Skip to Menu Skip to Content Skip to Footer
Susmayı bilmek söylemeyi bilmekten daha nadir bir meziyettir. AMBROISE

Bekir İşlek: Tekeden Teleme Çalmak: Bir Folklor Gönüllüsünün Derleme Macerası

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Pazartesi, 13 Temmuz 2009 13:31

Makale İçeriği
Bekir İşlek: Tekeden Teleme Çalmak: Bir Folklor Gönüllüsünün Derleme Macerası
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Sayfa 8
Sayfa 9
Sayfa 10
Sayfa 11
Tüm Sayfalar

bekir_islek_tekeden_teleme_calmak_bekir-islek-tekeden-teleme-calmak-bir-folklor-gonullusunun-derleme-macerasi

Bekir İşlek: Tekeden Teleme Çalmak: Bir Folklor Gönüllüsünün Derleme Macerası. Çatı Kitapları, Düziçi Folklor Kitapları: 2, Kilim Matbaacılık, İstanbul 2009, 272 S., ISBN: 978-975-8845-98-9

İsmail Görkem: Söz Başı

Yazacaklarımla sizleri 38 yıllık bir zaman dilimi içerisinde gezintiye çıkarmak arzusundayım. Anlatacaklarımı 'kestirmeden' ifade etmem, elbette zor olacaktı! Dolayısıyla burada, hem kitaptan, hem yazarından ve hem de –maalesef– kendimden söz etmek mecburiyetindeyim. Bu tavrımın bağışlanacağını umarım.

O vakitler 'Haruniye', nahiye idi ve Adana'nın Bahçe ilçesine bağlıydı. Sonradan ise, Osmaniye iline bağlı 'Düziçi' ilçesi oldu.

Kitabın yazarı Noter Bekir İşlek ile aramızda, bugüne kadar sarsılmayan, bir 'hoca-talebe' ilişkisi olmuştur. Bu ilişkinin başlangıcı, 1973 yılına kadar uzanmaktadır. Ben, mektebi yeni bitirmiş, henüz çiçeği burnunda, idealist bir Türkçe-Edebiyat öğretmeni olarak Adana-Düziçi İlköğretmen Okulu'na tayin edilmiştim. Bekir de o yıllarda öğretmen okulu son sınıf talebesi idi.

Mezuniyeti müteakip Bekir, birkaç yıl ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra, İstanbul Hukuk Fakültesi'nin giriş sınavını kazandı ve nihayetinde bu fakülteden başarıyla mezun oldu. Dönüşünde, Osmaniye ve Düziçi'nde bir müddet avukatlık yaptı. Daha sonra da 'noterlik' mesleğini tercih etti! Hâlen Aydın-Didim'de noter olarak görev yapıyor.

Kendileri, okur-yazar, aydın bir kişidir. Vaktiyle İstanbul'da üniversitede okurken, Türkmen Yayınevi'ni yönetiyordu; orada, hatırımda kaldığı kadarıyla, Yavuz Bülent Bâkiler'in şiir kitaplarını bastırmıştı. Şiire, edebiyata ve folklora âşıktı, hâlen de öyledir! İyi bir Kemâl Tahir okurudur. Ayrıca yazdıklarından Cengiz Aytmatov'un eserlerini ve özellikle Dede Korkut Hikâyeleri'ni dikkatli bir biçimde okuduğu anlaşılıyor.

Düziçi, benim ilk öğretmenlik görevine başladığım yerdi. O zamanlar, yörenin en meşhur âşığı olan 'Âşık Mahmut' sağ idi ve düğünlerde hikâyeli türküler söylemeye devam ediyordu! Ama benim öğretmen olarak –inanın- bir ses kayıt aracı [=teyp] alacak param bile yoktu! Çünkü bir teybin ortalama fiyatı, nereden baksanız, en az iki maaş tutarında idi! Yani bir teyp, neredeyse bir 'at' ile bir 'deve' idi!

1972-1980 yılları arasında, aralıklarla Düziçi'nde bulundum. Ama, haydi itiraf edeyim, 'vatan kurtarmak'tan türkü derlemeye, maalesef fırsat bulamadım!

1985 yılında üniversiteye intisap ettim. Fırat Üniversitesi'nde görevli iken, 1986 yılında, Elâzığ efsanelerini derlemek maksadıyla, ev sahibimizin dükkânından, rica-minnet beş ay taksitle bir teyp alabilmiş idim! Ben daktilomu da böylesine hayli meşakkatli bir şekilde almıştım! Yine 1986 yılı sonları idi. Kırtasiyeciye gittim. Dükkân sahibi, daktiloyu en fazla iki taksitte verebileceğini söyledi. O zamanlar bir daktilo, bir 'eşek yükü' para idi. Rahmetli doktor Ali Öztürk ağabeyim kefil oldu da daktiloyu ancak dört taksitte alabildim.

Bunları niye anlatıyorum, biliyor musunuz? Yeni yetişen folklor gönüllülerinin bu anlattıklarımı bilmeye hakları olduğunu düşünüyorum da ondan!

1980 yılından sonra da, özellikle 1987 yılından itibaren aralıklarla Düziçi'ne yolumu sık sık düşürdüm. Önceki ziyaretlerimde, yöreden özellikle 'ağıt' metinleri derledim. Bu derlemeleri 'doktora' çalışmam için yapıyordum. Kitap, 2001 yılında, Ankara'da, Akçağ yayınları tarafından "Türk Edebiyatında Ağıtlar: Çukurova Ağıtları" adıyla basıldı. Daha sonra yörenin önemli âşıklarından Mustafa Köse'yi tanıdım. Ondan derlediğim bilim dünyasınca pek bilinmeyen beş hikâyeli türkü üzerinde, 1987 yılında bir 'doçentlik' çalışması hazırladım. Bu eser de aynı yayınevi tarafından 2000 yılında "Halk Hikâyesi Araştırmaları: Çukurovalı Âşık Mustafa Köse ve Hikâye Repertuvarı" adıyla basıldı. Son olarak 2008 yılında, öğrencim Ozan Tülüce ile birlikte "Biyografik Türkülü Hikâye: Çukurovalı Karacaoğlan" isimli çalışmamız, İstanbul'da Çatı Yayınları tarafından basıldı. Sonuç olarak, Düziçi ve yöresine dair üç kitap yayımlamış oldum. Ayrıca bu alandan yapılan derlemeler üzerinde çalışılan master ve doktora tezleri yönettim. Bu tarz çalışmalara hâlen devam etmekteyim.

Sonuç olarak, Düziçi bölgesinin, folklorik metinler bakımından bir 'hazine' olduğu kanısındayım.


Ortaya karışık salata misali makale salatası

Eğer isterseniz?