Hüseyin Albayrak ve Ali Rıza Albayrak'tan "Bâtınî Nefesler"
Eklenme Tarihi 12 Şubat 2008
![]() |
![]() |
Daha hiçbir varlık yok iken kâinatta
Kâinat nokta idi kudret kandilinde
Aşikâre döküldü nur sırr-ı küntü kenz'de
Eşya vücûd buldu üstazın nutk u nefesinde
Hasan Albayrak (Âşık Pervane)
Alevi-Bektaşi inanç geleneğinde tasavvufî ilham ve de görüşlerin nesir ile ifadesi tercih edilen bir yöntem değildir. Bu tür bir ifade biçiminin, zahitler (tasavvufî zevk ve neşe'den yoksun olanlar) nazarında yaratacağı tepkilerin tasavvuf ehline ve yollarına zarar verebileceği düşüncesiyle, bu zevk ve de neşenin "nefes" örgüsü tarzında anlatılmasına önem verilmiştir. Ancak bu anlatım tarzı, simgesel ve alegoriktir. Yani nefeslerde kullanılan kelimeler, sözlük anlamlarının yanı sıra simgesel ve benzetmeli anlamları da içerir. Bu yöntem; anlamları saklamak, sezgiyi ve keşfi harekete geçirmek içindir. Nefeslerdeki simgesel-alegorik yani katlı anlatım tekniği, aynı inancı taşıyan muhiblere, gelenekte kullanılan deyimiyle "sırrı faş etmeme" yani sırrı açığa vurmama ilkesine uygun olarak muhabbet edebilme olanağı sağlamıştır. Böylelikle inanca ilişkin öğretiler, kelime ve kavramlar zahiri ya da ilk anlamları içinde saklanarak aktarım sağlanabilmiş ve muhibler arasında zamanla bir tür "sır dili" oluşmuştur. Alevi-Bektaşi erkânı ve yolu gereğince deme ve nefeslerdeki anlatımda simgeler ve benzetmeler, karşıtların birliğini içerir. Yani bu anlatım tarzında, zıt gibi görünen aslında bir bütünü oluşturan, Hakk'ın iki veçhesine, "zahir" ve "batın" birliğine göndermeler yapılmaktadır. Batın kelime anlamı olarak; iç, gizli, derun, gizli alem anlamlarına gelmektedir. Aynı zamanda Allah'ın 99 isminden biridir. "Evvel O'dur, Ahir O'dur, Zahir O'dur, Batın O'dur" (Hadid Suresi)
Yol, vücûd şehridir kapısıda gönül
Kapıyı açan girer ilmin şehrine
Vücûd'dan içeri bakan erenler
Zahir Batın'ı görür kendinde
Hasan Albayrak (Aşık Pervane)
Biz bu çalışmamızda naçizane olarak Alevi-Bektaşi inancının ve yolunun tasavvufî derinliğini en iyi şekilde yansıttığına inandığımız deme ve nefesler içersinden çalışmamızın da izin verdiği ölçüde bir seçki yapmaya çalıştık. Bunu yaparken de Hasan Albayrak (Âşık Pervane) erenlerimizin, muhabbet deminde irticalen (doğaçlama) bestelediği sözleri Seyyid Nesimi, Virani, Harabi, Sıdkı Baba ve Rıza Tevfik'e ait olan ve de derunî anlamlar içeren nefeslere yer vermeye gayret ettik. Ayrıca dinleyen canlara kolaylık sağlaması açısından söz konusu nefeslerde geçen Arapça ve Farsça kelime ve kavramların Türkçe karşılıklarını vermeye çalıştık.
Hakk'ın mekânını sorarsan ey kardaş
Göz feriyle görülmez o mekân kardaş
Aşkın gözüyle görülür kardaş
Hakk'ın yurdu aşktır bilesin ey kardaş
Hasan Albayrak (Âşık Pervane)
Hakk erenler yardımcımız ola. Her dem aşk için olsun.
