Göller Yöresinde Türbe İnancı ve Ziyaretçilerin Sosyolojik Analizi [Isparta Örneği]
| Göller Yöresinde Türbe İnancı ve Ziyaretçilerin Sosyolojik Analizi [Isparta Örneği] |
| Prof. Dr. Sabri Çakır |
[Sabri Çakır - KanalKultur] Özet
Bir toplum olarak kendimizi tanımak ve tanıtmak istiyorsak yaşantımıza ait ve soydan soya kültürel kalıtım yoluyla aktarılan değerlerimizi, inanç ve geleneklerimizi bir bütün olarak araştırmak, onların toplum yaşamındaki anlam ve önemini bilmek, olumlu işlevi olanları yaşatmak zorundayız. Çünkü küreselleşen bir dünyada gelişen, geliştikçe değişen, değiştikçe tüm geçmiş kültürleri, insanların yaptıkları her şeyi yadsıyıp yıkan, uygarlıkları altüst eden bir insanlık dramı ile karşı karşıyayız. Sosyologların "kapitalizmin kültürel çelişkileri" olarak da niteledikleri bu simülasyon çağında normatif değerlerin toplumların kendini gerçekleştirmesi ve kültürel kalkınmasında etkin rol oynayacağı bilinmektedir. Bu gibi ortak değerlerin teknolojik gelişmelere yol göstereceği, toplumsal bütünleşmeyi sağlayıp çatışma ve yabancılaşmayı önleyeceği savunulmaktadır.
Bu tarz postmodernist bir yaklaşımla halk kültürünün bir ürünü ve bölgemizde çok yaygın olan türbe inancı sosyolojik bir yöntemle incelenmiştir. Özellikle türbelere çoğunlukla neden kadınların gittiği, sağlık-hastalık, gelecek korkusu gibi sorunların çözümünde beklentilerinin neler olduğu vb. sorulara toplumsal açıdan yanıt aranmıştır. Bu bağlamda türbelerde gözlemler yapılmış, ziyaretçilerden, tesadüfî örnekleme tekniği ile seçilen 80 deneğe görüşme soruları uygulanmıştır. Elde edilen verilerin bir kısmı bu bildiri de analiz edilerek yorumlanmıştır.
Anahtar Sözcükler: İnanç, türbe, adak, fonksiyon, ibadet, hastalık
1. Giriş
1.1 Konu ve Önem
Bu bildirinin konusunu oluşturan türbe inancı ve çeşitli nedenlerle türbeleri ziyaret eden ve dilekte bulunanların demografik ve sosyolojik özellikleriyle ilgili veriler bölgede ve Isparta yöresinde yaptığımız alan araştırması sonucunda elde edilmiştir. Özellikle "Isparta Yöresinde Bulunan Türbeler ve Türbelere Gelen Ziyaretçilerin Sosyo-Kültürel Özellikleri" adını taşıyan ve yönetimimde tamamlanan tez çalışması[1] ve Alevi-Bektaşi köylerinde bizzat yaptığımız araştırmalardan[2] bu çalışmada yararlanılmıştır.
| Sabri Çakır: Göller Yöresinde Türbe İnancı ve Ziyaretçilerin Sosyolojik Analizi [Isparta Örneği] |
![]() |
| Resim 1 : Abdal Musa Türbesi / Tekke Köyü-Elmalı [Foto: Sabri Çakır] |
![]() |
| Resim 2 : Abdal Musa Türbesi / İç Görünümü [Foto: Sabri Çakır] |
![]() |
| Resim 3: Niyazi Baba Türbesi / Niyazlar Köyü –Yeşilova [Foto: Sabri Çakır] |
![]() |
| Resim 4: Niyazi Baba Türbesi İç Görünümü [Foto: Sabri Çakır] |
![]() |
| Resim 5 : Sinan Baba / Dede Türbesi / Baladız-Isparta / 21 Mart Nevruz töreni [Foto: Sabri Çakır] |
![]() |
| Resim 6 Sinan Baba / Dede Türbesi İç Görünümü [Foto: Sabri Çakır, 2010] |
![]() |
| Resim 7 : Budala Sultan Türbesi'nde dilekte bulunanlar [Foto: Sabri Çakır, 2007] |
![]() |
| Resim 8: Abdal Musa Tekkesi çevresinde bulunan bir dilek ağacı ve dilekte bulunanlar [Foto: Sabri Çakır, 2007] |
![]() |
| Resim 9: Hatıp Dede Türbesi (Aliköy)'nin iç görünümü ve asılan dilek objeleri [Foto: Sabri Çakır, 2009] |
![]() |
| Resim 10: Abdal Musa Türbesi'nde dua eden kadınlar [Foto: Sabri Çakır, 1999] |
![]() |
| Resim 11: Baladız-Sinan Baba Türbesi'ne girişte eşik öpme davranışı [Foto: Sabri Çakır, 2007] |
![]() |
| Resim 12: Piri Mehmet Efendi Türbesi [Foto: Sabri Çakır, 2011] |
Türbeler / ocaklar, yatırlar Türk toplumunun genelinde ve her bölgede olduğu gibi bu yörede de gerek Sünni yerleşimlerinde, gerekse Alevi-Bektaşi inanç ve geleneklerinin yaşatıldığı, uygulandığı kasabalarda-köylerde inanç yeri ve kült aracı olarak çok yaygındırlar.
Özellikle Alevi-Bektaşi inanç sisteminde, yatırları, türbeleri, ocakları ziyaret etmek, adak kesmek, dilekte bulunmak inancın bir gereği ve ibadet biçimi olarak kabul edilmektedir. Ayrıca türbeler, toplumsal kaynaşmanın, bütünleşmenin, yardımlaşmanın ve o inanç çevresinde oluşan ritüellerin, davranışların soydan soya aktarılmasında da önemli bir eğitim işlevi üstlenmişlerdir.
Bu yönleriyle, öncelikle etnolojinin, halkbilimin ve sosyal yapı ve insan ilişkileri, değerleri açısından da sosyolojinin, özellikle de kültür sosyolojisinin araştırma konusu olan türbeler, ocaklar, yatırlar ve bu objelerin etrafında oluşan geleneksel uygulamalar ve ziyaretçilerin beklentileri bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır.
Araştırmanın önemi ise, böyle bir inanç sisteminin toplum ve kültür üzerine olan etkilerinin, neden ve sonuç ilişkilerinin, betimleyici bir yöntem anlayışından çok, analiz edici ve yorumlayıcı bir yaklaşımla ele alınmış olmasından kaynaklanmaktadır. Öte yandan bir yazarımızın "Armut piş ağzıma düş" başlığı ile kaleme aldığı bir köşe yazısında [3] "Ramazanın ilk haftalarında İstanbul'daki evliya türbe ve mezarlarına, özellikle de kadınların ziyaretlerinin iyice yoğunlaştığından" söz ederek, evliya türbelerini kadınların neden ziyaret ettiklerini, yine kadınların ağzından nüktelerle yanıtlamaya çalışmıştır. Aynı şekilde Nasrettin Hoca'dan bir fıkra ile kadın evliya mezarının neden olmadığını dile getirmiştir.
"Nasrettin Hoca'ya da sormuşlar:
-Hemen hemen hiç kadın evliya mezarı yok, neden?
-Nasıl olsun ki; erkekler onları 'saçı uzun, aklı kısa' diye nitelendirdiklerinden kutsallaşmaları kolay değil.Kadınlar da, çok hoşlanmazlar kendilerinden daha üstün sayılan kadınlardan; ölmüş olsalar bile.."
Evliyalardan medet umma, toplumsal açıdan hiç değerlendirilmez nedense." cümlesiyle de konunun önemini, araştırılıp incelenmesi gerektiğini vurgulamak istemiştir. İşte bu gibi sorular, sayıtlılar araştırmamızın hareket noktasını oluşturmuştur.
