"Adalar'da İz Bırakanlar"
Eklenme Tarihi 19 Eylül 2011
| Adalar'da İz Bırakanlar |
![]() |
| Hüseyin Korhan Atay: Adalar'da İz Bırakanlar / Those Who Left Marks on the İstanbul Islands. Adalı Yayınları, İstanbul, 108 S., ISBN: 978-975-9119-25-6 |
"Burgazada'nın şanlı 6-7 Eylül direnişi
Bekçi Halit, Hüseyin Kaptan'ın teknesindeki 20 kişiyi uygun noktalara yerleştirdi. Av tüfekliler burunda, yanlarda ve kıçta konuşlandı. Sapanla taş atacak gençler de onların arasına yerleştirildi. "Dur!" ihtarına uymayan teknelere taş atılacak, tüfekliler komut verildiği zaman denize veya teknelerin su kesimine doğru ateş edecekti. İnsanlara ateş etmek kesinlikle yasaktı...
1955 yılının 6 Eylül Salı günü "Atatürk'ün Selanik'teki evine bomba konuldu" haberiyle resmi bir provokasyon yaratılmış, İstanbul'da farklı dinlerden gelen insanlara ait ev ve işyerleri saldırıya uğrayıp yağmalanmıştı. Yaralamalar, cinayet ve tecavüzler de yaşanmıştı. Yağmacıların, vapur ve motorlarla gelerek, farklı dinlerden olan İstanbullu'ların yoğun olarak yaşadığı Adalar'a saldırması bekleniyordu. Nitekim Heybeliada'dan silah sesleri duyulmuş, alevler yükselmişti.
Burgazada'nın Nahiye Müdürü Zühtü, komiserleri Remzi ve Ahmet adalıları örgütledi. Farklı dindekiler, müslümanların evinde korumaya alındı; silahı olan silahla, olmayanlar sopa ve taşlarla adanın çeşitli kıyılarındaki karaya çıkılabilecek kritik noktalara yerleştirildi.
Adanın vapur iskelesi ve rıhtımına yaklaşacak gemi ve motorların karaya ulaşmasını engellemek de Hüseyin Kaptan'ın teknesindeki direnişçilere düşüyordu. Tekneler geldi; taşlar, silahlar atıldı. Burgazadalı'lar sonuna kadar direndi; adanın arkasından ve liman tarafından yapılan saldırılar püskürtüldü. Yağmacıların kaçmaya çalışan iki teknesi çarpıştı, biri battı ama kimse vurulmadı ve ölmedi..."
[KanalKultur] - Hüseyin Korhan Atay'ın "Adalar'da İz Bırakanlar" adlı eserinde Prens Adaları'ndaki insan izleri ve o izlerin ardındaki ada öyküleri anlatılıyor. Kitapta yer alan toplam 46 kısa öyküde yazar Korhan Atay'ın deyişiyle, "Adalar'a kimisi sevip isteyerek, kimisi ekmek parası için, kimisi göç ederek, kimisi sürülerek gelen", "orada yaşayıp ölen" ya da "rüzgar gibi geçip giden" ve "bir bölümü hâlâ aramızda veya uzaklarda yaşamaya devam eden" insanların izi sürülüyor. Kitapta sadece bu kişilerin arkalarında bıraktıkları büyük ya da küçük izlerden esinlenen hikâyelere değil, çok kültürlü ada yaşamının ve adalılığın öykülerine de yer veriliyor. →
Osmanlı Sikkeleri Tarihi ...
Eklenme Tarihi 10 Temmuz 2011
[KanalKultur] - Tüm Osmanlı sikkeleri tek bir kitap altında toplanıyor.
Ankara'da bulunan Nilüfer Damalı Eğitim Vakfı'nın 2005'de başlatmış olduğu çalışmayla, tüm Osmanlı sikkeleri tek bir kitap altında toplanıyor.
Nilüfer Damalı Eğitim Vakfı, imparatorluk tarihine yeni bir ışık tutacak projesiyle tüm Osmanlı sikkelerini "Osmanlı Sikkeleri Tarihi" adı altında bir araya getiriyor. Eserle, erişilebilen tüm sikkelerin bir envanterinin çıkartılarak sınıflandırılması amaçlanıyor. Tüm Osmanlı sikkelerinin yer aldığı eser, çok kapsamlı olması nedeniyle toplam 8 ciltten oluşuyor. 5.000 sayfaya yakın eserde tüm sikkelerin fotoğraflarına yer veriliyor. Dünyanın önemli müzelerindeki Osmanlı sikkeleri ile özel sikke koleksiyonları incelenerek, bu önemli çalışmayla ilk defa Osmanlı sikkelerinin envanteri çıkarılıyor.