Albümdeki Kayıtlar
Gel Derviş (Rıza Tevfik / Müzik: Hasan Albayrak [Âşık Pervane]) 5'40''
Ya Hü (Harabi / Müzik: Hasan Albayrak) 6'21''
Aşk (Harabi / Müzik: Hasan Albayrak) 5'03''
Efsane (Sıdkı Baba / Müzik: Hasan Albayrak) 6'41''
Severim Sultan Cemali (Sıdkı Baba / Müzik: Hasan Albayrak) 4'18''
Ey Zahid (Harabi / Müzik: Hasan Albayrak) 4'42''
Merhaba (Seyyid Nesimi / Müzik: Hasan Albayrak) 5'20''
Biz (Harabi / Müzik: Hasan Albayrak) 5'24''
Yedi Derya (Virani / Müzik: Hasan Albayrak) 6'04''
Zühd-ü Riya (Harabi / Müzik: Hasan Albayrak) 5'53''
Mecma-ül Bahreyn 5'12''
Nefes Arası (Yöre İmranlı / Sivas) 4'50''
CD - Yapım: Kalan Müzik - Hasan Saltık; Yönetmen ve Düzenlemeler: Ali Rıza Albayrak - Hüseyin Albayrak; Grafik Tasarım: Ümit Erzurumlu; Kayıt: Stüdyo Sistem; Ton Maister: Hasan Karakılıç; Mix: Hasan Karakılıç - Ali Rıza Albayrak; Mastering: Raza Okçu - Hasan Karakılıç; Editing: Hasan Karakılıç
- ahir odur
- aynı inancı taşıyan muhiblere
- batın odur hadid suresiyol
- bu zevk ve de neşenin nefes örgüsü tarzında anlatılmasına önem verilmiştir. ancak bu anlatım tarzı
- derun
- gelenekte kullanılan deyimiyle sırrı faş etmeme yani sırrı açığa vurmama ilkesine uygun olarak muhabbet edebilme olanağı sağlamıştır. böylelikle inanca ilişkin öğretiler
- gizli
- gizli alem anlamlarına gelmektedir. aynı zamanda allahın 99 isminden biridir. evvel odur
- hakkın iki veçhesine
- harabi
Hüseyin Mor: Batıni ...
Eklenme Tarihi 20 Ocak 2008
Anadolu Âşık Müziği'nde, Âşık Mahzuni Şerif bir kırılma noktasıdır. İç ve dış göç, değişen toplumsal koşulların sonucu, kırılan fay hattı Halk Müziği'nde büyük bir kırılma ve altüst oluş yaratmıştır. Bazı müzik eleştirmenleri Âşık Veysel'i Anadolu Âşık Müziği'nin son halkası ilan etmişlerdir. Oysa bu doğru bir yaklaşım değildir. Böyle bir yorum aynı zamanda Halk Müziği'nin sonu anlamına gelir ki, bu eşyanın tabiatına aykırıdır. Âşık Mahzuni ile gelen kırılma Halk Müziği'nde bir çiçeklenme ve değişim meydana getirmiştir. Bir esneme ve zenginlik yaşayan Halk Müziği büyük bir transformasyon geçirmiştir.
Ruhi Su'nun çok temiz bir Türkçe diksiyonla yaptığı hazine değerindeki albümleri, Zülfü Livaneli'nin bir Alevi dedesinden öğrendiği „bağlama düzeni" ya da "dede perdesi" denilen saç çalma tekniğiyle, İsveç'te 12 Mart'ın acıları ile söylediği türküler, Arif Sağ'ın bağlamada rönesansı başlatan "İnsan Olmaya Geldim" albümü ve Erkan Oğur'un "Türkülerin bara düştüğü" bir dönemde gelen "Gülün Kokusu Vardı" albümündeki lirik, saf ve otantik yorumu halk müziğimizdeki zenginleşmenin, değişimin ve çiçeklenmenin belirgin örneklerini oluşturuyor.
Hüseyin Albayrak ve Ali Rıza Albayrak kuzenlerin yeni albümü "Şah Hatayi Deyişleri" Kalan Müzik'ten çıktı fakat öncesi var; "Batıni Nefesler". 2003 yılında yine Kalan Müzik'ten çıkann Batıni Nefesler Halk Müziği'ni yenileyen bir albüm. Alevi-Bektaşi sözlü geleneğinin tasavvuf boyutunun batıni nefeslerini içeren bu önemli albüm, son yıllarda çıkan en iyi çalışmalardan biri.