1.2 Amaç ve Varsayım
Halkların bir sürü adet ve inanmaları vardır. Bunlardan biri de, çeşitli sosyo-kültürel ve dinsel nedenlerle yapılan türbe ziyaretleri ve pratiklerdir. Türbe ziyaretleri ve orada bulunan önemli kişiden (evliya, şıh / şeyh, dede / baba, mürşit), insan yaşamının doğum, evlenme, ölüm vb. aşamaları ile ilgili sorunlarına çözüm aramak ve dileklerin, isteklerin, beklentilerin gerçekleşmesi için dua etmek, yalvarıp yakarmak, gözyaşı dökmek gibi davranışlar, dinsel açıdan batıl ya da boş inanma olarak nitelenmektedir.
İslamiyet'te bu tür boş inanmaların, yalvarıp yakarmaların yeri olmadığını ve türbelere, yatırlara, ocaklara gidilmemesi gerektiğini savunan din adamları, teolog ve dinsel metinler olsa da, bu uygulamaların toplumların gelişmişlik düzeylerine göre halk arasında çok yaygın olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Ülkemizde bunun örneklerini her bölgede, her yerde görmekteyiz. Özellikle din, mezhep ve tarikatlara göre kutsal sayılan aylarda (Ramazan, Muharrem vb.),günlerde (Cuma, Nevruz, Hıdrellez vb) ve bayramlarda bu uygulamalar ya da türbe ziyaretleri; sadece halkın değil, devlet adamlarının, bakanların, başbakanların, üniversitedeki bilim (!) insanlarının, çoğunlukla da kadınlarımızın bir geleneği olarak gözlemlenmektedir. Halk tarafından kutsal olarak bilinen ve kendilerine özgü mitleri, anlatıları, öyküleri ve işlevleri bulunan yatırlar, türbeler, ocaklar yurdumuzun her bölgesinde, özellikle de tarihsel ve dinsel özelliği bulunan mekânlarda, köy ve kasabalarda, kentlerde yer almaktadır.
Türbe ziyaretleri, sadece bize özgü olan bir davranış modeli ve uygulaması da değildir. Bize özgü olanı, inanç grubunun pratiklerini, ritüellerini İslam ya da mezhep, tarikat esaslarına göre yapmasıdır. Protestanlarda, Ortodokslarda, Katoliklerde, Brahmanlarda vb. bu uygulamayı görmek mümkündür. Bu nedenle de böyle bir inancın ve uygulamanın, ana biçimleri, temel düşünceleri bakımından evrensel bir insan davranışı olduğunu söyleyebiliriz. İlkel ya da uygar, politeist (çoktanrılı), monoteist (tektanrılı) dinlere ve inanç sistemlerine (mezhep, tarikat) mensup halkların ibadet ve uygulamalarında çeşitlilik, ayrılık ve kutuplaşmalar olsa da, "batıl" diye nitelenen ve bazen de, ülkemizde olduğu gibi yasaklanan inanmaların temelinde yatan benzerlikler ya da ortak noktalar bulunmaktadır. Sosyologun, antropologun görevi, bu benzerlikleri, ortak noktaları halkların benzer psikolojisinde (ruhsal, moral değerlerinde), tinsel (manevi) ve maddi yaşamında, kısaca toplumsal ve kültürel yapısında araştırmak ve yorumlamaktır.
Bu kuramsal yaklaşım doğrultusunda, çeşitli etnik ve inanç gruplarının, toplulukların yaşadığı Göller yöresinde, özellikle de araştırma alanı olarak sınırladığımız Isparta ilinde bu araştırmanın yapılması ve sosyolojik açıdan değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma, betimleyici bir çalışmadan ziyade, kuramsal temele dayanan, sayıtlı ve varsayımları test eden bir nitelik taşımaktadır. Bölgede böyle bir çalışma yapmamızdaki amaçlarımızı da şöyle sıralayabiliriz:
· Yöredeki türbeleri, yerleşim yerlerini,
· Yöredeki türbelerin insan yaşamı ve sağlığı ile ilgili işlevlerini,
· Türbe ziyaretine gidenlerin ve türbelerden yardım bekleyenlerin adet ve uygulamalarını,
· Türbelerde hangi bağışların yapıldığını, adak türlerini
· Türbe ziyaretine gidenlerin demografik, sosyo- kültürel niteliklerini, dilek ve beklentilerini, neden-sonuç ilişkisi bağlamında saptayıp ortaya koymaktır.
Bu amaçlara ulaşmak ve araştırmaya bilimsel bir içerik kazandırmak için de hazırlanan görüşme sorularına kaynaklık eden varsayımlarda şunlardır:
Ø Isparta yöresinde türbelere gelen ziyaretçilerin türbeye geliş sıklıkları, amaçları, sosyo-kültürel ve demografik değişkenler ile yakından ilişkili olabilir.
Ø Türbelere ziyarete gelen kadınlar erkeklere oranla daha fazla olabilir.
Ø Türbeleri ziyaret edenlerin çoğunluğunu orta yaş üstü ziyaretçiler oluşturabilir.
Ø Türbeyi ziyarete gelenlerden mesleği ev hanımı olanlar çoğunluğu oluşturabilir.
Ø Eğitim seviyesi düştükçe türbe ziyaretine geliş sıklığı artabilir.
Ø Ziyaretçilerin türbeyi ziyaret etme nedenleri mezheplerine / tarikatlarına göre değişebilir..
1.3 Araştırmanın Yöntem ve Teknikleri
Bu araştırmada yöredeki türbelerin maddi yapısı, geleneksel ve mimari özellikleri ve türbe çevresinde yapılan törenleri uygulamaları anlayabilmek için "alan araştırması yöntemi ve buna bağlı olarak işlevsel yaklaşım uygulanmıştır. Türbelerdeki etkinlikler, ziyaretler doğal koşulları içinde gözlemlenmiş; türbeleri ziyaret edenlere 39 sorudan oluşan görüşme soruları uygulanmıştır. Araştırma birimi olarak seçilen 20 türbeye gelen ziyaretçiler arasından 80 denek, tesadüfî örnekleme tekniği ile seçilmiş ve kendileriyle olay anında görüşülmüştür.
Araştırma alanının çok geniş ve dağınık olması, ulaşım zorluklarını beraberinde getirmiş; dolayısıyla sahadaki koşulların elverdiği ölçüde söz konusu ziyaretçilerle görüşülmekle yetinilmiştir. Çünkü uygulama yapmaya başladığımız 2008 yılına kadar Isparta ili ve yöredeki türbelere gelen genel nüfusa ait hiçbir resmi bilgi kaynağına rastlanılmamıştır. Bu nedenle de ne kadar kişinin, hangi zamanlarda türbeleri ziyaret ettiği konusunda herhangi bir veri olmadığından, araştırma için örnek seçilen 20 türbeye[4] gelen ziyaretçilerin toplam nüfusu hakkında bir bilgi sunma olanağımız bulunmamaktadır.
Söz konusu bilgi toplama yolları ve teknikleri aracılığıyla elde edilen verilerin çözümlenmesinde ve yorumlanmasında ise SPSS programı kullanılmıştır.
2. Araştırmanın Kuramsal Yaklaşımı ve Temel Kavramları
2.1 Kuramsal Yaklaşım
Araştırmanın kuramsal temelini antropoloji ve sosyolojide kullanılan iki kuramsal yaklaşım oluşturmaktadır. Bunlardan birincisi işlevselcilik, ikincisi de simgesel etkileşimci kuramdır. Malinowski'nin "fonksiyonsuz=işlevsiz bir kurumun (davranış örüntüsünün) yaşayamayacağı"[5] ilkesi ile Parsons'un "Genel Sistem Kuramı"nda[6] işlev kavramının bütün yaşayan sistemleri anlamanın odak noktası olduğu" sayıtlısından hareket edilmiştir. İkincisi de "Sembolik Etkileşimci Perspektif"ten yaralanılarak türbe ziyaretlerindeki insan ve anlamı yorumlanmaya çalışılmıştır. Başka söyleyişle türbeleri ziyaret eden ve dilekte bulunanların, türbeyi simgeleyen ermiş, evliya, bilge, kahraman, keramet sahibi vb. statülerle ifade edilen ve toplumca önemli sayılan kişilere karşı tavırları, eylemleri, yakarıp yalvarmaları, beklentileri anlaşılmaya çalışılmıştır.
