Skip to Menu Skip to Content Skip to Footer
Şiir,güzellikte çarpışan tek gerçektir. GLFILLON
  • kanalkultur.com
  • kanalkultur.com

Ramazan Çakıroğlu: Sen Süavi Değilsin

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Çarşamba, 18 Kasım 2009 20:30

Makale İçeriği
Ramazan Çakıroğlu: Sen Süavi Değilsin
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Tüm Sayfalar

ramazan-cakiroglu-sen-suavi-degilsin

Ramazan Çakıroğlu

Memed'in ailesi çok çilekeşti. Dedesi bin dokuz yüz otuzlu yılların sonunda Erzincan'ın bir ilçesinin bir köyünden, "taşı toprağı altın" denilen bu kömür kentine, iki avradı ve altı çocuğuyla göç etmişti. Göç ettiğine de değdi hani. Gelir gelmez, önce demir yolu inşaatında iş bulmuş, daha sonraki yıllarda da kömür ocağının dışındaki bir atölyeye kapağı atmıştı. Kırklı yıllarda beş erkekten ikisini vereme kurban etti. Diğer ikisini de madene. Altı kardeşten sağ kalan, halası ve Memed'in babasıydı…

Memed, yaşamını daha sekiz–dokuz yaşlarında kazanmaya başladı. Boyacılık, simitçilik, gazozculuk yaptı. Trenlerde su sattı. Lakin aldığını kovboy kitaplarına yatırıyordu. Babası baktı ki bu işler hayırsız, onu elinden tuttuğu gibi şehrin tek gazetesinin matbaasına çırak olarak verdi. Teslim ederken de gazete patronuna; "Abi eti senin, kemiği benim. Bu gidişle bundan adam olacağı yok. Simitten, gazozdan kazandığını kovboy kitaplarına yatırıyor. Ben nasıl yeteyim bunlara? Altı kardeş, iki de biz etti sekiz. Bir de nineleri, bir de halaları, on nüfusa benim işçi maaşım nasıl yetsin? Alın bunu adam edin. Canı okuyup yazmak isterse işte gazete, işte matbaa" deyip kolundan patrona doğru savuruverdi.

Gazete patronu "Merak etme sen Müslüm dayı. Biz onu adam ederiz. İsterse okuluna da göndeririz. Önce hele eli ayağı alışsın" dedi. Bu sözler, Hem Müslüm'ün içine su serpmiş, hem de Memed'in fıldır fıldır dönen gözlerinin endişesini biraz olsun almıştı…

Gerçekten de Memed gazeteye çok çabuk alıştı. Patronu onu, baskı yapılan yere hiç sokmadı. Gazeteleri koltuğuna verir vermez çıkıyor, daha saati dolmadan çıkıp geldiği oluyordu.

–Dağıttın mı gazeteleri oğlum?

–Dağıttım patron. Çoktan bitti.

–Vilayete, karakola da bıraktın mı?

–Bırakmaz mıyım patron?

–Okuluna da yetişiyor musun?

–Evet patron.

–Oğlum sen fırtına gibisin. Bundan sonra senin adın sadece Memed, değil 'Fırtına Memed' olsun…

O günden sonra da adı öyle kaldı. 'Fırtına Memed' aşağı, 'Fırtına Memed' yukarı. Memlekette olan o kadar çok Memedi ayırt etmek için; 'Hangi Memed?' denildiğinde 'Fırtına Memed' demek yeterli oluyordu…

Patronu; Fırtına Memed'i ortaokulu bitinceye kadar dağıtım ve getir, götür işlerinde tuttu. Bu arada Fırtına Memed, gazeteye hangi yazı gelirse, eline ne geçerse, ne bulursa okuyordu.


Ortaya karışık salata misali makale salatası

Eğer isterseniz?