Türkiye'de yeterince incelenmemiş bir alan olan nümizmatik bilimine Osmanlı sikkeleriyle ışık tutacak çalışmada; Osmanlı sikkelerindeki tarihi aşamalar, darbedilen 125 darphane hakkında bilgiler, Osmanlı altın ve gümüş sikke tipleri ve sikkelerin sınıflandırılması, sikkelerin üretim teknikleri ve Osmanlı iktisadi hayatına bağlı olarak sikkelerdeki değer değişimleri hakkında bilgiler ile dönemlere göre önemli tarihi olayların özetleri (Osmanlı Sultanları'nın tarihlere göre kronolojik bilgileri, her Sultan döneminin önemli tarihi olayları) her Sultan'a ait sikke bilgileri detayla veriliyor; Osmanlı sikkeleri üzerinde yer alan yazılar yer alıyor.
8 cildin, 2011'in sonunda tamamlanması planlanıyor. →
Bir Osmanlı kâtibi, ...
Eklenme Tarihi 05 Nisan 2011
[KanalKultur] - Fatih Yeşil'in "Aydınlanma Çağında Bir Osmanlı Kâtibi Ebubekir Râtib Efendi (1750-1799)" adlı eseri, 18. yüzyıl sonlarından bir kâtibin hikâyesi. Uzun yıllar Bâb-ı Âli bürolarında çalıştıktan sonra Viyana elçiliği yapan ve kariyerinin zirvesindeyken alaşağı edilen bir beyefendinin... Osmanlı tarihinin en karmaşık dönemlerinden birisinde, kendisini devletini yeniden inşâ etmeye adamış bir Osmanlının...
Râtib Efendi'nin yazdığı her cümle, Osmanlı ıslahat girişimlerinin zihnî boyutu bağlamında çok önemli ipuçları sunuyor. Bu sebeple Râtib Efendi'nin lâyihası, sefâretnâmesi ve takrirleri çok farklı perspektiflerden okunması gereken bir hazine niteliğinde
Ebubekir Râtib Efendi, sadece yazıları bağlamında değil, aynı zamanda Bâb-ı Âli kariyeri açısından da incelenmeye değer bir Osmanlı kâtibi. Sefâretnâmesinin ve lâyihasının zihnî arka planının ortaya konulmasında merkezî bir yere sahip olan böylesi bir araştırmanın sonuçları, XVIII. yüzyılın sonlarından...
Fatih Yeşil'in yazdığı ve Tarih Vakfı Yurt Yayınları tarafından yayımlanan Aydınlanma Çağında Bir Osmanlı Kâtibi Ebubekir Râtib Efendi (1750-1799), Osmanlı tarihinin en karmaşık dönemlerinde Viyana elçiliği yapan Râtib Efendi'nin hayatına ve eserlerine ışık tutuyor.
Bâb-ı Âli bürolarında çalıştıktan sonra Fransız Devrimi'nin hemen ardından Viyana elçiliği görevini yürüten Ebubekir Râtib Efendi'nin iniş çıkışlarla dolu hayatı, Fatih Yeşil'in çalışmasında gözler önüne seriliyor.
Fatih Yeşil, Tosya'dan Kırım'a, Kırım'dan, İstanbul ile Viyana'ya uzanan ve Rodos'ta son bulan Râtib Efendi'nin hayat hikâyesi çerçevesinde Nizâm-ı Cedîd projesini, konvansiyonel tarih literatüründen oldukça farklı bir perspektifle ele alıyor.
Râtib Efendi'nin geride bıraktığı evrak, Osmanlı yenileşme tarihi açısından bir hazine niteliğinde. →
"Geçmiş Yüzyıllarda ...
Eklenme Tarihi 04 Şubat 2011
[KanalKultur] - A. Süheyl Ünver (1898 - 1986), ordinaryüs profesör. Darülfünun Tıp Fakültesi'ni bitirmiş. 1939'da profesör, 1954'de İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde ordinaryüs profesör olmuş. Aynı zamanda Türk Tarih Kurumu üyesi... Edirne ve Edirne tarihi, bilhassa da Edirnekâri denince akla gelen ilk isimlerden biri, belki de en önemlisi...
A. Süheyl Ünver'in 1958 yılında üyesi olduğu Türk Tarih Kurumu tarafından "Geçmiş Yüzyıllarda Kıyafet Resimlerimiz" adlı bir eseri yayınlanmış...
1927 - 29 yılları arasında Paris'te ihtisasını yaparken "Bibliothèque nationale de France"nin "Estampes" adlı arşiv ve dokümentasyon kısmında Türkiye ve bilhassa Osmanlı Devleti üzerine kimi albüm ve defterlere rastlamış. Detaylı olarak bunları incelemiş. Eserlerde, resimlerde imzaya rastlayamamış; ancak stil açısından Osmanlı - Türk usülünde olduğu ve İstanbul'da yaşayan sanatçılar tarafından yapıldığı kanaatına ulaşmış.
