Skip to Menu Skip to Content Skip to Footer
Saygı olmayan yer de aşk da olmaz. E.ZOLA

"İmgelem / Imagination" - "Tuvallerdeki Araf: Görülen ile Hissedilen Arasına Sıkışmış Bir Dünya"

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Perşembe, 20 Ocak 2011 12:22

Makale İçeriği
"İmgelem / Imagination" - "Tuvallerdeki Araf: Görülen ile Hissedilen Arasına Sıkışmış Bir Dünya"
Sayfa 2
Tüm Sayfalar

"İmgelem / Imagination" - "Tuvallerdeki Araf: Görülen ile Hissedilen Arasına Sıkışmış Bir Dünya"

baris-cihanoglu-sari-imgelem

Barış Cihanoğlu - "İmgelem / Imagination" / 27 ocak - 27 şubat 2011; İlayda Sanat Galerisi, Hüsrev Gerede Cad. No: 37, Teşvikiye - 34330 İstanbul; Tel.: (0212) 227 92 92

baris-cihanoglu-inci-imgelem
baris-cihanoglu-ophelia-imgelem
baris-cihaoglu-murebbi-imgelem

[KanalKultur] - İlayda Sanat Galerisi 27 ocak - 27 şubat 2011 tarihleri arasında Barış Cihanoğlu'nun "İmgelem" isimli dokuzuncu kişisel resim sergisine ev sahipliği yapıyor.

Genç kuşak ressamlar arasında, özgün resim diliyle ürettiği resimleriyle fark yaratan sanatçı; son bir yılda ürettiği son dönem işlerini İlayda Sanat Galerisi'nde izleyicinin beğenisine sunuyor.

Çağdaş figür resmine yeni bir bakış açısı getiren Cihanoğlu, aynı zamanda kendi alanında dokuz adet resim ödülünün de sahibi. Cihanoğlu eserlerinde işlediği sıra dışı ilişkiler ve kendine has çarpıcı kompozisyonları ile izleyiciyi derinden etkiliyor. Girmenin cesaret istediği bilinçaltı alanları kendisine konu ediniyor; bu alanlarda kendi hayal gücü rehberliğinde dolaşırken sizleri de bu yolculuğa davet ediyor. Sanatçı, sağlam desen yetisi ile bilinçaltı kurgularını tuvaline ustaca aktarırken, zamansız ve mekânsız figürler ile resime bakana kendi içinde bulunduğu zamanı ve mekânı sorgulatıyor.

Selen Sarıoğlu, Barış Cihanoğlu'ndaki "imgelem" için şunları söylüyor: "Barış Cihanoğlu'na göre imgelem, insanın bilinçdışına yaklaşabildiği en uç noktadır ve bilinçdışının kendini en direk ifade yoludur. Bu anlamda Barış'ın resimlerinde bilinçdışının yaratıcılığını tetikleyen gerçeküstücü tavır, kendini Freud'un psikanalitik yaklaşımı ile ilişkilendirir. Barış için imgelem sadece özneye bağlı bireysel bir eylemdir, ancak çok serbest bir anlamdadır. İmgeleme sadece öznenin bakış açısından yaklaşır. Bu nedenledir ki izleyici, yapıt ile arasında kendi inançları, beklentileri, tecrübeleri, korkuları, kültürü, dili ve 'ben'liği üzerinden şekillenen hayali bir diyalog kurar. Amerikan Kızılderililer'inden Hindu bilginlerine, Mısırlı felsefecilerden Şaman rahiplerine kadar bir çok kültürde tedavi ve telkin yöntemi olarak kullanılan imgelem, Barış'ın resimlerinde benzer bir misyon üstlenir. Resimlere baktıkça gerçek ile hayal, rüya ile imajinasyon, masal ile hikaye arasındaki sınırlar bulanıklaşmaya, izleyicinin bilinçaltı elementleri ile bilinç üstü etkileşime geçmeye başlar."

Sanat yazarı Elif Dastarlı, sanatçıyı "Barış bakışı şok ederek yadırgatarak resme bir kat daha dikkatli bakmayı, biraz daha ortak olmayı öğütler. Gözün yabancılaşmasını pratik anlamda lehine çevirir ve Brecht'in epik sahneleri gibi kurgular resimlerini" diye tarif ediyor.

