Aydan Birdevrim: Anadolu Kapı Tokmakları ve Bu Formlardan Yola Çıkarak Üretilen Çağdaş Seramik Formlar
Eklenme Tarihi 02 Şubat 2012
| Aydan Birdevrim: Anadolu Kapı Tokmakları ve Bu Formlardan Yola Çıkarak Üretilen Çağdaş Seramik Formlar |
![]() |
![]() |
![]() |
| Aydan Birdevrim - 1963 yılında Bursa'da doğdu. 1985 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Cam-Seramik Bölümü'nden mezun oldu. 1986'da atölyesinde özgün seramik çalışmalarına başladı. 1997'de Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Prof. Dr. Erdinç Bakla danışmanlığında yüksek lisansını tamamladı. 1993 yılında İstanbul Üniversitesi T.B.M.Y.O. Cam Seramik, Çini İşlemeciliği programında öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. 2003 yılında İstanbul Üniversitesi T.B.M.Y.O. Çini İşlemeciliği Program Başkanlığı görevine getirildi. 2004'te Yıldız Porselen Fabrikası için özel tasarımlar yaptı. Pek çok karma sergiye katılan sanatçının, 10 kişisel sergisi bulunuyor. Halen İstanbul Üniversitesi cam seramik ve çini programında ders veriyor.. |
"Kapı, Anadolu evinde önemli ögedir. Ailenin sosyal ve kültürel kimliğini belirler. Tokmaklar da aynı şekilde içeride yaşayan topluluğun sosyal durumunu simgeler. Zenginin kapı tokmağı kalın, ağır süslü, pirinçtendir. Fakirin ise ince, basit, demirden ve halkadandır. Kimi, kapıların üzerinde ana tokmakların altında ikinci bir tokmak vardır. Kapıdan büyük tokmağın sesi geliyorsa, gelen misafir erkek, küçük tokmağın sesi geliyorsa gelen misafir kadındır. Zor durumda kalan birinin kapı halkasını tutması kapıya sığınmak anlamındadır. Bektaşilerde kapı üç kere çalınırdı. Birincisi Allah, ikincisi Muhammed, üçüncüsü Ali'yi ifade etmekteydi. İki kanattaki halkalar birbirine kurdela ile bağlanmışsa evde kimse yok demektir. El formundaki tokmaklarda kimi elde yüzüğün hiç olmaması, kimi elde orta parmakta veya yüzük parmağında yüzüğün olması ev sahibinin bekar, evli ya da dul oluşunu simgeler. Eve gelen konuk tanıdıksa kapıdaki halkayı, yabancıysa kapı tokmağını vurmaktadır. Böylece ev sahipi evdeki durumu ona göre ayarlar. El şeklindeki tokmakların kapıya vuran kısmında iyiliği, bolluğu, sonsuz hayatı simgeleyen nar meyvesi bulunmaktadır. Kişinin içeridekilerle ilk teması bu bereket sembolünü tutan ele dokunarak başlar. Kapı halkalarının bir kurdela ile sıkı sıkı bağlanması evde kimsenin olmadığını, gevşek bağlanması evdeki kişinin yakın zamanda döneceğini, sadece bir halka bağlandığı takdirde evde insan olduğunu gösterir."
[KanalKultur] - Mimarlık yapısı sadece üstü örtülmüş duvarlarıın hapsettiği barınacak yer değildir. Birtakım yollara başvurularak daha hareketli, daha yaşamı güzelleştirecek biçimlere ulaştırılabilir. Bunun çeşitli örneklerinden biri de kapı tokmaklarıdır.
Kapıyı çalıp ziyareti evdekilere haber vermeye, tutup çekerek kapatmaya yarayan halka ve tokmaklar; yalnızca fonksiyonlarıyla değil, estetik değerleri bakımından da bir devrin sanat görüşünü, anlayışını dile getiren eserlerdir.