2.2.Temel Kavramlar
Araştırma konusuyla ilgili temel kavramların başında inanç, türbe, ocak, yatır, büyü, dua, kurban, adak, nazar, mürşit-şeyh, dede / baba, mezhep / tarikat, ermiş, evliya, keramet, abdal, derviş, veli, mürit, menkıbe, tasavvuf vb. gelmektedir. Ne var ki, bu kavramların tümüne burada yanıt aramak ya da tanım yapmak olası değildir. Sunum koşullarına, araştırmanın alan ve kapsamına uygun olarak sadece iki kavram üzerinde durarak konunun önemi ve olgunun anlaşılması sağlanacaktır. Bu iki kavram ise "inanç" ve "türbe / ocak"tır.
İnanç
Her toplumun toplumsal yapısına, kültürel düzeyine ve ilişkiler sistemine göre farklı işlevleri ve anlamları olan inançlar, bugüne dek yapılan tüm kültür tanımlarının içeriğinde yer almıştır. Özellikle çağdaş Amerikan toplumbiliminde inançlar kültür (ekin) kavramının kapsamına alınmaktadır.Örneğin Amerikan toplumbilimcisi G..Murdock kültür kavramını "insanların uydukları inançlar ve tutumlar olarak tanımlamaktadır"[7] Yine Amerikalı toplumbilimciler Ely Chinoy ve Lester F. Ward, Fransız toplumbilimcisi Gabriel Tarde vb. toplumbilim anlayışları tümüyle inançsaldır; toplumsal yaşamı inançlarla, isteklerle ve bu inançların meydana getirdiği eğilimlerle açıklarlar. Onlara göre toplumsal olaylar, karşılıklı etkide bulunan bireylerin inanç ve isteklerinden doğarlar.[8]
Bu bağlamda insana doğumundan ölümüne dek eşlik eden adet ve inançlar, yaşamın belli dönemlerinde, özellikle doğum, evlenme ve ölümde, bunlarla ilgili tören ve ayinlerde etkilidirler. Adet, örf, töre, gelenek ve görenek gibi sözcüklerle karıştırılmasına karşın, inanç sözcüğünün anlamları ve tanımları şöyle özetlenebilir:
"İnanç (itikat): "Herhangi bir öneriyi doğru diye benimseme" (Ozankaya, 1975:56); "varlıkların bizzat varoluşlarına veya varoluş biçimlerine ilişkin en temel önkabüller; bir şeyin öyle olduğuna ilişkin doğrudan belirli nedenlere indirgenemeyen peşin kabul. Sorgulama düzleminin dışına çıkarılmış bilgi" (Demir ve Acar, 1997:142). Daha anlaşılır bir biçimde bir başka inanç tanımı da şöyle verilebilir: " İnanç, bir kimsenin günlük yaşamını, davranışlarını etkileyen, başkalarından öğrenme yoluyla kazanılan düşünce varlığıdır. Onun edinilmesinde kişinin deneme yoluna sapması, geçerliliğini kendi yaşamında geçen bir olayla tanıması gerekli değildir. İnanç denenmeden, us kurallarına, mantık ilkelerine uygulamadan benimsenen, genel geçerliliğini yalnız başkalarından aktarılan olaylara, söylentilere borçlu olan bir düşünce ürünüdür" (Eyüpoğlu,1974: 17). Bütün inançların kaynağı olan toprak ana, Anadolu insanın, belli ölçüler içinde düşünmeye itmiş, onu doğa ile karşı karşıya getirmiştir" (Eyüpoğlu, 1974:148)"[9].
Türbe / Ocak
Türbe, "Genellikle ünlü bir kimse için yaptırılan mezar, mezar üzerine çatılmış yapı" ,"kabir üzerine yapılan bina, oda", "vefat edeni ziyaret maksadı ile dua etmeye gelenleri yağmurdan, güneşten korumak için kabirlerin üzerine kurulan çadır", "toprak, topraklı yer, bir şeyi toprakla örtmek ve üstüne toprak saçmak", "ziyaret edilen büyük zatların, evliyanın, şehitlerin, sultanların mezarları" anlamlarına gelir.
Türbe, etrafı çevrilmiş yahut üstü örtülmüş mezar yerine de kullanılmıştır. Arapça bir kelimedir. Kökü "türab" veya "terb" kelimeleridir. İlk türbeler, çadır, çardak, taş ve topraktan yapılmış oda şeklindedir. Türbede hizmet görenlere, türbenin temizlik v.s. işlerine bakanlara "türbedar" denir.
Ocak sözcüğü / kavramı ise; hemen hemen bütün toplumlarda kutsal sayılıp, evlerin yaşama sevinci ve hayat kaynağıdır. Bereketi, ekonomiyi ve uğuru temsil eden ocağa, her zaman bir kudret kaynağı gözüyle bakılmış, karşısında korkuyla karışık bir saygı duyulmuştur.[10] Ocak Türkçe bir sözcüktür; Anadolu'da çeşitli kavramsal anlamları vardır. Bu anlamlar kullanılış biçimi, işlevi ve mekana göre değişebilir.Oturulan ev, evin içinde mutfakta ateş yakılan, ekmek yapılan ve yemek pişirilen yer..Aile, yuva, soy; türbeler, yatırlar, tekkeler ve kutsal olduğuna inanılan yerler vb. ocak sözü ile adlandırılır. Örneğin halk arasında" aile ocağı, askerlik ocağı, Kızıltaş Ocağı[11], baba-dede ocağı vb.." terimler sıkça kullanılır.Yine halk arasında, bir evin yıkılması, bir kimsenin başına büyük bir yıkım gelmesi gibi beddualarda (ilenme) ocak kavramı çok geçmektedir.Örneğin, "ocağın tütmesin!, ocağın batsın!, ocağın sönsün!, ocağında Baykuşlar ötsün!; ocağına incir ağacı dikilsin!, ocağında ot bitmesin !.."vb.
Alevilik-Bektaşilikte kullanılan ocak kavramı ise kült yerini, kült öğesini, soyu anlatan çok geniş ve yaygın bir kullanımı içermektedir. Alevi-Bektaşi kültünde ocak kavramı dengeleyici, bütünleştirici ve uyum sağlayıcı bir rol oynar. Ocak, adeta bir kültür kümesidir. Ocak dini liderlerin soyunu, rol ve yerini belirtmede önemli bir şemsiyedir.[12] Dedeler, soy güderler. Her dede, bir soydan geldiğini kabul eder. Çoğu kez dedelik babadan oğla geçer ve bu soy zinciri sürüp gider; buna ocak denir. Bir ocağa ait olan dede, ocakzade sayılır.[13]
3. Ziyaretçilerin Demografik ve Sosyo-Kültürel Özellikleri
Çok değişik amaçların, dileklerin gerçekleşmesi için yapılan türbe ziyaretleri ve sunulan adak çeşitleri; türbelerde yatan kişilerin tarihselliğine, kahramanlığına, temsil ettiği mezhep ya da tarikata, dilekleri, beklentileri yerine getirme deneyimlerine, kısaca işlevlerine göre artıp çeşitlenmektedir. Bu bağlamda yörede bulunan türbeleri çekici ve işlevsel kılan doğaüstü güçlerine, halkın sağlık ve toplumsal sorunlarına çözüm getirme yetkelerine göre sınıflandırabiliriz:
· Hastalıklardan kurtulmak, ağrıların, sara hastalıklarının geçmesi için gidilen türbeler birinci sırada yer almaktadır. İsimlerini ve bulundukları mekânları (köy, kasaba, ilçe, kent merkezi) konu sınırlaması nedeniyle burada yer veremediğimiz türbe sayısı 28'dir.
· Çocuk sahibi olmak için gidilen türbeler: Çocuğu olmayanlar (kısır kadınlar), olup da yaşamayanlar, düşük yapanlar, erkek çocuk sahibi olmak isteyenler, yaramaz ve sürekli ağlayan çocuklarını bu durumlardan kurtarmak için gidilen ve dilekte bulunulan türbeler ikinci sırada yer almakta ve sayıları 27'yi bulmaktadır.
