Skip to Menu Skip to Content Skip to Footer
Resim,sözcüksüz şiirdir. HORATIUS

Bektâşîlik ve Bektâşî Dergâhları

Eklenme Tarihi 27 Haziran 2011

Bektâşîlik ve Bektâşî Dergâhları
Şevki Koca: Bektâşîlik ve Bektâşî Dergâhları. Cem Vakfı Yayınları: 12, İstanbul 2005, 353 S., + Resimler, ISBN: 975-94071-5-9
Şevki Koca: Bektâşîlik ve Bektâşî Dergâhları. Cem Vakfı Yayınları: 12, İstanbul 2005, 353 S., + Resimler, ISBN: 975-94071-5-9

Kitap Hakkında

Alevî-Bektâşî-Mevlevi camiası içinde oldukça tanınan ünlü Bektâşî babası Turgut Koca'nın oğlu olmasıyla ünlenen Şevki Koca, araştırmacı kimliğiyle babasının haklı ününe yaklaşarak kalıcı eserler ortaya koymuş, değerli bir yazarımızdır.

Birçok dil bilen, Alevî-İslâm anlayışının inanç ve kültür derinliklerine vakıf bir insan olan Turgut Koca, sadece araştırmalarıyla değil, birbirinden güzel şiirleri ile de anılmaktadır. O, Alevî-İslâm anlayışının Bektâşîlik yorumunun en önde gelen aydınlarından birisi olmasının yanı sıra inancının kaynağının Hakk-Muhammed-Ali aşkı olduğunu her vesileyle göstermiştir.

Şevki Koca; babasının yolundan giderek önemli çalışmalar yapmış, yine Alevî-İslâm anlayışının Bektâşîlik yorumunun içinde inanç bazında kendini ifâde eden, tasavvuf derinliği olan bir gönül adamıydı.

Onun çok genç yaşta Hakk'a yürümüş olması gerçekten de önemli bir kayıptır.

Kendisinin yayınlanan eserleri kadar, yayın aşamasında da birçok çalışması bulunmaktaydı.

Şevki Koca, Alevî-İslâm inancının hem manevi değerlerini hem de maddi (görünür) değerlerini çok önemseyerek çalışmalarını bu alanda yoğunlaştırdı. Bu alanda bazıları ilk olan çalışmalara da imza attı. Onun eserlerinde dikkat çeken noktalardan birisi de, kültür tarihimiz açısından son derece önemli olan Dergâhlarımızı her boyutuyla incelemesidir.  

Devamını oku...

Veliyettin Ulusoy: Serçeşme ...

Eklenme Tarihi 27 Haziran 2011

Veliyettin Ulusoy: Serçeşme Yazıları: Konuşmalar Söyleşiler
Veliyettin Ulusoy: Serçeşme Yazıları: Konuşmalar Söyleşiler. Yayına Hazırlayan: Ahmet Koçak, Alev Yayınları, İstanbul 2009, İkinci Baskı, ISBN: 978-975-335-054-9
Veliyettin Ulusoy: Serçeşme Yazıları: Konuşmalar Söyleşiler. Yayına Hazırlayan: Ahmet Koçak, Alev Yayınları, İstanbul 2009, İkinci Baskı, ISBN: 978-975-335-054-9

Sunuş

Serçeşme Dergisi Ağustos 2004 yılında yayın hayatına başladı. Aralık 2008 yılında ise yayın hayatına son verdi. Yayın serüveni dört yıl süren "Serçeşme Dergisi" fikri dergâh çevresinden dostlarla yapılan muhabbetlerde ortaya çıktı. Bu fikri somutlaştırmak, şekillendirmek için Esat Korkmaz ile Haziran 2004 yılında Hacıbektaş'a gittik. Hacıbektaş'ta Postnişin Veliyettin Ulusoy'un mihmanı olduk. Kendisiyle uzun uzun muhabbet edip çıkartmayı planladığımız derginin içeriğini anlatarak, izinlerini istedik. "Tabii ki, çok sevinirim" kelimelerini söylerken Sayın Ulusoy'un yüzündeki sevgi dolu tebessüm hâlâ gözlerimin önünde capcanlı durmakta.