Osmanlı'ya gelen Batılı elçiler ve / veya elçiliklerde çalışan görevliler, gizemli bir millet ve memleket olarak tanınan Osmanlı'yı kendi memleketlerinde bilhassa krallara ve yönetime tanıtabilmek, onun hakkında fikir edinebilmesini sağlayabilmek için çizmişler, resimlere konu ederek tasvir etmişler... Bununla yetinmemiş, İstanbul'da yaşayan ahalinin ve devlet adamlarının kıyafetlerini çizgiye dökecek yerli ressamları da bulmuşlar onlara siparişle çizdirmişler...
Yeri gelmişken, hemen belirtilmeli ki, 18. asırdan önce kitapların içine resimler yapılmış. Ancak, sosyal hayatı gösteren resim albümleri nadir. 18. asırda, minyatür sanatının üstadlarından Levnî adıyla tanınan Abdülcelil Çelebi'nin iki albüm dolusu devrin sosyal hayatını içeren minyatürleri var.
Levnî'nin eserleri arasında Kaygusuz Abdal minyatürü de bulunuyor... →
Cemal Şener: Osmanlı'da ...
Eklenme Tarihi 09 Haziran 2010
![]() |
| Cemal Şener |
Osmanlı Arşivi ya da "Hazine-i Evrak"ın Önemi
Her ulus bir tarihi mirasın sahibidir. Bu tarihi mirasın çok önemli bir kısmını ise; arşivler, kütüphaneler ve eski eserler dediğimiz maddi ve manevi kültür varlıkları oluşturur. Uluslaşmada ve ulus olarak varlığını sürdürmede bu kültür varlıklarının önemli yeri vardır.
Arşivler; devletlerin, devlet içindeki toplumsal kesimlerin, fertlerin haklarını ve uluslararası ilişkileri belgeler ve korurlar. Arşivler tarihimizdeki herhangi bir olayı, konuyu aydınlatmaya ve o konuda tesbit yapmaya yararlar. Sözkonusu döneme ait örf ve adetleri, sosyal yapıyı, benzer meseleleri ve bunlar arasındaki ilişkileri ortaya koyarlar.
![]() |
![]() |
Türkiye Cumhuriyeti; Osmanlı İmparatorluğu'ndan devraldığı bu mirasla arşiv malzemesi bakımından çok büyük zenginliğe sahiptir. "T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı"nın verdiği bilgiye göre; "Yaklaşık yüzelli milyon belgeye sahip olan Osmanlı Arşivi'nin emsalleri arasında bu yönü ile çok müstesna bir yeri vardır." deniliyor.
Yani, Osmanlı Devleti'nden devralınan büyük mirasla, bu gün dünyanın en zengin arşivine sahip birkaç ülkeden biri durumundayız.
Osmanlı Arşivi'nin özelliği; üç kıta üzerinde, çok geniş bir coğrafyada, 600 seneyi aşkın bir zaman diliminde İmparator olmuş olmasıdır. Çeşitli millet ve milliyetler ile farklı dinsel yapıları bünyesinde bulundurmuş olan Osmanlı Devleti Arşivi onlar açısından da önemlidir.
Osmanlı Arşivi'ndeki tarihi belgelerin önemi sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihi açısından değil, aynı zamanda daha sonra bağımsız devletler kurmuş olan, ulus ve devletlerin milli ve ortak tarihlerinin tesbitinde ve yazılmasında da başvurulacak otantik değerde tek kaynak olmalarıdır.
Özellikle; bütün Balkan, Akdeniz, Kuzey Afrika, Orta ve Yakın Doğu ile Kuzey Afrika ve Arap ülkelerine ait ilk elde tarihi kaynaklar Osmanlı Arşivi'ndedir.
Osmanlı Arşivi'nin belki en önemli özelliği; Türkiye'nin olduğu kadar, bağımsız devlet kurmuş 50'ye yakın Orta ve Yakındoğu, Balkan, Akdeniz, Kuzey Afrika, Kafkasya, Orta Asya ve Arap ülkelerinin kültür, iktisat ve siyaset tarihlerinin gün ışığına çıkarılmasındaki önemidir. Uluslararası hakların isbatı ve korunmasında, insan haklarının gerektiğinde hukuki belgesi olması bakımından sahip olduğu bu önemli değeridir.
Bugün dünyada; 19'u Arap, 15'i Balkan ve Avrupa, 3'ü Kafkas, 7'si Orta Asya Türk Devleti, 2'si Kıbrıs, İsrail ve Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere 50 civarında bağımsız ülke Osmanlı Devleti'nin hakim olduğu coğrafya üstünde yer almaktadır. Osmanlı Arşivi bu devletleri ve bu devletlerle yoğun ilişkisi olan devletleri yakından ilgilendirmektedir. Bu ülkelerin ve bu ülkelerin tarihi ile ilgilenen komşu ülkeleri Osmanlı Dönemin'deki tarihlerinin en zengin kaynağı Osmanlı Arşivleri'dir.
