm. tual üzeri akrilik
kesan-ve-pestemal-asli-ozenin-tablolarinda-yeniden-hayat-buluyor
Aslı Özen, isimsiz, 70 x 50 cm. tual üzeri akrilik
kesan-ve-pestemal-asli-ozenin-tablolarinda-yeniden-hayat-buluyor
Aslı Özen, isimsiz, 75 x 50 cm. tual üzeri akrilik
kesan-ve-pestemal-asli-ozenin-tablolarinda-yeniden-hayat-buluyor
Aslı Özen, isimsiz, 100 x 70 cm. tual üzeri akrilik
kesan-ve-pestemal-asli-ozenin-tablolarinda-yeniden-hayat-buluyor
Aslı Özen, isimsiz, 100 x 70 cm. tual üzeri akrilik
kesan-ve-pestemal-asli-ozenin-tablolarinda-yeniden-hayat-buluyor
Aslı Özen, isimsiz, 75 x 50 cm. tual üzeri akrilik
kesan-ve-pestemal-asli-ozenin-tablolarinda-yeniden-hayat-buluyor
Aslı Özen, isimsiz, 100 x 120 cm. tual üzeri akrilik

Aslı (Çakar) Özen'in akrilik boya tekniğiyle yapılmış tablolarında "Keşan" ve "Peştemal" yeniden hayat buluyor.

İlk dönem resimlerinde, grafiksel anlatımı ağırlık kazanan konuları yağlı boya tekniği ile çalışan Aslı (Çakar) Özen, son dönem çalışmalarında, sosyal içerikli figüratif konuları mekan figür bağlantısı kurarak akrilik boya tekniği kullanıyor. Trabzon'a özgü yöresel dokuyu çalışmalarında konu edinen ressam, Trabzon, Ordu ve Giresun'da kadınların kullandığı; yerel tezgahlarda dokunan bir çeşit başörtüsü olan "keşan" veya  'Keşen' ile "peştemal"i, evrensel kaygılar içerisinde sanatsal ögeler kullanarak ifade ediyor. 

Aslı (Çakar) Özen ayrıca kil, ahşap, hamur seramiği ve taştan da küçük boyda heykelcikler üretiyor.

Aslı (Çakar) Özen

1956'da doğdu. Trabzon'lu olan ressam Samsun Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü'nü ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi'ni bitirdi.

Samsun Eğitim Enstitüsü'nde Adem Genç, Numan Aslan, Hüseyin Bilgin ve Fikri Cantürk'ün öğrencisi oldu.

Halen Gaziantep Özel Sanko Okulları Sanat Bölüm Başkanlığı'nı ve Sanko Sanat Galerisi seçici kurul üyeliğini yürütüyor. Resim çalışmalarına özel atölyesinde devam ediyor.

Eserlerinin Yer Aldığı Kataloglar

TÜSGAT Anadolu Sergileri, Konya, 2006
TÜSGAT Anadolu Sergileri, Adana, 2006
KPSD (AKM) Trabzon Günleri, Ankara 2009
KPSD (Çağdaş Sanatlar), Ankara, 2009
5. Sanat Fuarı (AKM), Ankara, 2009

Katıldığı Uluslararası Festivaller

Keşan Festivali, Trabzon, 2007
1. Femin –art, Trabzon, 2008
2. Femin –art, Trabzon, 2009
Art colony, Girne Amerikan Üniversitesi, Kıbrıs 2009

Katıldığı Fuarlar

Uluslararası 5. Sanat Fuarı AKM, Ankara, 2009
AKM Her Yönüyle Trabzon Etkinlikleri - Fuar, Ankara, 2009
AKM Her Yönüyle Trabzon Etkinlikleri - Fuar, Ankara, 2008

Online Sergiler (lebriz.com)

Cemal Reşit Rey 02-05-2009
Sanko Sanat 02-03-2009
Atölye Sergisi 01-02-2009
Atölye Sergisi 01-01-2010

Kişisel Sergileri

MTSO (Mersin Ticaret Odası) Mersin, 2010
Cemal Reşit Rey, İstanbul, 2009
Sanko Sanat Galerisi, Gaziantep, 2009
Çarşıbaşı Keşan Festivali, Trabzon, 2007
Sanko Sanat Galerisi, Gaziantep, 2007
Sanko Sanat Galerisi, Gaziantep, 2004
DGSG, Gaziantep, 1998
Arhavi Festivali, Artvin, 1983
Trabzon Fuar Sergi Salonu, Trabzon, 1981
DGSG, Trabzon, 1979