Aleviler Anadolu'da asırlar boyu hayatta kalabilmek ve inançlarını gelecek kuşaklara aktarabilmek için "sır içinde sır saklamak" desturu ile nefeslere ve deyişlere sığınmışlardır. Bu yüzden Alevi inancının taşıyıcısı nefeslere deruni ve batıni anlamlar yüklemiştir.
Alevi-Bektaşi geleneğinde, inancın nesir (düzyazı) ifadesi tercih edilen bir yöntem değildir.
Alevi-Bektaşi inancının kitabı nefeslerdir. Alevi-Bektaşi inancı nefeslerle yarına aktarılırken batıni bir biçime dönüşür. Osmanlı'nın kılıcını hep boynunda hisseden Aleviler simgesel anlatım tarzı ve alegorik, katlı anlatımlara yönelmişlerdir. Nefeslerde kullanılan sözcükler, sözlük anlamları yanında simgesel ve batıni anlamları da içerirler. Bu alegorik yöntem anlamları saklamak, sezgiyi ve keşfi harekete geçirmek ve bir sır aktarmak içindir. Böylece Alevi-Bektaşi öğretisi, sözlük anlamları dışında saklanarak ve sır edilerek aktarım sağlanbilmiştir. Alevi-Bektaşi deyişlerindeki sembolik ve alegorik anlayışı tek Osmanlı baskısına bağlamak biraz eksiklik olur. Bu anlayış aynı zamanda zamanın estetik kaygılarından kaynaklanmaktadır. Bir estetik yaratmadır.
Alevi-Bektaşi erkanı inancı, deyiş ve nefeslerdeki anlatımda simgeler ve benzetmeler karşıtların birliğini içerir. Bu anlatım tarzı, zıt gibi görünse de bir bütünlük oluşturur. Alevi-Bektaşi ozanlarının nefeslerindeki Turna, Şah, Hz. Ali ve Kandil gibi simgelerin anlamı sözlük anlamlarının dışında içeriklere sahiptir.
Alevi-Bektasi inancının en önemli ögelerinden birisi büyük Hallac-ı Mansur'la başlayan, Nesimi ile doruğa çıkan Enel Hakk düşüncesidir. Doğadaki her varlığı Tanrı'nın bir sureti sayan, Kamil İnsan'da Tanrı'yı gören "İnsana secde ederken Tanrı'ya secde ettiğine inanan" Enel Hakk (Ben Tanrıyım) diyen, Avrupa, engizisyonun karanlık Ortaçağı'na kapanmışken, Anadolu'da bir "Aydınlanma"yı başlatan Alevi-Bektaşi ozanlarını anlamadan Edip Harabi'nin,
Can kulağı ile sözüm dinleyin
Ey arifler ehl-i Hakk'a söyleyin
Birleşerek beni tavaf eyleyin
Çünkü Lamekan'ın mekanı oldum
bu nefesindeki batıni boyutu anlamamız imkansız. Lamekan, geleneksel Alevi-Bektaşi şiirinde en sık kullanılan mazmunlardan biridir. Sözlükteki karşılığı "mekansızlık" olsa da tasavvufta mekandan "münezzeh, arınma, ezeli ve ebedi olma" anlamında kullanılır Allah'ın sıfatlarından biridir. Ancak Alevi-Bektaşi tasavvufundan sırr-ı hakikate ulaşmış İnsan-ı Kamiller için de kullanılır. Peki Tanrının sıfatlarından biri, Kamil de olsa, bir adem oğlu için nasıl kullanılabilir sorusunun cevabı "Enel Hakk" düşüncesidir. 19'uncu yüzyılın önemli düşünür ve ozanı Edip Harabi "Birleşerek beni tavaf eyleyin" diyor. Tavafın sözlük anlamı etrafını dolaşma, ama esas anlamı Hacı olmak için Kabe'nin etrafında dolaşarak ziyaret etmektir. Edip Harabi "Ben" derken, insanı kastettiği açıktır. "Ben Kabeyim" diyor. Kabesi inasan olan Alevi-Bektaşi öğretisinin temeline işaret ediyor. Alevilik, Kabesi insan olan bir inançtır. Sonra gelen dize daha da felsefi "Çünkü Lamekan'ın mekanı oldum." Mekansızlığın, hiçliğin, mekanıyım diyor. Lamekan'ın Allah'ın sıfatlarından biri olduğunu hatırlarsak, "Tanrı'nın mekanı oldum." Enel Hakk düşüncesinin daha ince bir felsefi bir anlatımı gizlidir bu nefeste.