Üç kıta denilebilecek bu coğrafyada; kudretli ve kuvvetli devlet olabilme özelliğini uzun yıllar devam ettiren Osmanlı Devleti'nde arşiv fikri çok eski yıllara dek uzanmaktadır. Arşivin, bir ulusun tarih ve kültür hazinesi olduğunu bilen Osmanlı Devletini bu nedenle kurduğu arşivciliğe, "Hazine-i Evrak" yani "belge hazinesi", "evrak hazinesi" "kıymetli evrak" adını vermiştir.
Bugün, Osmanlı Coğrafyası'nda devlet kurmuş ülkelerin araştırmacıları ve yöneticileri, ile çeşitli toplumsal kesimler kendi milli arşivlerini kurmak, toplumbilim açısından varoluşları ile ilgili meseleleri inceleyip, öğrenmek, tesbit ve değerlendirmede bulunmak için Osmanlı Arşivleri'nde aradıkları adresi bulabilirler.
Ülkemizde; "Başbakanlık, Osmanlı Arşivi" dışında saray arşivi kimliği taşıyan; "Topkapı Sarayı Arşivi" vardır. Bunların dışında; Osmanlı Dönemi'ndeki vakıflara ait vakfiyelerin sicil ve vesikalarını arşivlemiş olan; "Vakıflar Arşivini"de bu konu ile hayli bilgiyi arşivlemiş bulunuyor. Osmanlı Devleti'nin aynı zamanda adeta bir "Vakıf Devleti" olduğuda kabul edilince, "Vakıflar Arşivi'nin önemi daha da artıyor. "Şeri Siciller Arşivi'indede; Şeri mahkemelerde kadılar tarafından verilen hükümlerin hüccet ve kararların, konu ile ilgili yapılan işlemlerin kaydedilmiş olduğu arşivdir. "Tapu ve Kadastro Arşivi'nde ise; Tapu Tahrir Defterleri ile bunlarla ilgili işlemlerin evraklarının bulunduğu arşivdir. Bu arşive; "Kuyûd-ı Kadime" adı da verilir. Diğer arşivlere göre; daha hususi bir özelliği olup, arşiv olarak daha özel bir öneme sahiptir.
Mühimme Defterleri
Mühimme Defterleri ya da tam olarak, "Umûr-ı Mühimme Defteri" yani, "Önemli Kamu İşleri Defterleri," Divân-ıHümayun toplantılarında müzakere edilip sonuca bağlanan dahili ve harici meselelere ait siyasi, toplumsal ve iktisadi kararların kaydedildiği defterlere; "Mühimme Defterleri" adı verilmiştir.
Osmanlı Arşivi'nde; Hicri, 961-1333 Miladi; 1553-1915 tarihleri arasında tutulduğu belirtilen bir veriye göre 419 adet Mühimme Defteri vardır.
![]() |
16. yüzyılın ortalarından 20.yüzyılın ilk yıllarına dek yani yaklaşık 350 yılda hiçbir doğu ve batı devletinde bulunmayan Mühimme Defterleri, "Osmanlı Arşivi Defter Serileri" içinde önemli bir yer tutar. Mühimme Defterleri; hükümleri gerçekleştiği divanlar bakımından dört ayrı gurupta toplanırlar.
1) Padişahın başkentte bulunduğu sırada, Sadrazam başkanlığındaki divan toplantısında çıkan emirlerin kaydolunduğu defterler.
2) Rikab Mühimmesi: Sadrazamın sefer veya başka bir nedenle başkentten ayrılması ile yerine vekil olarak bıraktığı Rikab Kaymakamı veya Sadaret Kaymakamı denilen görevli başkanlığında toplanan Divan'da alınan kararların yazıldığı defterler.
3) Ordu Mühimmesi: Ordu ile sefere çıkan sadrazamın sefer sırasında Divan toplantılarında alınan kararların yazıldığı defterler.
4) Kaymakamlık Mühimmesi: Padişah ve Sadrazam'ın her ikisinde Dersadet'ten yani İstanbul'dan ayrıldığı sıralarda devlet işlerinin sürdürülmesi için görevlendirilen Sadaret Kaymakamı'nın divanlarda alınan önemli kararların yazıldığı defterler.
Mühimme Defterleri'ne geçen kayıtlar, muhatap olan makama gönderilen berat ve fermanların suretleridir. Sadrazam'ın başkanlığında, Kubbe vezirleri, Rumeli ve Anadolu kazaskerlerinin, defterdar ve nişancının katıldığı Divan toplantılarında alınan kararlardır. Bu kararlar padişahın tasdik etmesinden sonra tarih sırasına göre bu defterlere kaydedilirler.
Divandan verilen bir karar veya sonuçlanan bir dava, ferman şeklinde hazırlanmadan önce kopyesi ilgili deftere kayıt olmamış ise bir hüküm ifade etmez. Mühimme Defteri'ne geçen karar, tescil edilmiş ve hükme bağlanmış demektir.