· Psikolojik (ruhsal) rahatsızlık ve hastalıklar için gidilen türbeler: Rahatlama, sıkıntıları, dertleri atma, uykusuzluktan kurtulma vb. amaçlar için gidilen türbelerde üçüncü sırada bulunmakta ve bölgedeki sayıları 22'dir.
· Çocukların hastalıklardan kurtulmaları için gidilen türbeler de oldukça fazla olup, sayıları 16'dır. Bu türbeler, genellikle yürümeyen, geç yürüyen, konuşamayan ya da geç konuşan (dillenmeyen), nazardan korunamayan çocuklar için ziyaret edilen kutsal mekânlardır.
· Evlenmek, kısmet açmak, askere, gurbete gidenlerin sağlıklı bir şekilde geri dönmeleri, iş bulmak, sınıf geçmek, sınavda başarılı olmak, yağmur yağdırmak, kötülüklerden kurtulmak için gidilen ve dua edilen, dilekte bulunulan türbe sayısı da oldukça yüksektir.
Türbelerin bu işlevlerine, dinsel, büyüsel, sağaltıcı güçlerine göre ziyaret edenlerin demografik, sosyo-kültürel nicelik ve niteliklerini, dinsel ve batıl inançlarla ilgili eğilimlerini, tutum ve davranışlarını da şu başlıklar altında kısaca yorumlayabiliriz:
3.1 Demografik Özellikleri ve Ziyaretçilerin Doğum Yerleri
Bu araştırmada bölgede yapılan öteki araştırmalara koşut olarak türbelerdeki anma etkinliklerinde, bayramlarda, aşure ve nevruz gibi önemli günlerde yapılan gözlemlere ek olarak % 8,8'i erkek (7), % 91,3'ü kadın (73) olmak üzere toplam 80 denekle görüşme yapılmıştır.
Türk toplumunun geleneksel inanç kültüründe ve uygulamalarında kadınların her zaman daha çok sorunlu olduğu ve bu nedenle de türbeleri, yatırları, ocakları ziyaret ederek yaşamsal sorunlarına çare aradıkları öteki araştırmalarda olduğu gibi bu çalışma ile de kanıtlanmaktadır.
Genellikle türbe ziyaretlerinde kadınların mahalleden arkadaşlarıyla, kızlarıyla, gelinleriyle birlikte geldikleri gözlenmiştir. Bunun yanında bazı kadınlar eşleriyle gelmiştir. Ancak, erkekler kadınlara refakat etmek amacıyla gelmekte ve içeri girmeden, türbeye yakın bir yerde beklemektedir. Ayak Dedesi, Sıtma Dede, Murat Dede, Piri Mehmet Efendi Türbesi gibi türbeler haricinde, türbeye çocuk ve hamile kadın getirilmemektedir. Bu uygulamanın temelinde "dolu gelen boş gider, boş gelen dolu gider" inancı bulunmaktadır.
Türbe ziyaretinde bulunan deneklerin yerleşim yerlerine göre doğum yerlerini incelediğimizde, % 42,5'i kent merkezi, % 31,3'ü ilçe, % 7,5'i kasaba, % 18,8'i köy doğumludur. İl ve ilçe merkezi doğumluların yoğun bir şekilde türbe ziyareti yaptıkları görülmektedir. Türbe ziyaretlerinde bulunanların en düşük düzeyde kasabalı olduğu anlaşılmaktadır.
Türbe ziyaretleri ve beklentiler açısından kent kadınlarının kasaba ve köylere göre daha yoğun olması, ilçe ve kent merkezlerinin kırsal alanlardan daha çok göç alması ile açıklanabilir. Değerleri ve inançları ile köy ve kasabalardan kentlere göç edenlerin bu tutum ve davranışlarını kentlerde ya da öteki yerleşim alanlarında sürdürdükleri sosyolojik bir gerçektir.
| Sabri Çakır: Göller Yöresinde Türbe İnancı ve Ziyaretçilerin Sosyolojik Analizi [Isparta Örneği] |
![]() |
3.2 Deneklerin Yaş Dağılımı
Türbelere ziyaretçi olarak gelen ve anketimize katılan örneklem grubunun çoğunluğu 40 yaş ve üzerinden oluşmaktadır. Genel olarak ziyaretçilerin orta yaş ve üzerinden oluşmasının yanında her yaş grubundan ziyaretçilerin geldiği saptanmıştır. En düşük oran ise 15-20 ve 26-30 yaş grubunda olanlarda görülmektedir. Dolayısıyla genç kuşağın türbe inançlarının zayıfladığı, gelenlerin de anne-babalarının yanında geldikleri, kimilerinin de kısmet açmak, sınavlarda başarılı olmak gibi nedenleri olduğu görüşmelerde anlaşılmıştır (Tablo 1).
3.3 Toplumsal ve Kültürel Özellikleri
Görüşülenlerin % 12,5'i okur-yazar olmamakla birlikte, % 5'i okur-yazar, % 48,8'i ilkokul mezunu, % 13,8'i ortaokul mezunu, % 12,5'i lise mezunu , % 7,5'i ise üniversite mezunu olduğu görülmektedir. Örneklem grubuna göre ilkokul mezunları çoğunluğu oluşturmaktadır. Üniversite mezunlarının ise azınlıkta olduğu saptanmıştır. Bu duruma göre öğrenim düzeyi ile ziyaret etme arasında ters orantılı bir ilişki olduğu anlaşılmaktadır. Bir başka söyleyişle, öğrenim düzeyi arttıkça türbelerden beklentiler azalmaktadır.
| Sabri Çakır: Göller Yöresinde Türbe İnancı ve Ziyaretçilerin Sosyolojik Analizi [Isparta Örneği] |
![]() |
Öğrenim durumlarına koşut olarak deneklerin meslek yapıları da şöyledir: Örnekleme girenlerin % 70'i ev hanımı, % 10'u emekli, yine % 10'değişik işlerde, % 6,3'ü serbest meslek, % 2.5% i işçi, çok az sayısı (% 1.3) da öğretmen statüsünde çalışmaktadır. Tablo 3'den de anlaşılacağı gibi, yöredeki türbe ziyaretlerinin büyük bir çoğunluğunu ev hanımları oluşturmaktadır. En düşük oran ise, öğretmen mesleği statüsünde olanlardadır. Tabloda, ziyaretçi olarak meslek sahibi olanlarla olmayanlar arasında büyük bir fark gözlenmiştir. Bunun nedeni olarak, her hangi bir mesleği olmayanların türbe ziyaretlerine daha fazla zaman ayırabildikleri ve yaşadıkları sorunlarını, türbeler aracılığı ile çözebileceklerine inandıkları gösterilebilir.
Türbe ziyaretlerine gidenlerin çoğunluğunun ev kadını olması (% 70), medeni durumları açısından da benzer bir özellik taşımaktadır: Örneklem grubumuzun % 77,5'i evli, % 8,8'i bekâr, buna karşılık % 13,8'i ise duldur. Bu saptamaya göre ziyaretçilerin çoğunluğunu, sorunlarına ve isteklerine bağlı olarak evli kadınlar oluşturmaktadır. Türkiye genelinde de yaptığımız gözlemlerde türbe ziyaretleri, evlilik sonrası ve aile yaşamındaki birtakım soruna çözüm arandığı bir mekân olarak yapılmaktadır. Bu yörede de evli kadınların türbe ziyaretlerindeki artışı, evlilik sonrası yaşanan ekonomik, kültürel, cinsel sorunların ve isteklerin fazla olduğunu kanıtlamaktadır. Öte yandan, evli olanların bekâr olanlara göre aile yaşamındaki sorumluluklarının daha çok olduğu sayıtlısından hareketle, evli ev kadınlarının, sorunlarına çözüm bulmak amacıyla türbelere ittiği yargısına varabiliriz.