Batıni Nefesler, Alevi-Bektaşi Tasavvufu'nun batıni boyutlarını çok bütünlüklü bir tema etrafında aktaran nefeslerin yanı sıra çok gelişmiş müzika alt yapısı ile de çok olgun bir albüm.
Âşık Pervane mahlası ile saz çalıp besteler yapan Hasan Albayrak'ın muhabbet deminde irticalen (doğaçlama) bestelediği Seyyid Nesimi, Virani, Harabi, Sıtkı Baba ve Rıza Tevfik'e ait olan batıni anlamları içeren nefeslere yer verilmiş.
Daha ilk albümde kendi müzik evrenini ve özgün tarzını yaratan Albayraklar ikilisi, Halk Müziği'ne yeni bir soluk getirmiştir. Albümün yönetiminden, düzenlemelerine bağlama, divan, şelpe, ruzva (balta saz), cura ve haydari bağlamanın çalınması, yorumların icraları, Hüseyin ve Ali Rıza Albayrak tarafından gerçekleştirilmiştir. Anadolu Âşık geleneğini sürdürürken aynı zamanda yeniliyorlar. Eski ile yeni olanın çok güzel bir sentezini yapıyorlar. Albayrak kuzenlerin yorumculuğu ise son dönemde rastlayamadığımız samimi ve lirik tarzıyla türkülerin popüler hale getirilerek içinin boşaltılmasına, hızlı tüketilen bir madde haline getirilmesine karşı duruştur. Halk Müziği'nde yeni bir tarzın başlangıcı bir başyapıt ile karşı karşıyadır.
Ortaçağ karanlığında gericiliğe ve bağnazlığa karşı yaratılan "Anadolu Rönesansı" ve Aydınlaması'nın taşıyıcısı nefesleri dinlerken merkezine insanı, hayatı ve doğayı koyan Ulu Ozanlar'ın nasıl bir evrensel hümanizma yarattığını görüyoruz.
Hüseyin ve Ali Rıza Albayrak'ın ikinci albümü Şah Hatayi Deyişleri yine Kalan Müzik'ten çıktı.
Hem batıni nefesleri hem de Şah Hatayi Deyişleri'ni dinleyin. Anadolu toprağının kadim sesini, insan elinin bir kuru dut dalından ve telden çıkarabildiği tınılarını, insanın ölüme ve acılara karşı, sözden başka bir şeyi olmadığı sessiz bir çığlık olarak yüreğinizde duyun. "Sükut-u aşka uğrayalara" adanan bu güzel albümü bize sunduğunuz için aşk olsun size Albayraklar ikilisi.
Mükemmel bir müzikal yapı ve özgün yorumlarıyla Batıni Nefesleri'nin açtığı yoldan yürüyorlar. Şah İsmail'in Hatayi mahlası ile yazdığı deyişlerden bir seçmeyi içeriyor albüm.