Mühimme Defteri'ne geçmiş bir kayıtın iptali veya düzeltmesi ancak padişahın isteği ile olur. Nişancının, divan kalemi şefinin defterler üstünde düzeltme yapması padişahın; "Kendi kalemi ile düzeltme yapabilir.» Fermanı ile mümkün oluyor.
Mühimme Defterleri'ndeki hüküm tarihleri önceleri "başlık tarih" olarak yazılırmış, sonraları günler onar günlük dilimler halinde ifade olunmaya başlanmıştır.
Mühimme Defterleri'ndeki konuları, dönemin; mekan, zaman ve önem açısından "mühim" kabul edilen konular oluşturur. Mühimme Defterleri'ndeki kayıtlı hükümler, Divan-ı Hümayun kararına göre ferman şeklinde düzenlenerek ilgililere gönderilen bu emirlerin suretidir. Divan-ı Hümayun; padişaha bildirilecek şeylerle bunların yazılım, kaydedilme, saklanma işleriyle uğraşan dairedir. Divan ise; padişah ile birlikte devleti yönetenlerin toplandığı yer, meclistir.
Mühimme Defterleri'ni muhteva bakımından aşağıdaki başlıklarda tasnif etmek gerekir. Bunlar sırası ile;
1) Mühimme Defterleri, Osmanlı Devleti'nin idari ve askeri organlarının yapısı, karşılıklı ilişkileri, çalışma biçimleri, özellikleri hakkında bilgi veren önemli kaynaklardır.
2) Komşu ülkeler ile Osmanlı Devleti coğrafyasında kurulan devletlerin tarihleri açısından önemli bilgiler içeriyorlar.
3) Osmanlı Devleti'nin gayri-müslüm tebaa ile ilişkileri, azınlıklar ile ilişkiler, hakkın sosyal ve ekonomik ihtiyaçları ile ilgili yönetim palitikaları, çeşitli toplumsal kesimlerle, ibadet ve ayin serbestiyesi, dini mekanların inşaası, işleyişi, bakımı, onarımı, fonksiyonlarının yerine getirilip getirilmediği vs. konular Mühimme Defterleri'nde sıkça görülür. Kitabımızın bir bölümünün konusuda; Osmanlı Coğrafyası'nda çoğunluğu Türk olan Aleviler ile Osmanlı ilişkilerini Mühimme Defterleri'ndeki belgeler ışığında irdelenmesidir.
4) Hac organizasyonu, surre olayları, kutsal mekanlara yapılan hizmetler.
5) Osmanlı'da; İmar ve İskan siyaseti; çevre ve belediye hizmetleri, sağlık ve eğitim işleri.
6) Ordu Divanı'nca tutulan, Mühimme Defterleri'nde ise; askeri tarih, harp tarihi, lojistik hizmetler tarihi açısındanda birinci kaynaktır.
![]() |
Mühimme Defterleri'nin yerini; 18. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin işlerinin Divan-ı Hümayün'dan Paşa Kapısı'na kaydığı, Bab-ı Ali'nin yönetimde ağırlığını koyduğu dönemde "Padişah Fermanları'nın" yerini "Sadrazam Buyrulduları"nın alması ile, "Aynıyat Defteri" adında yeni bir defter türü almıştır. Böylece; "Mühimme Defterleri"de tarihe mal olmuştur.
Doğru tarihi bilgiler ilk elden orijinal kaynaklara, yani, arşiv belgelerine dayanmalıdır. Belgesiz tarih yazılamaz. Olayların gerçek yanı gün ışığına çıkarılamaz.
Varsayımlarla tarih yazılmaz. Arşiv belgeleri olmadan ve bilinmeden belirli bir devir hakkında yada toplumsal ilişkileri değerlendirmede hüküm vermek bir devri yada olayları değerlendirmek, tarih biliminin gerektirdiği tarafsızlığa, objektifliğe uymaz.
Kabul etmek gerekirki arşivler; bir ülkenin tapu senedidir. Bir ulusun hüviyet cüzdanıdır. O'nun tarihi, bütün varlığı, hakları ve özellikleri ile geçmişini, bugünü, yarını birbirine bağlayan çok önemli kültür ve tarih hazinesidir. Bu önem yani "arşivlerin tapu senedi" olması esprisi Türkler'in tarihi açısından da, Aleviler'in tarihi ve Osmanlı Devleti ile ilişkiler açısından da aynı öneme sahiptir.
Arşiv belgelerinin bugüne kazandırılması aynı zamanda vatan coğrafyasının tapusuna kavuşturulmasıdır. Bu kadar önemli bir hazineyi elinde bulunduran ve bu kurumlarda çalışan kişilerin seçimi de çok önemlidir.
Eğer bu kadar önemli hazinenin başında bu hassasiyeti gösteremeyen (bilerek ya da bilmeyerek) kişilerin yada zihniyetin varlığı söz konusu olursa işte o zaman esas tarihimizin katliamı bu ellerde yapılmış olunur.