Alevi-Bektaşi toplumunun kimlik mücadelesi, demokratik haklar mücadelesi sürecinde Serçeşme Dergisi bizce önemli bir boşluğu doldurdu. Serçeşme, farklı görüşlerin bir arada yayınlandığı bir platform dergisi olmasının ötesinde Veliyettin Ulusoy'un, "Dilimiz oldu, rehberimiz oldu, kulağımız oldu, gözümüz oldu" dediği gibi "Pir Dergâhı"nın dışa açılımını sağlamakta önemli rol oynadı.

Ne yazık ki, hayat hep bizim niyetlerimiz doğrultusunda ilerlemiyor. İstemesek de kabullenmekte zorlanacağımız şeyleri yaşıyoruz, yaşamaktayız. Derginin kapanması da bunlardan biridir. Haziran 2004'te Hacıbektaş'ta "Yürü" dediğimiz Serçeşme Dergisi'ne, Ağustos 2008'de yine Hacıbektaş'ta "Dur" dedik.

Bu kitap Hünkâr Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Sayın Veliyettin Ulusoy'un Serçeşme Dergisi'nde yayınlanan yazıları, çeşitli etkinliklerde yaptığı konuşmalar ve benim kendisiyle çeşitli vesilelerle yaptığım söyleşilerden oluşmaktadır.  

Devamını oku...

 

Alevî / Bektaşî Nefeslerinde ...

Eklenme Tarihi 27 Haziran 2011

Alevî / Bektaşî Nefeslerinde Dinî Muhteva
Mahmut Bozçalı: Alevî / Bektaşî Nefeslerinde Dinî Muhteva. Horasan Yayınları: 7, İstanbul 2006 [İkinci Baskı], 296 S., ISBN 975-93829-9-7
Mahmut Bozçalı: Alevî / Bektaşî Nefeslerinde Dinî Muhteva. Horasan Yayınları: 7, İstanbul 2006 [İkinci Baskı], 296 S., ISBN 975-93829-9-7

Önsöz

XIII. yy'da Anadolu insanını siyasî, dînî, kültürel yönden içinde bulunduğu karışıklıktan çıkartıp, onları İslamiyetin inanç esasları etrafında bir araya getiren manevî önderlerin en önemlilerinden birisi de Hacı Bektaş Velî'dir. Hacı Bektaş Velî şeyhinden aldığı emir üzerine, Horasan'dan Sulucakarahöyük'e (Şimdiki Hacıbektaş ilçesi) yerleşmiş, tebliğ ve irşad faaliyetlerinde bulunmuş, tarikatını yaymıştır.

Hacı Bektaş Velî'nin İslamiyeti şahsında temsil eden inanmış, samimi, sabırlı, mücahid, kanaatkar, Allah'tan korkan, şefkatli kişiliği sayesinde adıyla anılan Bektaşî tarikatı kısa zamanda Anadolu'ya yayılmış, Balkanlara kadar uzanmıştır.

Ünlü Bektaşî şairleri arasında; Yunus Emre, Kaygusuz Abdal, Balım Sultan, Teslim Abdal, Kul Nesîmî, Pir Sultan Abdal'ı sayabiliriz. Bunların içerisinde büyük ustalığını herkesin kabul ettiği en müşkül meseleleri bile bir çırpıda, zorlanmadan ve en yalın şekliyle ifade eden söz ustası Yunus Emre'nin ayrı bir yeri vardır. Bundan dolayıdır ki kendisinden sonra gelen birçok şair onun etkisi altında kalmıştır.

Hacı Bektaş Velî'nin Makalât'ında anlatılan dört kapı ve kırk makam, tarikata her giren kişinin bir bir aşması gerekli olan kurallar olarak zikredilmiştir. Ki bunlar; şerîat, tarîkat, marifet ve hakîkat prensipleridir.

Bektâşî şiirinde kullanılan dil, genellikle halkın kullandığı, sade, yalın bir dildir. Bu şiirler devrin toplum yapısını, hayat tarzını, dünya görüşünü yansıtmaktadır.

Bazı kimselerin iddia ettiği gibi ne Hacı Bektaş Velî, ne Yunus Emre İslâm'a kayıtsız kişiler değildir. Aksine her ikisi de, diğer Bektâşî şairlerin büyük bir kısmı da, İslâm dînini samimiyetle benimsemiş ve yaşamış kişilerdir.  

Devamını oku...

 

İslâmın Mistik Şehidi ...