Tokmak adını verdiğimiz aksam, belirttiğimiz gibi ses duyurmada kullanılır.
Tek parçadan oluşan tokmak, köçek adı verilen bağlantı halkası ile kapıya takılır.
Tokmağın altında ayna dediğimiz süsler bulunmaktadır. Bazen de tokmak olduğu gibi takılır.
Tokmak kolu vurulduğunda ses çıkarılması için alt ucunda yine kanat tahtasına çakılmış bir kabaraya vurulur.
Kapı kanatları üzerinde yardımcı unsur olarak görev alan halkalar, yuvarlak bir halka aynasının ortasına çakılır. Bunların da tokmak yerine geçen çeşitleri vardır. Bu halkalara şakşak veya çekecek de denilmektedir.
Tokmaklardaki Figürlerin Kökeni
Kapı tokmaklarının her biri değişik biçimlerde yapılmış olup üzerlerinde kartal, kuş, yılan, ejder gibi hayvan şekilleri, insan ve Medusa figürleri, stilize edilmiş bitki motifleri ile birlikte geometrik desenler bulunmaktadır.
Bu figürler zaman içinde değişime uğramışlar, Müslümanlığın kabulünden sonra hayvan ve insan tasvirleri azalmaya başlamış bir süre sonra da yok olarak yerlerini sade şekillere, halkalara, oval ve yuvarlak formlara bırakmışlardır.
Bütün bunların tesadüf olmadığı insanların inanışları ve töreleri doğrultusunda geliştiği ortadadır. →
Nuran Elmacı: Doğum ...
Eklenme Tarihi 13 Haziran 2011
| Nuran Elmacı: Doğum Gelenekleri: Bakacak Köyünün Dünü ve Bugünü |
![]() |
![]() |
Giriş
[KanalKultur] - Bakacak köyü Diyarbakır'a 40 km uzaklıkta ilin güneydoğusunda Bismil ilçesine bağlı bir Alevi mezhepli bir köydür. Köy halkının ana dili Türkçe'dir. Kendilerinden Türkmen olarak söz ederler. 10. yüzyıldaki Türkmen akınları sırasında Diyarbakır'da kaldıkları kuvvetle olasıdır.
Bu makalenin verileri iki farklı zamanda yapılan iki araştırmadan elde edilmiştir. Araştırmalardan birincisi, 1974'te doktora tez çalışması olarak yapılmıştır. Tez çalışmasının ana varsayımı farklı sosyo-kültürel yapılarda doğum uygulamalarının ve inanışlarının farklılığını göstermek üzerine kurulmuştur. Bağlı olarak, farklı sosyo-kültürel yapıları temsil eden göçmenler ve Kürtçe konuşan Sarıtoprak köyü eşliğinde Alevi mezhepli Bakacak köyü araştırma kapsamına alınmış, farklı sosyo-kültürel yapılarda geleneksel inanışların ve uygulamaların modern sağlık hizmetlerinin alınmasını nasıl etkilediği gösterilmiştir (Elmacı 1974).
1998'de yaklaşık 25 yıla yakın bir aradan sonra "Neler değişti, Ne kadar değişti, değişmeyi/değişmemeyi yaratan etkenler nelerdir?" sorularının yarattığı merakla yeniden Bakacak köyüne gidildi. Gebelik başlangıcından doğumun 40. gününe kadar doğum geleneklerindeki değişmeler saptandı (Elmacı/Ergenekon 2000). Bağlı olarak bu makaledeki bilgiler iki başlık altında sunuldu.
Bakacak Köyünün Dünü ve Bugünü
Her iki araştırmada da Bakacak köyü hanelerinde (%50) niteliksel ve niceliksel sorularla yapılandırılmış görüşme formları aracılığıyla bilgi toplanmıştır. 1998 araştırmasında eski ve yeniyi birlikte tartışmak amacıyla 5-6 kişilik kadın gruplarıyla -odak grup görüşmelerine- ağırlık verilmiştir.