Şah İsmail'in 1514 yılında Çaldıran Ovası'nda Yavuz Sultan Selim'in komutasındaki Osmanlı ordusu ile yaptığı savaşta yenilmesi, Anadolu Alevileri'ne karşı katliam ve zulmün artmasına neden olmuştur. Onbinlerce Alevi kılıçtan geçirilmiştir. Safavi Devleti'nin, Osmanlı Devleti ile girdiği bu iktidar kavgası, Anadolu Aleviliği'ne büyük acılar yaşattı. 1501'de Tebriz'i ele geçiren İsmail, şahlığını ilan etti. Bu süre içinde Anadolu'da Erzincan'a kadar gelen Şah İsmail, Anadolu Türkmenleri ile ilişkilerini güçlendirdi ve Türkçe Şah Hatayı mahlası ile şiirler yazdı. Şah Hatayi nefeslerinin Anadolu Alevileri üzerinde derin etkileri vardır. Güçlü ve güzel Türkçe nefesleri ile kendinden sonra gelen ozanları etkilemiştir. Şah Hatayi deyişlerinde insan, doğa ve yaşama sevinci doruğa çıkar. Şiirlerinde Savafi Devleti'nin hükümdarı iken, yenilmenin ve tahtı kaybetmenin hüznünü anlatır. Bir inanç için acı çekmenin erdemini "Bir derdim var bin dermana değişmem" deyişi ile en güzel ifade eder. Bir davaya inanmanın, o yolda kavga etmenin, yükünü çekmenin güzelliğini anlatır. Bir dava ve inanç için dert çekmeyi bin dermana değişmez Ozan Şah Hatayi. Albümün en güzel şüphesiz. "Muhabbet bağında güller açtıran, yükünü lal-ı gevher mercan saçtıran" bir dert bu. Ali Rıza Albayrak'ın bu deyişe yaptığı beste, söz ile müziğin, bir ırmağın deniz ile kavuşması gibidir.
Şah Hatayi deyişlerinden Erkan Oğur, İsmail Hakkı Demircioğlu Aynur ve Ulaş Özdemir mihman sanatçı olarak katılıyorlar. Erkan Oğur, kendi bestesi olan bir Şah Hatayi deyişini; "Eksiklik kendi özümde" yine kendi yorumluyor. Kopuz eşliğinde çok güçlü bir yorum. Müziğin bir "ruh göçü" olduğunu duyumsatıyor. Bu türkü sadece vokal ve kopuz ile kaydedildi. Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu albüme katkılarının yanı sıra, müziği bir derviş ortamında, doğuya özgü bir "ortaklık" anlayışı ile paylaşırken, Şah Hatayi deyişlerinin "olmazsa olmaz"ını oluşturuyor.
Hem batıni nefesleri hem de Şah Hatayi Deyişleri'ni dinleyin. Anadolu toprağının kadim sesini, insan elinin bir kuru dut dalından ve telden çıkarabildiği tınılarını, insanın ölüme ve acılara karşı, sözden başka bir şeyi olmadığı sessiz bir çığlık olarak yüreğinizde duyun. "Sükut-u aşka uğrayalara" adanan bu güzel albümü bize sunduğunuz için aşk olsun size Albayraklar ikilisi.
Yazıyı bitirirken hissetiğim bir eksikliğe işaret etmek isterim; Albümde Şah Hatayi'nin o güzel deyişi "Güldür gül"ün eksikliği hissediliyor.
Gülden terazi yaparlar,
Gülü gül ile tartarlar,
Gül alırlar, gül satarlar,
Çarşı pazarı güldür gül
Kıblesi para, Tanrı'sı kar olan "yalan dünyaya" karşı Şah Hatayi'nin "Gülden terazi yapılan, gülü gül ile tartılan, gül alınan, gül satılan, çarşı pazarı gül olan" insanlığın ortak hülyası dünyanın özlemiyle...
Discografi: Batıni Nefesler, Kalan Müzik, 2003
Şah Hatayi Deyişleri, Kalan Müzik, 2004
İki albümde Cem ve ...
Eklenme Tarihi 31 Ekim 2007
![]() |
Türkiye'de "Pop" müziğin adeta patlama yaptığı ve kamuoyunun sanki yerden mantar bitercesine ard arda yeni yeni seslerle tanıştığı 1990'lı yılların ortalarına doğru, ABD'den gelen bir ikili dikkat çeker. Cemali'dir bu.