Eklenme Tarihi 26 Haziran 2011

İslâmın Mistik Şehidi Hallâc-ı Mansûr'un Çilesi
Louis Massignon: İslâmın Mistik Şehidi Hallâc-ı Mansûr'un Çilesi (La Passion de Hallâj martyr mystique de l'Islam), 1. Kitap. Çev. İsmet Birkan, Ardıç Yayınları, Ankara 2006, 774 S., ISBN: 975-7902-63-2
Louis Massignon: İslâmın Mistik Şehidi Hallâc-ı Mansûr'un Çilesi (La Passion de Hallâj martyr mystique de l'Islam), 1. Kitap. Çev. İsmet Birkan, Ardıç Yayınları, Ankara 2006, 774 S., ISBN: 975-7902-63-2

1914 Basımının Önsözü

İslam'ın efsanevi alanında –Arap, İranlı, Türk, Hindu ve Malezyalı şairlerin eserlerinde– Hallac, kopardığı esrik "Ben Hakk'ım!" çığlığıyla “çizgiden çıktığı” için darağacında ölmeye mahkûm edilen "Tanrı âşığı" tipinin en yetkin örneği olmuştur.

Bağdat Abbasî Halifeliğinin tarihi içindeyse, Hallac, halka verdiği vaazlardan kaynaklanan büyük bir siyasi davanın konusu ve kurbanı oldu. Bu dava, devrinin tüm İslamî güçlerini bir araya ve karşı karşıya getirdi: İmamcılar ve Sünnîler, fıkıhçılar ve tasavvufçular (Sufîler); bunların aralarındaki trajik anlaşmazlıklar, evrensel Hilâfetin ve Arap birliğinin yıkılış süreciyle üst üste geldi.

"Hallac'ın Çilesi" başlığı, bir edebi temadan çok daha fazla bir şeyi dile getirir: İslam'da velâyetle hâlelenmiş bir şehit efsanesi. Bunun tarihsel kökeninin serimlenmesi, konusunun nasıl bir şahsiyet olduğunu gösterecek, eserlerinin çevirisi de onun mistik aşk ve gerçek kurban öğretisinin derlenerek yeniden kurulmasını sağlayacaktır.

Birinci bölüm, bir dizi tablo içinde, Hallac'ın, ilk kişisel çilekeş dervişlik denemelerinden, yargılanmasının resmi tutanaklarına ve şehadetinin “acta sincera” sına [Bunları, Quatre textes inédits relatifs à la biographie d'El-Hallâc başlıklı çalışmamızda yayınlamıştık: Paris, 1914 (1695-l) ] [samimi anlatılarına] kadar, hayatının çeşitli aşamalarını ve bunların toplumdaki yankı ve etkilerini içeriyor.

Tasavvufun (Sûfîliğin) diğer sırra-ermişlerince sıkı sıkıya gözetilen çekingen ve ihtiyatlı "sırra saygı disiplinini" reddeden bu mistiğin; zamanının diğer dâ'î'leri gibi toplumsal devrimin değil pişmanlık ve tövbe saatinin, Tanrı melekûtunun gönüllere mistik gelişinin vaazını veren bu misyonerin, başkalığını, özgünlüğünü gözler önüne seriyor.

İkinci bölüm, kısaltılıp özetlenmeden çevrilmiş kendi eserleri sayesinde yeniden kurulmuş öğretisinin, çağdaş ilâhiyat ilmi çerçevesinde, metodik olarak serimlenmesini içeriyor [Kitâb'el-Tavâsîn'ini biz yayınladık: Paris, 1913 (1695-j)]. Bu inançlı Müslümanın tüm ibadet hayatının, namaz-niyaz, tefekkür ve inanç yayma pratiğinin, nasıl kendisini yargılanmaya ve işkenceye götüren o unutulmaz "manevî bunalıma" yol açtığı; tasarlayıp yaşadığı dinî öğretide İslam'ın temel dogmatik unsurlarının, "Şeytan'ın düşüşü" ve "Muhammed'in gece göğe çıkışı (Mirac)" gibi Kur'ân verilerinin, ne rol oynadığı, gösterilmeye çalışılıyor.  

Devamını oku...

 

Bektaşîlik Makâlâtı ...