A) Bakacak Köyünün Dünü
1.Sosyo-Kültürel Yapıya İlişkin Özellikler
1.1 Nüfus
Doğum ve doğumla ilgili olarak yapılan çalışmalar da nüfus özelliklerinin incelenmesi önem taşır. Nüfusun cinsiyete göre dağılımı, nüfusun yaş gruplarına göre incelenmesi (doğum oranı, doğurgan yaştaki kadınların toplam nüfusa göre oranları), nüfusun genç veya yaşlılığı doğumla ilgili birçok sorunlara açıklık kazandırmaktadır. →
Ön-Asya Etnografyası ...
Eklenme Tarihi 22 Mart 2011
![]() |
| 'Köseler'de Gelin Elbisesi' - Köseler, Kıbrıscık - Bolu (~ 1960) / İsmail Engin koleksiyonu [KanalKultur] |
[KanalKultur] - Köseler'de Gelin Elbisesi: Gelinin ayaklarında lastik mes vardır. Kırmızı basmadan uzun 'gök' veya yeşil renkli ipekli bir entarinin üzerine 3 etekli 'bindallı' ve onun da üzerine 'firmani' giyer. Saçı ince örgülüdür. Başında dört köşeli fesli takke, 'depellik' bulunur. Buna 'çember çalı' da denir. Onun üzerine 'gök' veya yeşil çember ile kenarları dikilmiş 'kırmızı ipekli' bağlanır. 'Kırmızı ipekli' ön tarafta, 'gök' veya yeşil çember orta tarafta olmalıdır... Alında 'pullu' denilen boncuk ve pulla kaplı, ortası 'aynalı' bez bağlıdır. Bunların ardından başlığın üzerine de pullarla ayyıldız süslemeli, beyaz patiskadan 'çar' denilen bir örtü örtülür...
Köseler Köyü, Sünnidir.
Köy halkının kökenleri Kırım Tatarlarına veya Kırgızlara dayanır...
Köyde 'tay-geldi', 'paralel kuzen', 'çapraz kuzen' evlilik türlerine rastlanır.
'Cemaat tipi' aile egemendir...[KanalKultur]
Ayrıca bkz.
→ Ön-Asya Etnografyası - Çerçi
→ Ön-Asya Etnografyası - Kozan Yörüklerinde Nazar
→ Ön-Asya Etnografyası - Köseler'de Diş Çöreği
→ Ön-Asya Etnografyası - Üçkuyu'da Kadın (1968)
Ön-Asya Etnografyası ...
Eklenme Tarihi 07 Mart 2011
![]() |
| Sarayyeri Köyü'nde Çerçi, Sarayyeri Köyü, Düzce (1967) / İsmail Engin koleksiyonu [KanalKultur] |
[KanalKultur] - Çerçi, köyleri ve köylerde kapı kapı dolaşarak alış-veriş yapan kimse. Bir tür seyyar satıcı. "Çerçici" de deniyor; Afyon, Isparta, Giresun, Konya ve Yozgat civarlarında...
Çerçi ya da çerçici, bazan katır ve eşeğe, bazan da atlı arabaya yüklüyor satacağı ticari eşyayı... Yapılan iş de "çerçilik" olarak anılıyor.
Çerçilikte ticari meta, genelde parayla satılmıyor ve alınmıyor. Takas ya da değiş-tokuş, bu tür ticarette esas.
Köylerde 1960'lı yılların sonuna doğru yoğunlukla elbiselik eşyalar, mutfak aletleri.. dahil, haneler ihtiyaçlarını çerçilerden karşılar; karşılığında kendi ürettikleri hububat da dahil ürünler takas olarak çerçiciye verilirdi.
Sonra, genellikle 1960'ların sonrasında ve giderek artan bir şekilde, bugün halen tek tük rastlansa da, çerçiliğin yerini "eskicilik" aldı. Zamanla eşekli, katırlı, at arabalı çerçiler; motorlu araçları kullanan, kasabalarda ve kentlerde de - bazan el arabalarıyla - boy gösteren "eskiciler"e dönüştü.