Temennim Osmanlı Arşivleri'nde; Türk tarihi ve ona bağlı olarak Aleviler'in tarihi açısından orijinal belge ve bilgilerin ya da tapu senetlerinin bazı önyargıcı bağnaz kişi ve zihniyetlerce katliama uğramamasıdır. Tarihine ve tarihi hazinesi olan arşivlerine çok değer veren bir kişi olarak bu konuda içimin çok rahat olduğunu ifade etmek isterdim.
Mühimme Defterleri
Arşivler, ait oldukları ulusların ve toplumsal kesimlerin tarihleri için temel kaynak niteliğindedirler. Toplumların hayatı ile ilgili; siyasi, idari, hukuki, askeri, iktisadi, bilimsel, biyografik, dini, teknik ve kültürel konulardaki araştırmalar (eğer yok edilmemiş ise) arşiv belgelerine ulaşmadığı takdirde eksik kalırlar.
Bu nedenle; arşivlerin en önemli özelliği toplum bilimine ilk elden kaynak olmalarıdır. Bir ulusun, toplumsal kesimlerin, devletin tarihi arşivlerinde aranmalıdır.
Türkmenlerin tarihi ve Osmanlı Alevi ilişkileri açısından da Osmanlı Arşivi önemlidir. Bu bilgilerin aranacağı adresler ise, "Başbakanlık Osmanlı Arşivi" başta olmak üzere; "Topkapı Saray Arşivi", "Vakıflar Arşivi," "Şeri Siciller Arşivi," "Tapu ve Kadistro Arşivi" ve diğer arşivlerdir.
Elinizdeki kitabın bir bölümü; "Mühimme Defterleri'ne kayıt olarak geçmiş ve T.C. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı tarafından yayınlanan kitaplardaki; Osmanlı Devleti-Alevi ilişkileri ele alınmaya çalışılmıştır.
Yayınlanan her belge ve bilgi Osmanlı'dan günümüze dek yaşayan Türkmen-Aleviler'in tapu senedinden bir "ada pafta" sayılmalıdır. Tapunun tamamı veya tamamına yakını Osmanlı Arşivi'nde çeşitli nedenlerle yokedilmeyen belgelere ulaşıldığında gerçekleşebilir.
Elinizdeki kitapta "Osmanlı Arşivi'nden alınan Mühimme Defterleri'nden Türkmen Aleviler'le ilgili Osmanlı Divanı'nda verilen kararların bir kısmı orijinal belgeleri ile birlikte yer alıyor.
Kitabın sol sayfasında Mühimme Defteri'nden belgenin Osmanlıca aslı, karşı sayfada ise, çevirisi yer alıyor. Belgelerde Türkmen Aleviler kendi bilinen toplumsal adları ile değil, Osmanlı yönetim erkinin sıfatları ile potansiyel suçlu sıfatlarla anılıyor. Belgelerde; Türkmen Aleviler için; "rafızi", "kızılbaş", "ışık taifesi", "seyitler", "zındıklar", "mülhitler", "kafirler", "ehli-sünnet el cemaatten olmayanlar", "şarap içenler", "halife, müfsit, cuma namazına gitmeyenler", "ehli sûnnete hakaret edenler", "eşkiyalar", hırsızlar" vs. diye anılıyorlar.
![]() |
Bakın Mühimme Defteri'ndeki bir kararda ne yazıyor:
"Amâsiyye beğine hüküm ki;
Tarih: Fi 22 Rebi'ul-evvel, sene 976
Kararın Özeti:
"İran'ın Osmanlı Devleti içindeki halifelerinden olduğu ve kendisi gibi halife olan diğer bazı müfsidlerle işbirliği yaparak halkı ifsad ettikleri bildirilen Budaközü kazasında sakin Süleyman Fakih ile kendisine tabi olanların, haklarındaki iddialar doğru ise toprak kadısı marifetiyle yakalanıp ya gizlice Kızılırmak'ta boğulmaları veya hırsızlık ve haramilikle suçlanarak haklarından gelinmesi."
Tarif edilen, Süleyman Fakih bir Türkmen Alevi vatandaş. O yıllarda İran'ın adamı demek Şah İsmail Hatayi'nin yolundan giden Türkmenler, denmek isteniyor. Halife, müfsid sıfatlarıda tarifi tamamlıyor.
Kararda deniyorki; İran yanlısı olarak Süleyman Fakih ve arkadaşları halkı Osmanlı'ya karşı kışkırtıyorlar. Bu doğru ise, yakalanıp gizlice Kızılırmak'ta boğdurulsunlar. Eğer boğdurulamazlarsa; "hırsız", "harami" diye suçlanarak; "haklarından gelinmesi", yani öldürülmesi.
Bu karardan çıkan sonuç:
1) Aleviler İran yanlısı diye, yani Türkmen Safevi devletine sempati duyuyor diye, "halife, müfsid, ifsadcı" diye öldürülebiliyor.
2) Gizlice Kızılırmak'ta bir hileye getirilip boğdurulsun.