Seçme Karma Sergiler

Gaziantep Günleri, Ankara, 1991
Gaziantepli Sanatçılar, İzmir, 1990
TÜSGAT Anadolu Sergileri, Konya, 2006
TÜSGAT Anadolu Sergileri, Adana, 2006
Trabzonlu Sanatçılar; Trabzon, 1982
Gaziantepli Sanatçılar, Urfa, 1992
Gaziantepli Sanatçılar, Mersin, 1993
Gaziantepli Sanatçılar, Halep - Suriye, 2007
Ak Merkez Galeri Sev-art, İstanbul, 2009
Çağdaş Sanatlar - KPSD Üyeleri, Ankara, 2009
KPSD Üyeleri, Ordu 2009

Ödül

Gaziantep valiliği amblem yarışması 1.lik ödülü, 1992

 

 

 

"Epilepsi ve Ben"

Eklenme Tarihi 10 Haziran 2009

epilepsi-ve-ben-Hazal-Ceylan
'Epilepsi ve Ben' / Hazal Ceylan
epilepsi-ve-ben-Zekican-Sarisoy

'Epilepsi ve Ben' / Zekican Sarısoy

Sara ya da tıpta kullanılan adıyla epilepsi hastalığının başlıca belirtisi, tekrarlayan nöbetler. Bu nöbetler, her yaşta ve cinsiyette görülebiliyor. Epilepsi nöbeti, basitleştirilmiş şekliyle beyin fonksiyonlarında kısa süreli bozukluğa bağlı. Nöbetler, beyin hücrelerinde geçici ve anormal elektrik sinyali yayılması sonucu ortaya çıkıyor. Beyne ait gelişim bozuklukları, tümörler, beyin kanaması, beyinde hasara neden olabilecek enfeksiyonlar, kafa travmaları, yaşlılıkta ortaya çıkan Alzheimer hastalığı (bunama), inme gibi durumlar, epilepsi hastalığının ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Ayrıca, bazı epilepsilerin ailevi geçişli olduğu biliniyor. Bazılarında ise neden saptanamıyor. Epilepsi nöbetleri tek tip değildir, birçok değişik çeşidi mevcut. Nöbetler başlıca iki tiptedir: parsiyel (beyinde belirli bir bölgeden başlayan) ve jeneralize (belirli bir odağı bulunmayan, beyinde yaygın olarak başlayan). Jeneralize nöbetlerde bilinç kaybı olurken, parsiyel nöbetlerde bilinç kaybı olmayabiliyor. Basit bir göz kırpması ve ağız seyirmesi bile bir nöbet olabiliyor. Epilepsi, tedavi edilebilen bir hastalık. Buradaki en önemli amaç, nöbetlerin durdurulması. Tedavide çeşitli ilaçlar kullanılıyor. Bu ilaçlar, hastaların çoğunda nöbetleri başarıyla kontrol ediyor. Çeşitli ilaçlara rağmen nöbetleri devam eden hastalar, tedaviye dirençli kabul ediliyor. Ayrıca, uygun hastalarda, cerrahi tedaviyle başarılı sonuçlar alınabiliyor.

Sanofi-aventis ve Türk Epilepsi İle Savaş Derneği'nin işbirliğiyle bu yıl üçüncüsü düzenlenen "Epilepsi ve Ben" resim yarışmasının sonuçları açıklandı. 6 haziran'da Heybeliada'da yapılan törende, 6-11 yaş kategorisinde Hazal Ceylan'a, 12-16 yaş kategorisinde ise Zekican Sarısoy'a birincilik ödülü verildi.

 

 

Zeynep Bingöl Çiftçi ...

Eklenme Tarihi 15 Kasım 2008

zeynep-bingol-ciftci-bellekten-izler-istanbul
© Zeynep Bingöl Çiftçi

Zeynep Bingöl Çiftçi, "Bellekten İzler"de İstanbul'un vazgeçilemeyen karmaşası ve çarpıcı siluetlerini yepyeni bir formla buluşturuyor. Soyut resim çalışmaları ve çektiği İstanbul fotoğraflarının iç içe geçtiği foto kolajlarının yanı sıra, karışık teknik kullanarak gerçekleştirdiği şehir betimlemeleri ile İstanbul'un şehirli insana sunduğu çelişkileri gözler önüne seriyor.