| Sabri Çakır: Göller Yöresinde Türbe İnancı ve Ziyaretçilerin Sosyolojik Analizi [Isparta Örneği] |
![]() |
Görüşülenlerin % 76,3'ü Hanefi, % 3,8'i Sünni, % 17,5'i Alevi mezhebinden, % 2,5'i ise Bektaşi tarikatı gibi dinsel gruplardandır. Görüldüğü gibi her mezhepten / tarikattan bireyler türbe ziyaretlerinde bulunmaktadır. Görüşülenlere göre, türbe inancının en fazla olduğu mezhep Hanefi olarak saptanmış olsa da, bu gidilen türbenin ve görüşme yapılan kişilerin hangi mezhep ya da tarikata bağlı olmasına göre değişebilir. Bir başka anlatımla, eğer siz araştırmanızı Alevi-Bektaşilerin yoğun olduğu çevrelerde yaparsanız, inanç grubunun niteliği değişecektir. Deneklerinizi Sünnilerin yoğun olduğu çevrelerden seçerseniz, bu kez oran onların lehinde artacaktır.
| Sabri Çakır: Göller Yöresinde Türbe İnancı ve Ziyaretçilerin Sosyolojik Analizi [Isparta Örneği] |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Görüşülenlerin % 52,5'i muhafazakâr / geleneksel aile yapısına ve ilişkilerine sahip olduklarını belirtirken, % 28,8'i modern olduğunu, % 18,8'i ise ailesinin kimi yönleriyle modern, kimi yönleriyle de muhafazakâr olduğunu 'diğer ' cevabıyla belirtmek istemişlerdir.
Muhafazakâr ailelerin türbe ziyaretlerinde çoğunluğu oluşturmasının yanında her iki kesimin de ziyaretlerde bulunduğu da görülmektedir.
'Modern' seçeneğinin az işaretlenmesinin nedenlerinden biri olarak, 'modern' sözcüğünün 'lüks' yaşantıya eşdeğer geldiği kanısına varmalarını gösterebiliriz. Bu düşünceye bağlı olarak türbeye gelen insanlar kendilerini orta ve alt düzeyde, yani halktan birileri olarak görmektedirler.
Görüşülenlerin % 66,3'ü Isparta merkezden, % 13,8'i Isparta ilçelerinden, % 6,3'ü diğer illerden,% 13,8'i ise Isparta köylerinden ziyarete geldiklerini ifade etmişlerdir. Diğer illerin içerisinde Afyon, İzmir ve İstanbul yer almaktadır.
Görüşülenlerin çoğunluğu Isparta merkezden ziyarete gelmişlerdir. Isparta ilçe ve köylerinden yapılan ziyaretler oran olarak aynı değerdedir. En düşük oranı ise diğer illerden gelenler oluşturmaktadır. Buna göre Isparta'da bulunan türbelere genellikle Isparta halkı ziyarete gelmektedir.
Gözlemlerimize göre Isparta merkezinde bulunan türbelere, merkezde yaşayanların yanı sıra köy ve ilçelerden ziyaretçi gelmesine karşın, köyde bulunan türbelere genellikle özel günlerde, anma törenlerinde, özellikle de Alevi-Bektaşi köylerinde köy halkı ile birlikte kentte yaşayanlar ziyarette bulunmaktadır. Ayrıca, Isparta merkezinde bulunan ve tarihselliği, işlevleri belirgin olan türbelere, kent merkezinde yaşayanların ilgi göstermesi ve oranlarının yüksek oluşu; ilçe merkezlerinde, kasaba ve köylerde aynı fonksiyonlarla ünlendirilmiş türbelerin, ocak ve yatırların çok sayıda olmasından kaynaklanan bir durumdur[14].
4. Ziyaretçilerin Psiko-Sosyal Davranış ve Tutumları
4.1 Türbeleri Ziyaret Etme Nedenleri ve Beklentileri
"Genellikle türbe ziyaretlerinde, mezarı bulunan ve ermiş olduğuna inanılan kişiden bir şey istenmez. Ancak, ziyaretçiler onlara yüreklerinin gizli kalmış yönlerini açarlar, onların şahsında Allah'a yalvarırlar. Türbe ziyaretleri genellikle güç bir işin gerçekleşmesi, bir hastalığın iyileşmesi, çocuk sahibi olmak, mal-mülk (ev, araba, eşya vb.) olmak veya manevi huzur bulmak gibi amaçlara yönelik olarak yapılmakla birlikte, bazen ibadetin önemli bir parçası olarak da görülmektedir."[15] Özellikle Alevi-Bektaşilerde, örneğin Abdal Musa ve O'nun müridi olan Kaygusuz Abdal türbelerinde gözlemlediğimiz gibi türbeler önemli ibadet mekânları, türbe ziyaretleri de önemli bir ibadet biçimi olarak görülmektedir.
Bu genel istemlere paralel olarak görüşme ve gözlem yapılan deneklere "Türbeyi ziyaret etme nedeniniz nedir? diye sorulduğunda, "diğer" seçeneği çoğunluğu oluşturmuştur. "Diğer" yanıtının içerisinde: "Allah rızası için, dua etmek, rüyamda gördüm, sıkıntı gidermek, bunaltı geçirmek, geçimsizlikten, yoksulluktan kurtulmak, şükretmek, namaz kılmak, feraha ermek, hizmet etmek, inancım gereği, kazadan-beladan korunmak, çocuklarıma dua etmek, rahatlamak, Kur'an okumak ve huzur bulmak için vb." gibi ifadeler yer almaktadır.
Bu tür yanıtlardan da türbeye gelme nedeni, genelde manevi ya da psikolojik sorunlara, hastalıklara çözüm getirmesi üzerinde yoğunlaşmıştır. Bunun yanında evlenemeyenler ya da çocuğu olamayanlar, kısmet açtırmak, çocuk sahibi olmak, ev ve iş sahibi olmak,sınavlarda başarılı olmak isteyenler türbedarlar aracılığıyla isteklerini / dileklerini çeşitli adaklar ya da uygulamalarla dile getirmektedirler.. Örneğin, türbedarın ziyaretçi üzerinde üç hafta aynı günlerde kilit açması, türbede atlet dolaştırmak gibi.
Kısmet açtırmak ve çocuk sahibi olmak gibi nedenlerin düşük oranda olmasını, görüşmeye katılanların bir kısmının gerçekten ziyaret nedenlerini gizlemelerine, mahcubiyet duymalarına, utanıp sıkılmalarına bağlayabiliriz.
Ziyaretçiler türbeyi umut kapısı olarak görmekte, orada yatan kişinin aracılığıyla Allah'a dua etmekte ve dileklerinin gerçekleşmesini beklemektedirler. "Türbeyi ziyaret etmek dinimizin bir gereği midir?" sorusuna deneklerin % 53'8'i "evet", % 46,3'ü "hayır" yanıtı vermişlerdir. Bu bilgi de türbe ziyaretlerinin bir başka nedenini ve kutsallığını oluştururken, dinin gereği ve Kur'anda böyle bir zorunluluğun olmadığını savunanlar, ziyareti kişinin kendi duyarlılığına, inanç anlayışına bırakmanın daha doğru olacağı görüşünde birleşmişlerdir.