Eklenme Tarihi 26 Haziran 2011

Bektaşîlik Makâlâtı - Ali Ulvî Baba
İsmail Kasap / Yusuf Turan Günaydın [Yayına Hazırlayanlar]: Bektaşîlik Makâlâtı - Ali Ulvi Baba. Horasan Yayınları: 15, İstanbul 2006, 72 S. + Tıpkı Basım, ISBN 975-98065-9-2
İsmail Kasap / Yusuf Turan Günaydın [Yayına Hazırlayanlar]: Bektaşîlik Makâlâtı - Ali Ulvi Baba. Horasan Yayınları: 15, İstanbul 2006, 72 S. + Tıpkı Basım, ISBN 975-98065-9-2

Önsöz

Son dönem Bektaşîleri arasında meydana gelen bir tartışmanın parçası durumundaki Bektaşîlik Makâlâtı, birkaç açıdan dikkate değer bir eserdir: Öncelikle Bektaşîlik tarihinde "Çelebiyân" ve "Babagân" olarak adlandırılan iki kolun sürekli tartıştığı Hacı Bektaş-ı Velî'nin "mücerred" olup olmadığı konusuna getirdiği yaklaşım dikkat çekicidir. Kendisi de Babagândan olduğu hâlde Babagândan bir diğer Bektaşîye [Ahmed Rıfkı'ya] karşı yazılmış olması eserin dikkat çekiciliğini artırmaktadır.

Ahmed Rıfkı'nın Bektaşî Sırrı adlı eseri yayınlanınca bu esere birkaç reddiye yazılmıştır. Bu reddiyelerden en tanınmışı Çelebi Cemaleddin Efendi'ye ait Müdâfaa adlı reddiyedir. Söz konusu reddiye Ahmed Rıfkı'nın karşı reddiyesiyle birlikte iki ciltlik Bektaşî Sırrı'na dahil edilmiş ve eser dört cilt olarak basılmıştır. Çelebi Cemâleddin, unvanından da anlaşılacağı üzere Çelebiyândandır ve reddiyesinin temelini asıl olarak Hacı Bektaş-ı Velî'nin evli olduğu tezi oluşturur. Ali Ulvî Baba'nın reddiyesi de bu konu üzerinde durmakta, fakat aynı konuda ikisinden de farklı bir yaklaşım ortaya koymaktadır.

Öyle görülüyor ki, Ahmed Rıfkı'nın eseri zikrettiğimiz bu ana konu etrafında, yayınlandığı dönemde bir tartışma dizisi oluşturmuş, esere birkaç reddiye yazılmıştır. Bu reddiyelerden Cemâleddin Efendi'nin reddiyesi sadeleştirilerek yayınlanmıştır. Bektaşî Sırrı ise tartışmanın odağındaki asıl eser olmasına rağmen yayınlanmamıştır. Hazırladığımız Bektaşîlik Makâlâtı ile bu reddiyeler zincirinin önemli bir halkası daha gün yüzüne çıkartılmış olacaktır.

Esasen başta Bektaşî Sırrı olmak üzere tartışmanın parçası olan reddiyelerin tümünün gün ışığına çıkartılması gerekmektedir. Bu durumda sadeleştirilerek yayınlanan Cemâleddin Efendi reddiyesinin yeniden hazırlanmalı, Balabânî Ziyâeddîn Hüsnî'nin Peyâm-ı Sabâh'ta tefrika edilen reddiyesi ile Ahmed Sâfî'nin Sefîne-i Sâfî adlı hacimli eserinin dördüncü cildinde yer alan ve Ahmed Rıfkı'nın eseri eksen alınarak yazılan "Bektaşîler Hakkında Mülâhaza-i Munsifâne" başlıklı bölüm bir dizi hâlinde neşredilmelidir. Bu reddiyeler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini düşündüğümüz Müncî Baba unvanlı Baba Mehmed Süreyyâ'nın Tarîkat-ı Aliyye-i Bektaşiyye adlı eseri ise çevrimyazı-sadeleştirme olarak basılmıştır. Tümünün yazılmasının ana saiki olan Bektaşî Sırrı'nın yeni neşri ise geç kalmış bir çalışma olarak ortada durmaktadır.  

Devamını oku...

 

İster inanın ister inanmayın ama, şimdi : Din kategorisini görüntülemektesiniz

Eğer isterseniz?