 

 

 

"Bir Türk Güzeli"

Eklenme Tarihi 23 Mayıs 2008

heaphy-I. Heaphy: "Eine türkische Schönheit", Illustrierte Frauen-Zeitung, 13 Dezember 1875
I. Heaphy: "Eine türkische Schönheit", Illustrierte Frauen-Zeitung, 13 Dezember 1875

İstanbul Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti ve Orient'in "Avrupalı" için cazibeli bir kenti. Bu nedenle, yabancı seyyahların ve ressamların vazgeçilemez bir uğrak yeri. Keza, İmparatorluk'la alış veriş yapan tüccar için de. Bunlardan biri 1875 yılında Illustrierte Frauen-Zeitung'ta (13 aralık 1875) "Bir Türk Güzeli" (Eine türkische Schönheit) başlığıyla bir yazısı yayınlanan I. Heaphy.

Yazısında İstanbul'u çelişkiler kenti olarak tanımlayan Heaphy, insanı başka hiçbir şehirde görülemeyecek şekilde büyülemek ve baştan çıkarmak için, Orient'in hayatı ve geleneklerinin sıra dışı görüntüsü; ona büyük bir kervansaray görünümü veren değişik halkların "garip" karışımı; doğal ve yapay renklerin Şark'a özgü parlaklığı burada birleşir, bir sentez oluşturur, diyor.

Heaphy, İmparatorluğun başkentinde "ortalıkta kadın yüzünün yokluğundan" hayıflanıyor; bunu tedirgin edici bir duygu olarak kaydediyor. Diğer Müslümanların yoğunlukta yaşadığı diğer şehirlerin önemli bir kısmında kadınların çoğunluğunun "yüz örtülmeyen" aşiretlerin üyeleri olduğuna dikkat çekiyor. Yaşı ve sosyal statüsü ne olursa olsun her kadın, yüzünü "yaşmak" denek altı zollen uzunluğunda bir şeyle örter, diyor.

Heaphy, Türk kadınıyla ilgili özetle şunları da kaydediyor:

"Türk kadının ayaklarıyla ilgili pek sıkıntısı bulunuyor. O her an çarşıya gidip kendine papuç alabiliyor. Çorapsız ayağını sürekli giyebileceği uygun bir papuç alıncaya değin, altın işlemeli bir papuçtan diğerine sokuyor... Türk kadını için papuç, kullanım eşyasından ziyade süs eşyası anlamına geliyor. Papuçlarını sık sık ayağından çok, elinde taşıyor. Ancak, bu durum, onun yalınayak olduğu anlamını taşımıyor. O, uzun sarı ve oldukça güzel yapılmış çizmeler giyiyor. Kadınlar ideal ayaklara sahip olmakla birlikte, ayak için eni çok geniş olan en kaba ayakkabıyı ayaklarına geçiriyorlar. Bu ayakkabılarla da ayakta güç durulan işlemeli terlikleri giyiyorlar. Onun için de ağır yürüyorlar.

Şarklılar, resimlerine sahip kişilerin etkisi altına gireceklerine inanıyorlar. Onun için kadın resmi yapabilmek zordur. Bunun için tüm uğraşların neticesiz kaldı. Resim yapmak denemelerinden vazgeçtiğimde, ışıktan yararlanabilmek için oturduğum evin penceresinin dibinde resim yaparken, karşıdaki evden gizlice bakan yaşmaklı bir yüzü gördüm. Bakıştım ve başımla hafif selamladım. Ardından pencere ziyaretleri sıklaştı. Karşımdaki saatler boyunca dikkatle çalışmamı izlemeye başladı. Gelenekleri bilen bir sanatçı dostum, bu bayana bir kutu şeker göndermemi önerdi. Zira, Türk kadınları tatlı ve şekere düşkün. Çok güzel bir şekerleme kutusu gönderdim. Şüphesiz kabul edildi. Hem de pencerede arkaya atılmış yaşmakla, yendi. Gerçek bir Şark kadınının yüzünü ilk kez böylelikle görebildim. Ancak, ne zaman resim yapabilmek için dikkatle baksam, sırtını çeviriyordu. Büyük bir resim yapıyor gibi göründüm ve büyük resim sehpasının yanına daha küçük bir tuval koydum. İkinci şekerleme kutusunun yardımıyla resmi tamamlayabildim..."

Bkz. I. Heaphy: "Eine türkische Schönheit", Illustrierte Frauen-Zeitung, 13 Dezember 1875.

 

İster inanın ister inanmayın ama, şimdi : Resim kategorisini görüntülemektesiniz

Eğer isterseniz?