Selen Sarıoğlu, "Tuvallerdeki Araf: Görülen ile Hissedilen Arasına Sıkışmış Bir Dünya" başlıklı yazısında Barış Cihanoğlu ve sanatı hakkında şunları kaydediyor:

"Platon'a göre, imgelem, gerçekdışı bir imgeyi zihinde gerçek kılma, canlandırma edimidir. Aristotales, imgelemin doğal bir süreç olarak duyumdan türediğini; mevcut duyumun yorumlanması dışında bellek, rüyalar ve arzu işlevleri de olduğuna inanır. Descartes'ta imgelem, imgeyi zihnin kendi oluşturduğu fikre uygun olarak düşünmesi kaynakladır. Spinoza'ya göre, imgeleme, insanın doğal tavrıdır. Kant, imgelemin, bir imgenin fiili olarak bulunmadığı takdirde dahi sezgide canlandırılabilme yetisi olduğunu düşünür. Sartre'ın analizine göre imgelem, algıdan daha kesin ve çok daha zengindir; imgeleme, zihnin yaratıcı kendiliğindenliğiyle doğrudan ilişkilidir ve sonsuz bakış açısı ve görünümler potansiyeline sahiptir. Lacan'ın yaklaşımında imgelem, görsel yanılsamadır, arzu ya da istem ile hiçbir ilgisi yoktur.

Antik çağlardan günümüze yüzyıllardır birçok düşünürü meşgul eden imgelem meselesi Barış Cihanoğlu'nda ise, insanın bilinçdışına yaklaşabildiği en uç noktadır ve bilinçdışının kendini en direk ifade yoludur. Bu anlamda Barış'ın resimlerinde bilinçdışının yaratıcılığını tetikleyen gerçeküstücü tavır, kendini Freud'un psikanalitik yaklaşımı ile ilişkilendirir. Barış için imgelem sadece özneye bağlı bireysel bir eylemdir, ancak çok serbest bir anlamdadır. İmgeleme sadece öznenin bakış açısından yaklaşır. Bu nedenledir ki izleyici, yapıt ile arasında kendi inançları, beklentileri, tecrübeleri, korkuları, kültürü, dili ve "ben"liği üzerinden şekillenen hayali bir diyalog kurar. Amerikan Kızılderililer'inden Hindu bilginlerine, Mısırlı felsefecilerden Şaman rahiplerine kadar bir çok kültürde tedavi ve telkin yöntemi olarak kullanılan imgelem, Barış'ın resimlerinde benzer bir misyon üstlenir. Resimlere baktıkça gerçek ile hayal, rüya ile imajinasyon, masal ile hikaye arasındaki sınırlar bulanıklaşmaya, izleyicinin bilinçaltı elementleri ile bilinç üstü etkileşime geçmeye başlar.

Barış'ın maniyeristvari sahne kurguları Tim Burton filmlerinin rüya atmosferi ve buhran iklimini çağrıştırır. Barış, "Bir araf halini resmediyorum ben, adını koyamadığımız metafizik bir dünya bu, o yüzden duyumsanan şeyler beni daha çok enterese ediyor..." diyerek görülen ile hissedilen arasına sıkışmış bir dünyayı ve bu dünyaya ait figür grupları ve durumları resmettiğinin altını çizer. Barış'ın yarattığı bu dünyada bez bebek ve ters sinek işareti içselleştirdiği birer imgelem olarak durmadan karşımıza çıkar. Kendi keyfine göre resme girip çıkan, çoğunlukla varlığı ile izleyiciyi şaşırtacak olduğu sahne kurguları içinde kendini eğreti bir biçimde konumlandıran bez bebek hayatımızdaki birçok duruma, döneme, hisse, hayale, hüzne, özleme, kaygıya ve korkuya göndermeler içerir. Bez bebeğin bu çok anlamlı çağrışımlarını Barış şu şekilde ifade eder: "Bez bebek hayatımıza hoyratça dahil olan bizim dışımızda gelişen ama sonunda bizi sarıp sarmalayan herşeye bir gönderme sanırım. Bir anda ortaya çıkıyor ve bizim hayatımıza dahil oluyor. Bu belkide erkin sahibi, belkide politik bir dayatma, belki de çocukluğa özlemimizin bize şu anki yaşadığımız gerçeklikten bile daha baskın gelen, bir özlem dayatması, aynı zamanda resmin içindeki biz, aynı zaman da resmin merkezi ve aynı zamanda bir kaygısız..."

