Skip to Menu Skip to Content Skip to Footer
Sağlık bir beden değil,bir kafa meselesidir. M.B.EDDY

Ve kadın yaratıldı

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Pazartesi, 05 Ocak 2009 22:51

Makale İçeriği
Ve kadın yaratıldı
Sayfa 2
Tüm Sayfalar
hasan-gurgenarazili
Hasan Gürgenarazili

Bir yazımızda, "'Kün' dedi, üfledi. Ol anda, balçığa 'nefes' verdi. Oracıkta 'nefes' aldı, 'Âdem' oldu. Dört bir yana göçtü." demiştik. Bu yazımızda ise, 'kadın'la ilgili, nereden duyduğumuzu veya okuduğumuzu şu an hatırlayamadığımız, aklımızda kalan bir söylenceye yer vermek istiyoruz.

* * *

'Âdem', 'Âdem' oldu olmasına, ama 'Kün' diyen ona, 'nefes' verirken kaplumbağanın yavaşlığını, boğanın bakışını ve kızgınlığını, fırtına bulutlarının kasvetini, tilkinin kurnazlığını, boranın dehşetini aldı. Sülüğün yapışkanlığını, kedinin nankörlüğünü, hindinin kabarışını, gergedan derisinin sertliğini, tekenin kokusunu ekledi. Üzerine de ayının kabalığını, bukalemunun şıpsevdiliğini, sivrisineğin vızıltısını kattı. Ve 'Âdem'i yani 'erkeği' yarattı...

* * *

Erkek yaratıldı yaratılmasına, lâkin tam değildi.

Dört bir yana göçtü, gitti – geldi; yine kondu – göçtü. Tek başına avare, gezdi – tozdu. Birşey vardı ki, noksandı...

'Kün' diyene gitti. Halinden yakındı. "Eksik olan birşey var, perişanım..." dedi. Yalnızlığına sözü getirdi...

'Kün' diyen buyurdu: "Âdem oldun, amma daha 'adam' olmadın." Nihayetinde onu tekrar balçığa yatırdı. İçindeki 'ben'den bir 'ben' daha çıkaracağını söyledi ve ekledi: "Bir'din, iki olacaksın; 'ben'din, 'biz' olacaksın! Ve farklı bir şeyle karşılaşacaksın... O farklı şey, senin yalnızlığını alıp götürecek, dünyayı dahi görmeyeceksin, ama perişanlığın için ben bile birşey söyleyemem..."

'Âdem'in içindeki 'ben'e 'üfledi'. Bir kez daha 'nefes' verdi. 'Nefes'ine yaprağın hafifliğini, ceylanın bakışını, güneş ışığının kıvancını, ayın parıltısını, sisin gözyaşını, yılkı atının vahşiliğini, suyun duruluğunu, keçinin inadını ekledi. Ol anda, oracıkta dolaşan iblisi gördü. Onun zekasının kıvraklığını kattı. Tüm bunların üzerine, elmasın sertliğini, balın tadını, kaplanın yırtıcılığını, ateşin yakıcılığını, buzun soğuğunu, saksağanın gevezeliğini, kumrunun sevgisini, tavus kuşunun renklerinin canlılığı ile kaprisini de ilave etti. Ve an-ı dem 'Âdem' kadar bir sürede; onu, 'kadını' yarattı..

'Kün' diyen, kadından; halinden ve yalnızlığından şikâyetçi olan 'Âdem'in, hem yalnızlığını gidermesini hem de patavatsızlığına gem vurmasını isterken, 'Âdem'e de şunu söyledi: "Al sana bir 'can-yoldaşı', onu senden farklı kıldım, farklı özelliklerle donattım."

'Kadın'ı alan 'Âdem'in, hayatının en uzun ve zorlu yolculuğu, işte ol andan itibaren başladı...

 * * *

Nitekim 'Âdem', bir süre sonra kadının elinden tuttuğu gibi, 'Kün' diyene geri getirdi ve önce serzenişte bulundu, ardından yeni isteğini dillendirdi: "Bunu bana verdin, yalnızlığımı gidersin diye, ama kaprisinden yıldım. Dünyam karardı. Ne olursun geri al, 'ben'i bana bırak."

'Kün' diyen, kadını geri aldı. Ve Âdem'e; "Şimdi 'git'!" buyurdu...

* * *

Âdem, kısa bir süre sonra daha da 'perişan' olmuş bir şekilde 'Kün' diyene geri geldi ve yalvarıp yalvardı: "Onsuz yapamıyorum, ne de olsa o bana can-yoldaşıdır. Ne olursun onu bana tekrar ver!"

'Kün' diyen, bu yalvarmaya ve yakarmaya dayanamadı: "Peki, onu al ve git!" diyerek, kadını Âdem'e bir kez daha verdi...

* * *

Çok geçmeden Âdem, yeniden kolundan tuttuğu kadınla, 'Kün' diyenin huzurundaydı ve şunları söylüyordu: "Dırdırıyla başımın etini yedi; dünya bana zindan oldu. Halim 'perişan'. Ne olur geri al 'ben'i kurtar!" Bunun üzerine 'Kün' diyen, Âdem'in kolundan tuttuğu kadını bir kez daha geri aldı. Yalnız başına kaldığında, derin 'nefes' alıp, 'ohh' çeken Âdem, içi içine sığmaz bir şekilde koşarak 'Kün' diyenin huzurundan ayrıldı...

Maamâfih, Âdem'in 'Kün' diyenin huzurundan ayrılmasıyla geri dönmesi bir oldu. 'Kün' diyene bu kez daha da hararetli bir şekilde yalvarmaya başladı: "Ne olursun bana tekrar geri var, onsuz yapamıyorum. Dünya daha bir zindan oluyor, o olmadan. Ceylanın bakışında ve kumrularda; ayın parıltısında, yılkı atının vahşiliğinde,suyun duruluğunda onu görüyorum... Balın tadında, ateşin yakıcılığında onu buluyorum..." 'Kün' diyen yine dayanamadı Âdem'in yakarışlarına yeniden: "Al ve git!" dedi.

* * *

Uzunca bir süre sonra 'Kün' diyen tekrar Âdem'i kolundan tuttuğu kadınla yanında buldu. "Bu kez ne oldu?" diye sordu. Âdem hemen hayıflandı: "Benim her dediğimin tersini yapıyor ve ben ne yapıyorsam karışıyor. Halim haraptır. Al bunu ben'den!.."

Artık dayanamayan 'Kün' diyen, tüm hiddetiyle kükredi: "Ne onunla, ne onsuz yapabiliyorsun, yıkıl karşımdan ve bir daha da bunun için gelme!"

* * *

Kadın; yıkılmış, daha da perişan olmuş Âdem'in kolundan tutup, onu 'Kün' diyenin huzurundan çekerek götürürken, sesi bâkî kalan kubbede hoş bir seda olarak yankılanıyordu: "Ben sana söyledim, dediğimi yapacaksın!.."

[İlk yazım 04 aralık 2007; yeniden gözden geçirme 04 ocak 2009]

Ortaya karışık salata misali makale salatası

Eğer isterseniz?