3) Eğer bu sebeplerle boğdurulamazlarsa o zaman onlara; hırsız, harami diye suçlanıp öldürülmelidir deniyor.
Evet bu Osmanlı Arşivi'ndeki Mühimme Defteri'nden bir karardır. Demekki, Mühimme Defteri'nde bulunan binlerce; "eşkiya, harami, hırsız, yolkesen, şaki" vs. kararları aslında gerçeği yansıtmıyor. Bu nedenlerle verilen ölüm cezaları başka nedenlere dayanıyor. Esas gerçek ise yukarıdaki kararın verildiği gerçek olduğu anlaşılıyor.
Yani "Osmanlı Arşivi"ndeki karar vericiler Türkmen Aleviler hakkında hiç de olumlu düşünmüyorlar.
Belgeler incelendikçe; Türkmen Aleviler ile Osmanlı yönetimi arasındaki ilişkiler orijinal belgelere dayalı olarak daha iyi ortaya çıkacaktır.
Kitapta 65 adet orjinalleri ile birlikte "Mühimme Defterleri"den alınmış Türkmen Aleviler ile ilgili karar yer alıyor.
Bu sayılar elbette 150 milyon adet belgeli "Hazine-i Evrak" için minik bir sayı. Ama okuyucuya fikir verebilmek için önemli bir rakam sayılır. Bu çalışmayı diğer arşivlerde yapılacak çalışmalar izleyecek ve yavaş yavaş Türkmen Alevilerin tapusunun "ada pafta"ları artacaktır.
Çalışma; "Osmanlı Arşivi"nden yada "Hazine-i Evrak"tan bir tadımlık bilgi sayılır. Darısı yenilerinin başına...
Saygı ve Sevgilerimle
Kaynaklar
1) 3 Numaralı Mühimme Defteri. Ankara, 1993
2) 5 Numaralı Mühimme Defteri. Ankara, 1994
3) 6 Numaralı Mühimme Defteri. Ankara, 1996
4) 12 Numaralı Mühimme Defteri. Ankara, 1996
5) Başbakanlık, Osmanlı Arşivi'ndeki Belgeler, Padişah El Yazıları ve Belge Restorasyonu. İstanbul, 1997
6) Başbakanlık, Osmanlı Arşivi Rehberi. İstanbul, 2000
![]() |
İçindekiler
Osmanlı Kölemenliği (İlhan Selçuk) / 5
Osmanlı Üstüne /13
Giriş / 17
Osmanlı'yı Kim Yönetiyordu? / 27
Osmanlı'da Padişah Evlilikleri / 29
Osmanlı'da Hanedan Olmak / 33
Osmanlı'da Padişahların Taht Kavgası / 36
Osmanlı'da Köle Ticareti / 43
Osmanlı'da Haksız Kazanç Edinme / 47
Osmanlı'nın Dama Taşları / 53
Osmanlı'da Harem / 57
Padişahları da Vururlar / 62
Sadrazamları da Vururlar mı? / 69
Osmanlı'nın Cellatları / 74
Kesik Başlardan Pramit Yapmak / 78
Osmanlı'da İktidar Amaçlı Kardeş Katliamı / 83
Osmanlı Türkmen İlişkileri / 95
Belgeler Üstüne / 100
Giresun, Uzgur Köyü'nden Rafizillerin Hapsedilmesi / 102
Bozok Sancağı'nda Çocuklarına Kızılbaş Adı Koyanların... / 104
Denizli'de Sarıbaba Dergahı'ndaki Işıkların Hapsedilmesi / 106
Ilgın ve İçel'deki Kızılbaşlar'ın Cezalandırılması / 108
Eskişehir'de Seyitgazi Dergahı Mensubu Işıkların Ceza... / 111
Taşköprü, Hacıyülük, Karacakaya, Kızılcaviran... / 113
Elbistan ve Derende'deki Kızılbaş Eşkiyalar / 114
Budaközü, Yüzdepare ve Hüseyinabat Kazalarındaki... / 117
Dinen Küfür Yerine Geçen Sözler Söyleyen Beypazarlı... / 118
Süleyman Fakih'in Kızılırmak'ta Boğdurulması / 121
İran'dan Gelen Elçiye Yakınlık Gösterenlerin Hırsız ve... / 122
Tokat'taki Ehli Fesatların Cezalandırılması / 128
Manyas'ta Mehmet ve Pir Ali'nin Halkın Önünde... / 127
Çorum'da Ali Pir'in Siyaset Edilmesi / 129
Çankırı, Karacalar Köyünden Pirce Oğlu Ali'nin Kürek... / 131
Kastamonu'da Zındık, Sahtekar ve Kur'an Hakkında... / 132
Bergama'lı Karayazıcı'nın Cezalandırılması / 135
