Skip to Menu Skip to Content Skip to Footer
Kim büyük fikirler için yaşıyorsa, kendisini unutmalıdır. LA EDRI
  • kanalkultur.com
  • kanalkultur.com

Süheyla Taşçıer: Bacıyan-ı Rum (Anadolu Bacıları) - Kayseri'den Dünyaya Açılan Pencere

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Perşembe, 09 Temmuz 2009 21:55

Makale İçeriği
Süheyla Taşçıer: Bacıyan-ı Rum (Anadolu Bacıları) - Kayseri'den Dünyaya Açılan Pencere
Sayfa 2
Sayfa 3
Tüm Sayfalar

suheyla-tascier-baciyan-i-rum-anadolu-bacilari

Süheyla Taşçıer

Moğollar'ın istilasıyla Selçuklu'nun yok oluşu, İlhanlılar'ın çöküşüyle atıldı 600 yıl sürecek olan Osmanlı Devleti'nin temeli...

Uyuyor Kızılırmak, sırtını Güney'e dayamış, yorgun uyuyor Kızılırmak. Bir dağ, bulutları deldi. Başkaldırdı... Göğe yükseldi dört mevsim tepesi beyaz Erciyes... Eteklerine kuruldu bozkırlarıyla Kayseri...

Bozkırları yırttı Fatma Bacı'nın çığlığı

Gelecek olan Eren'in müjdesini veren, Evhaduddin Kirmani'nin kızı, Fatma, pembe yüzüyle, Kayseri'de dünyaya açtı gözlerini... Serpildi... Boy verdi... Ergendi... Sofralar hazırladı konuklarına toprak elleriyle...

Baba ocağına, günlerden bir gün Ahmet Yesevi'nin gönderdiği, Ahi Evren adında misafir gelir... Misafir ki, vurulur Fatma bacının keskin kahverengi gözlerine... Yakılır kınalar... Ahi Evren olur Kirmani'ye damat.

Fatma Bacı erleriyle yani babası ve kocasıyla çıktığı Ahilik yolunda kurdu Bacıyan-ı Rum'u…. Bir ışık gibi uzandı sesi. Dalga dalga yayıldı. Kayseri'den dünyaya açıldı pencere. Hemcinsleri toplandı Fatma Bacı'nın çağrısına... Önce eğitti ve sonra kaliteli üretim için seçti bir bir. Kuruldu Bacıyan-ı Rum ışık hızıyla..Ata binen, kılıç kuşanan Bacılar, seçilmiş bebelerine önce islamı, sonra okuma-yazma, Türkçe, Arapça, Farsça, müzik, matematik ve daha sonra kendilerini savunmak için at üstünde ok atmayı, kılıç kuşanmayı öğrettiler...

Fütüvvetname okutuldu, kazanlarda pişirildi aşlar... Damaklar şenlendi. Oyunlar oynandı, şarkılar, türküler söylendi. Şiirler okundu... Hikayeler anlatıldı en güzelinden..Yeri geldi erleriyle yan yana silah attılar. Ata bindiler korkusuz, atıcılık yaptılar... Yeri geldi ellerinde ses verdi halı tezgahları. Öykülerini döktüler örgülerine. Motif motif akıttılar emeklerini halı tezgahlarına...

Anadolu tasavvuf öğreniyor Bacılarla

Ana-bacı aracılığıyla Bacılar, sohbet, zikir semah ve diğer tasavvuf ayinlerini öğrendiler ve öğrettiler... Birinci aşamada, Kuran bilgisi okuma-yazma ve Türkçe, matematik. İkinci aşamada mesleki bilgi, tasavvuf bilgisi, müzik, Arapça ve Farsça eğitim aldılar. Bu aşamadayken ayrıca askeri eğitim de aldılar... Üçüncü aşama marifet kapısıdır. Burada Allah'a inanmak benliği öldürmek, kin ve nefretten uzak durmak ve en önemlisi cehalet karşısında susmak istenir. İslam'ın bütün şartları cumartesi günü öğretilirdi... O günün cumartesi günü, bugünün pazartesi günüdür. Akşam yemeğinden sonra dini, ahlaki ve eğitici kitaplar okunur sonra semah ve raks edilirdi... Dönerdi Anadolu Bacıları rengarenk giysileriyle... Konuk evleri, sanki bir gül bahçesiydi... Tek amaç din ile dünya işlerini bir arada yürütmekti...

Dedikodu yapan iftira eden, gururlanan, kibirlenen, zina işleyen, içki içen, merhametsizlik eden, sözünde durmayan, yalan söyleyen, kişinin ayıbını örtmeyen, ayıbını yüzüne vuran, cimrilik eden, insan kanı akıtanlar Anadolu Bacılarına katılamazdı... Yer yoktu Anadolu Bacılarının sofrasında onlara... Askeri eğitime de önem verilirdi. Ata binme, ok, kılıç, kalkan kullanma öğretilirdi genç kızlara.

Anadolu üretiyor Bacılarla

Omuz omuza veren Bacılar, Türk toplumunun Anadolu'da ezilmesini engellemiş, ekmek vermiş, aş vermiş ve kök salmasını sağlamışlardır. Kadınıyla, erkeğiyle yek vücut olmuş felsefelerini geliştirmişlerdir... Sıra eğitime gelmiştir... Fatma Bacı, kocasının kurduğu Debbağlar çarşısında Bacılarla...

Otuz iki çeşit esnaf ve sanatkarı içinde barındıran çarşıda dericilik, demircilik, marangozluk işçiliğinin yanında çadırcılık, keçecilik, boyacılık, halı ve kilimcilik, oya ve dantelcilik, dokuma ve örgücülük nakışçılık ve dikim yapmışlardır erleriyle birlikte..Bacılar evlerinden sokağa bir ışık huzmesi gibi uzanmışlardır... Demir sesleri, çekiç sesleri arasında bebelerinin sesleri de Erciyes'de yankılanmıştır... Yamak, çırak-kalfa-usta bilek bileğe bir arada. Usta usta olmuş ve esnaflığa geçmiştir.Hem sanat, hem ticaret hem de savaşçı ruhlarıyla adeta meydan okumuşlardır dünyaya Anadolu Bacıları...


Ortaya karışık salata misali makale salatası

Eğer isterseniz?