Takasla eskiler; halılar, kilimler, cicimler, camaltı işler, hatlar, bakır eşyalar "eskiciler" aracılığıyla toplandı; karşılığında naylon sepetler, kovalar.. verildi.
Geçmiş ya da tarih böylece bir şekilde el değiştirdi...[KanalKultur]
Ayrıca bkz.
→ Ön-Asya Etnografyası - Kozan Yörüklerinde Nazar
→ Ön-Asya Etnografyası - Köseler'de Diş Çöreği
→ Ön-Asya Etnografyası - Üçkuyu'da Kadın (1968)
Ön-Asya Etnografyası ...
Eklenme Tarihi 03 Mart 2011
![]() |
| "Kozan Yörük kızında nazarlık" - Kozan - Adana (1975) / İsmail Engin koleksiyonu [KanalKultur] |
[KanalKultur] - "Urasa" [ya da uğrasa]; Sancaklıboy İğdecik'te (Manisa), Biga'da (Çanakkale), Şarkışla Maksutlu'da (Sivas), Niğde'de, Adana'da, Silifke Araplı ve Kabasakal'da (İçel) hastalığa, cine, periye karşı okuyup üfleme, afsunlama anlamına geliyor.
Yine Adana'da, Mersin Çiftepınar ve Buluklu'da (İçel) hastalığı kocakarı ilaçlarıyla sağaltma çabası "urasa" olarak niteleniyor. Niğde'de "urasalatmak" okuyup, üfletmek..; okuyup üflenecek gibi hasta olan da "urasalık" demek.
Kozan Yörükleri (Adana), nazara karşı "urasacı"dan medet umuyor. Nazar değdiğine inanılan çocuk için "urasacı" - ki genelde kadındır - çağrılıyor. "Urasacı" geldiğinde çocuk ve o esnerse, çocuğa nazar değdiği kanaatine varılıyor. Çocuğu kem gözlerden korumak için "urasacı"ya "okutuluyor":
Gören gözler çatlasın
Söyleyen diller patlasın
Ulu ağaç dibinde bulduysan
Köklütaş dibinde bulduysan
El benim elim değil
Benden daha yüksek urasacıların eli
Fadima anamızın, huri kızlarının
Evliyanın eli...
Nazara uğramış çocuğa bunun ardından "gök boncuk" takılıyor... Buna yılan kemiği, kaplumbağa kemiği iliştiriliyor. "Gök boncuk", ona iliştirilenlerle "muskalık" haline dönüştürülüyor...[KanalKultur]
Ayrıca bkz.
→ Ön-Asya Etnografyası - Köseler'de Diş Çöreği
→ Ön-Asya Etnografyası - Üçkuyu'da Kadın (1968)
Diğer Makaleler...
İster inanın ister inanmayın ama, şimdi : Ön-Asya kategorisini görüntülemektesiniz






!['Köseler'de Gelin Elbisesi' - Köseler, Kıbrıscık - Bolu (~ 1960) / İsmail Engin koleksiyonu [KanalKultur]](/kks/images/stories/kultur/onasya/on-asya-etnografyasi/koseler-koyu-kibriscik-bolu-1960lar-gelin.jpg)
![Sarayyeri Köyü'nde Çerçi, Sarayyeri Köyü, Düzce (1967) / İsmail Engin koleksiyonu [KanalKultur]](/kks/images/stories/kultur/onasya/on-asya-etnografyasi/sarayyeri-duzce-bolu-1967.jpg)
![Kozan Yörük kızında nazarlık - Kozan - Adana (1975) / İsmail Engin koleksiyonu [KanalKultur]](/kks/images/stories/kultur/onasya/on-asya-etnografyasi/kozan-yoruklerinde-nazarlik-1975.jpg)