İkili 1995 yılında "Duymak İstiyorum" adlı albümleriyle müzik listelerine girer. Farklı müzik stili, müziği yorumlama ve anlatım üslûplarıyla odak noktası haline gelir. Birbirinden ilginç kıyafetleri ve kliplerindeki kamuoyunda alışılmışın dışındaki danslarıyla gözler önündedirler artık.
İlk albümleri "Duymak İstiyorum"da, aynı adlı eserin yanı sıra, "Şimdi Hayallerdesin" adlı eserleri, kısa sürede Dj ve Vj lerin vazgeçemedikleri favorileri arasında yer alır.
"Duymak İstiyorum"da dikkat çeken önemli noktalardan biri, albümün tüm eserlerinin söz ve müziklerinin "Cem-Ali" tarafından yapılmasıdır. Bu albümde, söz konusu eserlerin dışında "Biliyorum Sonunu", "Hoşgeldin", "Deli Ali", "Sev Beni", "Neşe Katalım", "Bunca Sözler", "Bil Kendini", "Dönence" adlı parçalar da seslendirilir.
Yapılan söyleşilerden "Cemali"nin Cem ve Ali adında iki kardeş olduğunu öğrenir meraklısı.
Cem'in ABD'de San Francisco'da ünivesitenin psikoloji bölümünü bitirdiği; Ali'nin ise sinema eğitimi ve yönetmenliği ihtisaslaştığı, bu konuda magister yaptığı artık bilinenler arasındadır.
İkilinin 1997'de "Youh Youh" adını koydukları ikinci albümleri Türk müzik piyasasında müzik severlerle buluşur.
Bu albümde de Mahzuni'nin eseri dışındaki bütün söz ve müzik "Cemali" imzasını taşır. "Cemali" (Cem-Ali) alternatif üslûplarıyla, Mahzuni'nin "Yuh Yuh" adlı eserini yeniden yorumlar. İkili için bunun çıkış noktası, bir tür başkaldırıdır. Bunu şu şekilde açıklarlar: "Radyo ve Tv'lerde çoğunluk vur-patlasın yaparken, birden araya ‘Yuh-Yuh' girsin istedik; çünkü, memleketimizde ve dünyada yuhalanacak çok sey var"...
Türkiye'de "McDonalds kuşağı"nın müzik açısından alternatif arayışlara girmesine yön veren önemli albümlerden biri olan "Youh Youh"ta, Mahzuni'nin "Yuh Yuh" eserinin dışında, "Dön Bana", "Nerdesin?", "Dokunmayın Güneşe", "Bir Yudum Sevgi", "Deli Oğlan", "Sevgisiz Olmuyor", "Sever misin O Zaman", "Hep Öyle Kal", "Solgun Yine", "Dön Bana" adını koydukları eserler, meraklısına sunulur.
Albüm, "Sever misin O Zaman" adlı eserle başarıya ulaşır.
- ?ence adlı parçala e. yapılan söyleşierdecmalinin cem ve ali adında iki kardeş olduğunu öğek cemin abdde san franciscoda ünivesitenin psikoloji bölümünü bitirdiği alinin ise sinema eğitimi ve yönetmenliği ihtisaslaştığı
- ?lan
- ?n bana adını koydukları eserler
- abdden gelen bir ikili dikkat çeker. cemalidir bu. ikili 1995 yıl? duymak istum adlı albümleriyle müzik listelerine girer. farklı müzik stili
- albümün tüm eserlerinin söz ve müzikrinine ali tarafından yapılmasıdır. bu albümde
- aynı adlı eserin yanıra
- bid sevgi
- bir tür başkaldırıdır. bunu şu şekilde a??lrlar radyo ve tvlerde çoğunluk vur patlasın yaparken
- birden araya ?yuh yuh girsin istedik çünkü
- bu konuda magister yaptığı artık bilinened ikilin197deu youh adını koydukları ikinci albümleri türk müzik piyasasında müzik svu. bu albümde de mahzuninin eseri dışındaki bütün sö m?ziemali imzasınaş?remali cem ali alternatif üslûplarıyla
İster inanın ister inanmayın ama, şimdi : Müzik kategorisini görüntülemektesiniz