4.2 Türbe Ziyaretlerinde Dinsel, Büyüsel Uygulamalar
Türbe, ocak ve yatırları ziyaret edenler genellikle şu eylemlerde, davranışlarda bulunurlar: Türbenin dış duvarlarına taş / çamur yapıştırmak, türbenin dışında, duvarında mum yakmak, çevresinde üç kez dönmek, para atmak (kumbaraya), türbedeki topraktan alıp ağrıyan, sızlayan yere sürmek, bez bağlamak, dua etmek, ağlamak, yalvarıp yakarmak, mezarı öpmek, ağıt söylemek, yas yakmak vb. davranışlar… Ocak ve yatırlarda ise ziyaretçinin dilek ve beklentilerine uygun objeleri, örneğin bez bağlamak, başörtüsü asmak, çivi ve nal çakmak, taş yapıştırmak, boncuk takmak, beşik asmak, oyuncak bebek bırakmak gibi kimi dinsel ve büyüsel nitelikli nesneleri, işlemleri görürüz. Türbe, ocak ve yatırlarla ilgili bu tür uygulamaları hem yöredeki gözlemlerimiz hem de görüşmelerimiz doğrulamaktadır.
| Sabri Çakır: Göller Yöresinde Türbe İnancı ve Ziyaretçilerin Sosyolojik Analizi [Isparta Örneği] |
![]() |
![]() |
4.2.1 Türbelere Yardım Etme ve Edilen Yardım Türleri
Örneklem grubunu oluşturan deneklerin / bireylerin yüzde 63,8'i türbe ziyaretlerinde yardımda bulunduklarını, yüzde 36,2'sinin de bulunmadıklarını görmekteyiz. "Türbeye yardım eder misiniz?" sorusuna "evet" yanıtı verenler, yardım olarak türbedeki kumbaraya para atmayı tercih etmişlerdir. Alevi Bektaşi türbelerinin birçoğunda, anma ve önemli günlerde aşure ve yemek dağıtıldığı için mutfak bulunmakta ve giderleri toplanan bu tür paralardan sağlanmaktadır. Ayrıca, bölgedeki türbelerin birçoğu da kiraya verildiğinden, kira bedeli, türbelerin onarım ve bakım masrafları da bu gelirlerden karşılanmaktadır. Uluslararası çekiciliği ve ünü olan Abdal Musa gibi bazı türbelerde ise giriş ve ziyaret zaten ücrete tabidir.
Buradaki yanıtlar, batıl da olsa inancı uğruna halkımızın yardımlaşma konusundaki duyarlılığını ve cömertliğini bize göstermektedir. Yardım türü olarak namazlık, başörtüsü ve dini kitapların az olması, türbelerde önceden var olanların bile çalındığı yargısı göz önünde tutulursa normal karşılanmaktadır. "Nasıl olsa kaybolacak", düşüncesiyle bu tür yardımlar az sayıda yapılmaktadır. Bunların yerine insanlara daha yararlı olabilecek seçenekler tercih edilmektedir. Bir hayli yüksek bir oranı oluşturan "diğer " seçeneği içerisinde yer alan yemek dağıtımı da bir tür yardımlaşma ve dayanışma olarak görülmektedir. Soruya yanıt vermeyenlerin oranın yüksek olması, deneklerin "Türbeye yardımda bulunur musunuz?" sorusuna verdikleri yüzde 36,2'lik "hayır" yanıtıyla bağdaşmaktadır.
4.2.2 Adak Adama / Dilekte Bulunma İle İlgili Davranışlar
Türbe ziyaretçileri arasında görüştüğümüz % 65'lik bir çoğunluk, adak ya da dilekte bulunurken, % 35'i bu davranışı göstermemişlerdir. Türbelere yardım ya da bağış konusunda olduğu gibi yine aynı orandaki (% 35.0) bireyler adak ya da dilekte bulunma gereğini düşünmemektedirler. Adak ya da dilekte bulunmayanları sadece gezip görmek, dua ya da ibadet etmek isteyenler oluşturmaktadır.
Çoğunluğu oluşturanların ise, türbe inancının güçlü, dilek ve beklentilerinin yoğun olduğunu söyleyebiliriz. Türbelerin özelliklerine, işlevlerine göre çevrelerinden edindikleri duyumlara, söylemlere, mitlere ve ilgili yayınlara göre adaklarının ve dileklerinin buralarda gerçekleşeceğini düşlemektedirler. Bu inancı taşıyanlar ve uygulamaları yapanlar türbede yaşayan ulu (ermiş / kerametli) kişinin ruhu ile etkileşim kurarak onun şahsıyla bütünleşeceklerine ve Allah'tan türbede yatan kişinin "yüzü suyu hürmetine" her türlü dert ve hastalıklardan kurtulacaklarına, ruhsal bir doyuma erişeceklerine inanmaktadırlar. Öteki yörelerde olduğu gibi bu bölgedeki, özellikle de Isparta çevresindeki türbeler, "şifa verici" nitelikleriyle halk hekimliği açısından uzmanlaştıkları, belirli hastalıklara iyi geldikleri, ruhsal (psikolojik) bir mutluluk ve huzur kaynağı oldukları yaygın bir inanç olarak benimsenmiştir. Sözgelimi Tez Mehmet Dede ve Şeremet Dede, acil dilekleri olanların; Piri Mehmet Efendi, Sağır Dede, akıl (ruh)hastalığı olanların; Hatip Dede, evlenemeyenlerin, evlenen çitlerin, askere gidenlerin, sünnet olmak isteyenlerin; Aslan Baba, Seyit Sinan Baba, Veli Baba, Ümmi Nine, çocuk sahibi olmak isteyenlerin; Arap Beşir Dede, sara hastalığı olanların; Sultan Baba, Gök Veli Sultan (Ayak Dedesi), yürümeyen çocukların ziyaret ve dilekte bulunma mekânı olarak bilinmektedir.
4.2.3 Dilekleri / Adakları Gerçekleşenlerin Eylemleri
Türbeye gelen ziyaretçilerin[16] "adak ya da dileğiniz gerçekleştiğinde ne yaparsınız?" sorusuna, "türbede yiyecek adağı dağıtırım" yanıtını verenler % 25.0 ile çoğunluğu oluşturmaktadır. Hazırlanması, dağıtılması daha kolay olduğu için dileği gerçekleşenler, orada yatan ulu kişiye bu tarz bir karşılıkla teşekkür etmiş olurlar. Bu uygulama yörede daha çok itibar görmekteymiş. Buradaki seçeneklerde olmamasına karşın Alevi Bektaşiler dileklerinin yerine gelmesi durumunda o türbe ya da yatırda kurban keserek yaptıkları yemekleri gelenlere, ziyaret edenlere dağıtmaktadırlar. Öteki seçeneklere baktığımızda, her türbede olduğu gibi dua etmek, mevlit okutmak, para yardımında bulunmak, halı, kilim bırakmak, atlet, havlu, yazma, tülbent bağlamak önemli uygulamalardır.
Ziyaretçiler adakları ve dilekleri gerçekleştiğinde türbeyi ikinci, üçüncü kez ziyaret ederek bu eylemleri, yardımları yapmaktadırlar. Bunları yapmadıkları takdirde, daha sonra rüyalarında adaklarını ve dileklerini çağrıştıracak şeyler gördükleri de söylenmektedir. Yine adakları gerçekleştiğinde bir şey yapmaları, bir bakıma Allah'a karşı sözünü yerine getirme şeklinde yorumlanmaktadır. Herhangi bir dileği yerine gelmemiş olanlar ise bu soruya yanıt vermemişlerdir.
4.2.4 Türbeye Giriş-Çıkışta Uyulması ve Yapılması Gereken Davranışlar
Göller yöresindeki türbelerde bu inanç ve uygulamalara ilave olarak kurumsallaşmış önemli bazı davranışlar vardır. Türbeye girerken eşiğe basılmaz, kimi yerde eşik öpülür, kapıdan baş öne eğilerek geçilir. Eşikten içeri girer girmez niyaz edilir, namaz kılınır, "niyazımız Allah'a, burada yatan zata"denir. Bunun yapılış şekli ise, baş sağa, sola tekrar sağa çevrilir. Alevi-Bektaşiler, Sünnilerden farklı olarak bu uygulamada "Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali" diyerek niyazlarını yapmış, namazlarını kılmış olurlar. Türbenin içinde ise orada bulunan kişiye saygının bir ifadesi olarak sandukanın etrafında üç kez dönülmesi, öpülerek yüz sürülmesi, herkesin kendi inanç ve geleneklerine göre dua etmesi, para bırakılması, mum yakılması, kimi türbelerde rüya görmek için uyunması, türbeden çıkarken geri dönmeden arka arkaya, baş öne eğik çıkılması çok önemli ve dikkat edilmesi gereken davranış kalıplarıdır.