Pir Ahmet'in Küreğe Koşularak İstanbul'a Sürgünü / 137
Çarşamba'da, Şah, Hızır Bali, Oruç ve Zülfikar'ın... / 139
Babaeski'de Ehli Fesat Göçmenler'in Yakalanması / 140
Uşak'ta Asılan Pir Mehmet'in Yandaşları Üstüne / 143
Mid Seyyid ve Kızılbaşlarla İlgili Karar / 145
Bayat Boyu Mensubu Ehli Fesat'ın Cezalandırılması / 147
Göçer Türkmenler'in Yaylada Barınması / 148
Türkmen Kızılbaşların İdam Edilmesi / 149
İran'a Giden 20 Kızılbaş Türkmen'in Katledilmesi / 150
Şarap Üreten Işıklar'ın İstanbul'a Sürgünü / 152
Kula'daki Işıklar'ın İstanbul'a Sürgünü / 155
Trabzon Gürtun'daki Kızılbaşlar'ın İran İlişkisi Varsa... / 156
Bilecik'teki Babai, Baba ve Müslim'in Sakıncalı Olduğu / 158
Giresun/Uğur Köyü'ndeki Rafizler'in Cezalandırılması / 160
Amasya'da, İran'da 37 Yandaşı Olan Kızılbaşlar'ın... / 162
Çankırı Çerkes'teki Kızılbaşlar'ın Haklarından Gelinmesi / 164
Kastamonu, Küre ve Taşköprü'de Türkmen Kızılbaşlar'ın / 166
Beyşehir'deki Bozguncuların Cezalandırılması / 168
Beyşehir'deki Suhtelerin Cezalandırılması / 170
Isparta'daki Suhtelerin Cezalandırılması / 172
Eğridir Kalesi Muhafızı Haydar'ın Cezalandırılması / 174
Çankırı Kurşunlu'da Kızılbaş Pir Ahmet'in Sürgünü / 176
Diyarbakır'daki Şâh İsmail Yanlılarının Kıbrıs'a Sürgünü / 178
Isparta/Ağlasun'daki Yörükler / 180
Ayaklanan Bozok'lu Celal'in Veninin Tekke Yapılması / 182
Çankırı/Kara Köyündeki Kızılbaş Pir Ahmet'in Sürgünü / 184
Adana Kason'da Sapık İnançlı Kör Tatar'ın Cezalandırılması / 186
Kerkük Dakofa'daki Kızılbaşlar'ın Cezalandırılması / 188
Çorum Dul Köyü'nden Beğ Adlı Kızılbaş'ın Cezalandırılması / 190
Hınıs Kalesi'ndeki 20 Cepni Kızılbaş'ın Cezalandırılması / 192
Şebinkarahisar'daki Kızılbaşlar'ın Cezalandırılması / 194
Bozok'ta Şah İsmail Yanlılarının İdam Edilmeleri / 196
Gaziantep/Birecik'te Vasıl Köyünde Bayat Türkmeni... / 198
Tarsus'ta Bin Kişinin Başı Olan Kızılbaş Nur Baba'nın / 200
Bozok/Budaközü, Artova İlçelerindeki Sapık İnançlı / 202
Ankara'nın Birçok Köyündeki Şah İsmail Yanlısı / 204
Ankara/Semer Köyünde Pir Mehmet Fakih'in Cezalan... / 206
Haymana'da Ayna Yazıcı'nın Sapık İnançlı Olduğu / 208
Afyon Sandıklı Çay Köyü Halkı Sapık İnançlı Olduğu / 210
Şebinkarahisar'daki Kızılbaşlar / 212
Karahisar'daki Kızılbaşlar'ın Soruşturulması / 214
Eskişehir/Karacaşehir'de Namazdan Sonra Sesli Tevhit / 216
Çankırı Kurşunlu Genceli Köyünden Kızılbaş Şaban'ın / 218
Çorum'da Üç Halifeye Hakaret Eden Kızılbaşlar / 220
Bozok (Yogat)'ta Vergisini Vermeyen Alevi Türkmenler / 222
Devrek, Mengen ve Yılanca'daki Kızılbaşlar / 224
Mucur'daki Yeniçeriler'in Cezalandırılması / 226
Amasya'daki Kızılbaş Türkmenler'in Cezalandırılması / 229
Cemal Şener: Osmanlı'da Toplumsal Düzen. Etik Yayınları, İstanbul 2006, 231 S., ISBN 975-8565-38-9
Diğer Makaleler...
İster inanın ister inanmayın ama, şimdi : Tarih kategorisini görüntülemektesiniz

![Atom Damalı: Osmanlı Sikkeleri Tarihi - Cilt: 1. / History of Ottoman Coins - Volume 1. [Bilhan Akçaşar (Sikke Yönetmeni)] Nilüfer Damalı Eğitim, Kültür ve Çevre Vakfı Yayını, İstanbul 2010, 439 S., ISBN: 978-975-93279-3-4](/kks/images/stories/kitaplik/tarih/osmanli/adamali/sikke_darbi.jpg)