"Resimlerimde hissedilen kaybediş hissiyatına ve tutunamayanlara bir gönderme olarak okunabilecek ters sinek işareti, sineğin tarihsel süreçteki anlamı ile de örtüşür." İskambil kağıtlarındaki kupa, maça, karo ve sinek 14. yüzyıl Fransa'sındaki mevcut dört sınıfı temsil ediyordu. Kupa asil sınıfı ve kiliseyi, maça orduyu, karo orta sınıfı, sinek ise toplumsal sınıfların en alttabakası olan köylüyü temsil ediyordu. Bu anlamıyla Barış'ın hüzünlü ve dramatiketkisi ağır resimlerinde terssinek işareti bir hayalin bir beklentinin umudu olarak da yorumlanabilir.

Tuvallere hakim olan renk, kurguların, dramatik ve psikolojik etkisini güçlendiren bir öğe olmanın ötesine geçmez. Barış tuvallerine, mavi ile dinginlik ve tanımsızlık durumlarını, mor ile güç hissini, sarı ile anarşizmi, kırmızı ile vahşeti, beyaz ile umudu boyar... Desenlerine yarattığı anın ruhuna uygun renk verir.

Barış'ın kurgularında çıplaklık, uygulama şekli itibariyle pornografik çağrışımlar ya da izleyende söz konusu sahneyi gizlice gözetliyormuş hissi yaratabilecekken, izleyeni bambaşka hissiyatlara sürükler. Bu tanımsız durumların resimleri, izleyenin açıklamakta güçlük çektiği, ancak kendini resimleri okumaya zorladıkça karışık duygular yaratan bir takım dürtüleri harekete geçirir. Resimdeki çıplaklar ile izleyenin çıplaklığı arasındaki sınırlar kalkar, izleyiciler resimdekiler, resimdekiler ise izleyici olurlar. Hem izleyeni hem de izleneni garip bir utanma duygusu sarar. Bu istisnai durum varlığını bilinçaltı bir duyumsama olarak hissettirir. Barış'ın sözleriyle: "Çıplaklar, aslında bize kendimizi çıplak hissettirir. Çıplaklar, yüreğimizin en tenhalarında kalmış dürtülerimizdir. Çıplaklar, yaşadığımız gerçekliğin 'sert' çıplaklığıyla örtüşür."

Barış Cihanoğlu

1975'te Ankara'da doğdu. 1997'de yılında kendi resim atölyesini kurdu. 1999 yılında Hacettepe Üniversitesi Resim Bölümü'nden mezun oldu.

1999'da Hacettepe Üniversitesi Mezuniyet Sergisi Resim Bölümü, Başarı Ödülü'nü (Ankara); 2004'te TJK 6. Resim Yarışması Sergisi İkincilik Ödülü'nü (İstanbul); 2005'te Polonya Karikatür Yarışması'nda "sergileme"yi (Polonya); 2006'da Rh+ Sanat Dergisi "Yılın Genç Ressamı 2005 finalisti ödülü"nü (İstanbul); 2006'da Adana Çukurova Üniversitesi Resim Yarışması Birincilik Ödülü'nü (Adana), Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Resim Yarışması İkincilik Ödülü'nü (Maraş), Evin Sanat Galerisi 1 .Nuri İyem Resim Yarışması Jüri Özel Ödülü'nü (İstanbul), Art Academi Resim Yarışması Jüri Özel Ödülü'nü (İstanbul), Ankara Art Forum Resim Yarışması Birincilik Ödülü'nü (Ankara); 2008'de Evin Sanat Galerisi 3. Nuri İyem Resim Yarışması Jüri Özel Ödülü'nü (İstanbul) aldı.

Kişisel Sergiler

2006 Tevfik İhtiyar Sanat Galerisi (Art Show 2006) Kişisel Resim Sergisi, İstanbul
2007 Nazım Hikmet Vakfı Galerisi Kişisel Resim Sergisi ( Genç Adam), İstanbul
2008 İ.S.O Odakule Sanat Galerisi Kişisel Resim Sergisi, İstanbul
2008 Ankara Beyaz Sanat, Kişisel Resim Sergisi (Yürek İzi), Ankara
2009 Piramit Sanat Galerisi, Kişisel Resim Sergisi (Kült) İstanbul.
2009 Beyaz Sanat Kişisel Resim Sergisi (Cihanoğlu Barış), Ankara.
2010 İzmir İş Bankası Sanat Galerisi Kişisel Resim Sergisi (Tekinsiz Haller) İzmir[KanalKultur]


Ortaya karışık salata misali makale salatası

Eğer isterseniz?