Sonuç
Göller yöresi genelinde, Isparta ili özelinde türbe inancı ve uygulamalarını konu edinen bu araştırmada; türbelerin sosyo-psikolojik ve dinsel işlevleri, ziyaretçilerin dilek ve beklentileri; adet ve uygulamaları ele alınıp kısa başlıklarla yorumlanmıştır. Amaçlarımız ve varsayımlarımız doğrultusunda gözlem ve analiz teknikleri ile elde edilen bulguları kısaca özetleyebiliriz:
· Göller bölgesi, özellikle de Isparta çevresi zengin ve farklı inanç çeşitliliğine koşut olarak çok sayıda türbenin, ocak ya da yatırın yer aldığı bir konuma sahiptir. Öyle ki, aynı mezhep ya da tarikata bağlı inanç gruplarında, köylerde birden çok türbenin ya da kült merkezinin olduğu görülmektedir. Çok değişik amaçlarla gelen, çok sayıda ziyaretçisi olan bu türbelerin birçoğu yıkılmış, yeri değiştirilmiştir. Alevi-Bektaşi köylerindeki türbeler ise Sünni ve Şafilerinkilere göre daha bakımlı ve daha donanımlıdırlar.
· Türbeler gerek mimari yapıları, gerekse iç mekânları, simgesel araç ve gereçleriyle yöre kültürünü içinde barındıran, koruyan birer etnografya müzesi görevini yapmaktadırlar.
· Türbelerin mekân ve yerleşim dokusu inancın ve içindeki otoritenin kimliği ve gücüne göre biçim kazanmaktadır. Bu özellikleriyle türbeler ya bir tepe üzerinde (Piri Mehmet Efendi Türbesi gibi), ya köyün ya da mahallenin mezarlığında, ya da cami yanında inşa edilmişlerdir. Genellikle yeşil renkli, kubbeli ya da düz çatılıdırlar. Kimi türbelerde tek mezar bulunurken, çoğunda iki ya da daha fazla mezar vardır. Türbelerin içinde orada yatan kişi / kişilerin kullandığı araç-gereçler, giydikleri giysiler, okudukları kitaplar; türbe çukuru ve toprağı, bayrak, sancak, geyik boynuzu vb. birçok obje de bulunmaktadır.
· Yöredeki türbeleri anlamlı ve çekici kılan etkileri; içinde yatan ulu kişilerin dinsel statülerine, temsil ettikleri toplulukların inanç sistemlerine, değerlerine, tarihsel kimlik ve beklentilere çözüm getirme güçlerine göre değişmektedir.
· Türbeleri ziyaret edip dilekte bulunma nedenlerinin başında hastalıklardan kurtulmak / şifa bulmak, çocuk sahibi olmak (özellikle erkek) psikolojik (ruhsal) rahatsızlıkları atmak; kısmet açmak, evlenmek, mal-mülk, para ve iş sahibi olmak, gezip görmek vb. gelmektedir.
· Türbe ziyaretlerine çoğunlukla kadınlar gelmektedir. Bu özellik, Türk toplumunda kadınların yaşamsal ve sağlık sorunlarının, psikolojik rahatsızlıklarının daha fazla olduğunu göstermektedir. Bu oran genellikle evli kadınlarda yüksektir (% 65).
· Türbe ziyaretleri ve beklentileri açısından kent kadınlarının kasaba ve köylere göre daha çok ziyarette bulundukları, kent merkezlerinin daha çok göç almasıyla açıklanabilir. Ayrıca, ziyaret yapan kadınların mesleki statü olarak "ev kadını" '% 70) olması, boş zamanlarının ya da beklentilerinin köy kadınlarına oranla daha çok oluşu, ziyaretin sıklığı ya da çokluğu ile ilgilidir.
· Türbelere gelen ziyaretçilerin çoğunluğunun (% 70) 40 ve üzeri yaş grubunda yer alması, bir kentlilik özelliği olarak gençlerin türbe inançlarının zayıfladığını, gelenlerin de anne, babalarının yanında geldiklerini göstermektedir. Türbe ziyaretleri bir yönüyle de eğitim-öğrenim düzeyi ile doğrudan ilgilidir. Kadınların öğrenim düzeyi arttıkça ziyaret sayısı ya da sıklığı azalmaktadır.
· Görüşülenlerin çoğunluğunu Hanefi (76,3), ikinci sırada Alevi-Bektaşi (% 20.0), üçüncü sırada da Sünni mezhebinden (8% 3.8) olanlar oluşturmaktadır.
· Türbeler, ona inananların maddi ve manevi yapılarını dinlendiren huzurlu bir mekân olarak algılanmakta, buna göre adaklar adanıp yardımlar yapılmaktadır.
· Yöredeki türbelerin bazılarının-Tez Mehmet Dede, Hatip Dede vb.-aile deki karı-koca ilişkilerini, rol çatışmalarını, geçimsizlikleri, mutsuzlukları düzenleyici, giderici işlevleri olduğuna inanılmaktadır.
Sonuç olarak, geleneksel kültürümüzün yapı taşlarından biri olan türbeleri ve türbe çevresinde oluşan gelenek-görenekleri, adet ve uygulamaları, elde edilen bulgular doğrultusunda değerlendirmeye çalıştık. Elbette konu, başka yönlerden, başka bakış açılarından da yorumlanabilirdi. Ne var ki, böylesine geniş kapsamlı bir olguyu tüm yönleri ve uygulamalarıyla bir sunumda analiz edip yorumlamak olası değildir. O nedenle, burada yapılmak istenen, kendi toplumsal, biyolojik, psikolojik sorunlarına, türbelerde yatan ve yüceliğine, yetkesine, kudretine inanılan kişiler aracılığı ile çözüm arayanların, şifa bulmak isteyenlerin inanç dünyalarını ve eylemlerini, olumlu davranışlarını ortaya koymaktır. [Sabri Çakır - KanalKultur]
Kaynakça
Çakır, Sabri, "Göller Yöresi'nde Bektaşilik İnancı ve Önemli Kült Merkezleri",Uluslararası Bektaşilik ve Alevilik Sempozyumu:1, Bildiriler, Müzakereler (28-30 Ekim 2005 / Isparta), SDÜ İlahiyat Fakültesi Yayını.
Çakır, Sabri, Toplumsal Bilimlerde Yeni Yöntem Anlayışı ve Temel Yaklaşımlar, Fakülte Kitabevi, 2.Baskı, Isparta-2009
Çakır, Sabri, Üretimden Tüketime İnsan-Kültür ve Toplum Yazıları, Fakülte Kitabevi, Isparta-2008
Demiröz, Gülhan [Danışman: Prof.Dr. Sabri Çakır], Isparta Yöresinde Bulunan Türbeler ve Türbelere Gelen Ziyaretçilerin Sosyo-Kültürel Özellikleri Isparta-2009
Gölpınarlı, Abdulbaki, 100 Soruda Türkiye'de Mezhepler ve Tarikatlar, Gerçek Yayınevi, İstanbul-1969.
Hançerlioğlu, Orhan, Toplumbilim Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İstanbul-1986
Kösemihal, N.Şazi, Sosyoloji Tarihi, Remzi Kitabevi, İstanbul-1974
Örnek, S. Veyis, Sivas ve Çevresinde Hayatın Çeşitli Safhalarıyla İlgili Batıl İnançların ve Büyüsel İşlemlerin Etnolojik Tetkiki, s.115, Ankara-1966
Türk, Hüseyin, Kültürlerin Bin Yıllık Hoşgörüsü, Evliyalar Diyarı Hatay, Karahan Kitabevi, Seyhan-Adana-2009
Türkdoğan, Orhan; Alevi-Bektaşi Kimliği, Timaş Yayınları, İstanbul-1995
Notlar
* VIII. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresinde Sunulan Bildiri, 21-24 Kasım 2011, İzmir / 8th International Turkısh Folklore Congress, 21-24 November 2011, İzmir
** Prof. Dr., SDÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyololoji Bölümü Sosyal Yapı ve Değişme A.B.D. Başkanı
[1] Gülhan Demiröz [Danışman: Prof. .Dr. Sabri Çakır], Isparta Yöresinde Bulunan Türbeler ve Türbelere Gelen Ziyaretçilerin Sosyo-Kültürel Özellikleri Isparta-2009
[2] Sabri Çakır, "Göller Yöresi'nde Bektaşilik İnancı ve Önemli Kült Merkezleri",Uluslararası Bektaşilik ve Alevilik Sempozyumu:1, Bildiriler, Müzakereler (28-30 Ekim 2005), SDÜ İlahiyat Fakültesi Yayını, 2005-Isparta; "Alevi-Bektaşi Kimliği ve Cemevi Gerçeği", 2. Uluslararası Türk Kültür Evreninde Alevilik ve Bektaşilik Bilgi Şöleni (17-18-19 Ekim 07), Bildiri Kitabı, Cilt 2, 2007-Ankara
[3] Çetin Altan. "Armut piş, ağzıma düş", Milliyet (07.08.2011)
[4] Araştırma alanında bulunan ve gözlem yapılan türbelerden bazıları: Abdal Musa, Budala Sultan (Elmalı / Tekke Köyü) Şemsi Kamer Dede, Şeyh Mehmet Dede, Hatip Dede (Isparta / Aliköy),Seyit Sinan Baba, Tez Mehmet Dede, Hasan Dede, Hüseyin Dede, Şirin Baba (Isparta / Baladız Köyü), Aslan Baba / Aşağı Tekke, İsmail Dede / Yukarı Tekke, Ümmü Nine (Isparta-Yakaören Köyü), Aldan Dede (Alaeddin Efendi), Andık Dede, Arap Beşir Dede (Hacı Beşir), Ayırt Dede, Gök Veli Sultan–Şeyh Recep (Ayak Dedesi), Aslan Baba, Halife Sultan,Tez Murat Dede, Hızır Abdal Sultan (Hızır Dede), Hüseyin Baş Dede, Hamza Şeyh Dede (Afyon Kayabelen Kasabası),Seydi-i Nazır, (Şuhut / Anayurt Köyü), Niyazi Baba (Yeşilova / Niyazlar Köyü) türbeleridir
[5] Bkz. Malinowski, İnsan ve Kültür, Varlık Yayınları, s. 134-15, Ankara-1990
[6] M.M.Polama, Çağdaş Sosyoloji Kuramları, s.156, Ankara-1993
[7] Orhan Hançerlioğlu, Toplumbilim Sözlüğü, Remzi Kitabevi, s.205, İstanbul-1986
[8] N.Şazi Kösemihal, Sosyoloji Tarihi, Remzi Kitabevi, s.136, İstanbul-1974
[9] S.Çakır, a..g.e., s.390
[10] Sedat Veyis Örnek, Sivas ve Çevresinde Hayatın Çeşitli Safhalarıyla İlgili Batıl İnançların ve Büyüsel İşlemlerin Etnolojik Tetkiki, s.115, Ankara-1966
[11] Giresun Dereli İlçesi ile Şebinkarahisar arasında bulunan ve bulunduğu köye adını veren, kendine özgü bir miti olan bir ocak (yatır)
[12] Orhan Türkdoğan, Alevi-Bektaşi Kimliği, Timaş Yayınları, s.482, İstanbul-1995.
[13]Abdulbaki Gölpınarlı,100 Soruda Türkiye'de Mezhepler ve Tarikatlar, Gerçek Yayınevi, s.278, İstanbul-1969.
[14] Isparta ve çevresinde bulunan türbelerin yerleşim birimlerine dağılımı şöyledir: 1) İl merkezindeki türbe sayısı 16, 2) İlçe merkezlerindeki türbe sayısı 21, 3) Kasabalardaki türbe sayısı 4, Köylerde bulunan türbe sayısı 19'dur. Göller yöresindeki türbe sayısı ile ilgili bir rakam vermek, birkaçı hariç olası değildir.
[15] Hüseyin Türk, Kültürlerin Bin Yıllık Hoşgörüsü, Evliyalar Diyarı Hatay, Karahan Kitabevi, s.36, Seyhan-Adana-2009
[16] Isparta Yöresinde Türbe Ziyaretleri Salı hariç her gün, özelliklede Perşembe, Cuma günleri yapılır. Haftanın günleri dışında dinsel bayramlar, kutsal sayılan gün ve geceler, Hıdrellez, Nevruz, 10 Muharrem vb. önemli sayılan gün ve bayramlar türbe ziyaretlerinin yoğun olarak yapıldığı zamanlardır.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Ortaya karışık salata misali makale salatası | |




![Resim 1 : Abdal Musa Türbesi / Tekke Köyü-Elmalı [Foto: Sabri Çakır]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/turbe-resim-1.jpg)
![Resim 2 : Abdal Musa Türbesi / İç Görünümü [Foto: Sabri Çakır]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/turbe-resim-2.jpg)
![Resim 3: Niyazi Baba Türbesi / Niyazlar Köyü –Yeşilova [Foto: Sabri Çakır]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/turbe-resim-3.jpg)
![Resim 4: Niyazi Baba Türbesi İç Görünümü [Foto: Sabri Çakır]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/turbe-resim-4.jpg)
![Resim 5 : Sinan Baba / Dede Türbesi / Baladız-Isparta / 21 Mart Nevruz töreni [Foto: Sabri Çakır]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/turbe-resim-5.jpg)
![Resim 6 Sinan Baba / Dede Türbesi İç Görünümü [Foto: Sabri Çakır, 2010]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/turbe-resim-6.jpg)
![Resim 7 : Budala Sultan Türbesinde dilekte bulunanlar [Foto: Sabri Çakır, 2007]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/turbe-resim-7.jpg)
![Resim 8: Abdal Musa Tekkesi çevresinde bulunan bir dilek ağacı ve dilekte bulunanlar [Foto: Sabri Çakır, 2007]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/turbe-resim-8.jpg)
![Resim 9: Hatıp Dede Türbesi (Aliköy)'nin iç görünümü ve asılan dilek objeleri [Foto: Sabri Çakır, 2009]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/turbe-resim-9.jpg)
![Resim 10: Abdal Musa Türbesi'nde dua eden kadınlar [Foto: Sabri Çakır, 1999]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/turbe-resim-10.jpg)
![Resim 11: Baladız-Sinan Baba Türbesine girişte eşik öpme davranışı [Foto: Sabri Çakır, 2007]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/turbe-resim-11.jpg)
![Resim 12: Piri Mehmet Efendi Türbesi [Foto: Sabri Çakır, 2011]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/turbe-resim-12.jpg)
![Sabri Çakır: Göller Yöresinde Türbe İnancı ve Ziyaretçilerin Sosyolojik Analizi [Isparta Örneği]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/tablo-1.jpg)
![Sabri Çakır: Göller Yöresinde Türbe İnancı ve Ziyaretçilerin Sosyolojik Analizi [Isparta Örneği]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/tablo-2.jpg)
![Sabri Çakır: Göller Yöresinde Türbe İnancı ve Ziyaretçilerin Sosyolojik Analizi [Isparta Örneği]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/tablo-3.jpg)
![Sabri Çakır: Göller Yöresinde Türbe İnancı ve Ziyaretçilerin Sosyolojik Analizi [Isparta Örneği]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/tablo-4.jpg)
![Sabri Çakır: Göller Yöresinde Türbe İnancı ve Ziyaretçilerin Sosyolojik Analizi [Isparta Örneği]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/tablo-5.jpg)
![Sabri Çakır: Göller Yöresinde Türbe İnancı ve Ziyaretçilerin Sosyolojik Analizi [Isparta Örneği]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/tablo-6.jpg)
![Sabri Çakır: Göller Yöresinde Türbe İnancı ve Ziyaretçilerin Sosyolojik Analizi [Isparta Örneği]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/tablo-7.jpg)
![Sabri Çakır: Göller Yöresinde Türbe İnancı ve Ziyaretçilerin Sosyolojik Analizi [Isparta Örneği]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/tablo-8.jpg)
![Sabri Çakır: Göller Yöresinde Türbe İnancı ve Ziyaretçilerin Sosyolojik Analizi [Isparta Örneği]](/kks/images/stories/yazarlar/scakir/turbe/tablo-9.jpg)



