Fuzuli Bayat: Kaşgarlı Mahmut'un 'Divanü Lugati't Türk' Eserinde Mitolojik Dünya Modeli İle İlgili Bazı Kavramlar
| Makale İçeriği |
|---|
| Fuzuli Bayat: Kaşgarlı Mahmut'un 'Divanü Lugati't Türk' Eserinde Mitolojik Dünya Modeli İle İlgili Bazı Kavramlar |
| Sayfa 2 |
| Sayfa 3 |
| Sayfa 4 |
| Sayfa 5 |
| Sayfa 6 |
| Sayfa 7 |
| Sayfa 8 |
| Tüm Sayfalar |
![]() |
| Prof. Dr. Fuzuli Bayat |
Orta Çağ Türkçemizin en büyük ansiklopedik sözlüğü ve dilbilimi kaynaklarından olan Divanü Lugati't Türk eserinde Kaşgarlı Mahmut'un çeşitli konularla beraber dünya modeli ile ilgili bazı kavramlara da değinmiş olması 1) eski Türklerin evren, insan ve yaratan hakkındaki tasavvurlarının zengin olduğundan 2) yazarın ansiklopedik bilgisinden haber vermektedir. Ayrıca Kaşgarlı Mahmut bu kavramların anlamlarını vererek Türk dini mitolojik sisteminin açıklanmasına da katkıda bulunmuştur.
Genel anlamıyla evrensel olan mit, düşünce sistematiği içinde milli bir muhtevaya ve şekle bürünmüş, içinden çıktığı etno-kültürel fenomenle bağdaşmış, kendine özgü bir kodla yapılanmıştır. Bu bağlam çerçevesindeki bir yaklaşımla dünya modelinin milli-kültürel yapılanmanın temel paradigması olduğunu rahatlıkla söylemek mümkündür. Orhun-Yenisey yazıtları ve Kaşgarlı Mahmut'un Sözlüğü Türklerin dünya modeli ile ilgili kavramlarının varlığından haber vermektedir. O halde dünya modeli hakkında Türk düşüncesi temel alınmak şartı ile kısa bir bilgi sunmanın yararlı olacağını da söylemek gerekir.
Dünya modeli mitin makro-kozmos ve kısmen de mikro-kozmos hakkındaki tasavvurlarının sistemi olup dünyanın paradigmatik kavranılmasıdır. Mitin diğer bir algılanma şekli sözlü kültüre dayalı metinde gerçekleşen sentagmatik anlamıdır.[1] O halde verilmek istenen mesaj, dünya modelinin paradigmasını, mesajın iletilme şekilleri ise sentagmasını oluşturur. Dünya modeli mitolojik düşüncenin mahsulü gibi değişik metinlerde gerçekleşebilir. Yani paradigma (mesajla iletilen üniteler) sentagmanın (cümleye ait) içinde yer alabildiği gibi sentagmada paradigmanın dış yapısı rolünde kendini gösterir. Tek kelimeyle dünya modeli metnin bütün çeşitlerinde – ritüelde, maddi abidelerde, sözde, kozmogonik, menşe, köken ve takvim mitlerinde, iptidai güzel sanat tiplerinde vs. – gerçekleşebilir.[2] Kısacası, ikinci modelleştirici sistemde yani önce şuurda, sonra da ritüelde ortaya çıkan dünya modeli birinci modelleştirici sistemde yani dilde maddileşir.[3]
Orhun-Yenisey yazıtlarının ve Divanü Lugati't Türk eserinin vermiş olduğu bilgiler doğrultusunda kozmik modelin temelinde evrenin üçlü bir katmandan – gök, yer, yer altı dünyası - oluştuğu düşüncesi yer almaktadır. Üçlü bölümde gök, yeraltı dünyasının zıttı olmakla her üçü bir diğerinin çevrilmiş yönüdür. Yüz yüze getirilen bu üç dünya bir bütün oluşturmakla aynada görülen yansıma niteliği kazanır. Yer, ortada olduğu için, her iki dünyanın sürekli "var olduğu" mekandır. Yer barındırıcı, birleştiricidir. Her ne kadar üst ve aşağının tesirinde yaşamını sürdürse de yer, üst ve aşağının varlığını şartlandırır. Nitekim var olanla var olunanlar yalnız yerin mevcutluğu şartında ve yerle bilinmekte, yerle belirginleşmektedir. Kaşgarlı Mahmut'un Divanü Lugati't Türk eserinin her üç cildinde yer kelimesi en az 123 defa kullanılmıştır. Buna karşılık kök (sema, gök) kelimesi 22 defa kullanılmıştır. Kaşgarlı Mahmut, Sözlüğünde evren tasarımını sistemli bir şekilde ortaya koymaz, çünkü bu sözlüğün amacı dışındadır. Ancak dünya modeli ile ilgili Sözlükte yer alan kavramlar Türklerin İslamiyet'ten önceki evren tasarımı hakkında az da olsa bilgi sunmaktadır.
Kaşgarlı Mahmut'un Divanü Lugati't Türk eserinde evren kelimesine rastlanmasa da ew ve ewrül kelimeleri vardır ki, anlamı bir şeyin etrafında koşuşturmak, yönelinen yerden çevrilmektir.[4] Evren kelimesinin evr kökünden geldiği bunun da çevrilmek olduğu, kainatın durmadan hareket ettiği hem Kaşgarlı Sözlüğünden hem de diğer metinlerden çıkarılmaktadır.
Eski Türk düşüncesinde evrenin veya bir diğer varsayıma göre gök kubbesinin eliptik bir biçimde dönmesi ki, buna Türkçede çığrı denilmektedir, muhtemelen bir oka bağlı dünya modeli olarak düşünülen tasarımının dışında değildir. Kaşgarlı Mahmut'ta felek, çark, değirmen, dolap gibi şeylerin çıkrığı olarak tercüme edilen[5] çığrı, yıldızların bir sistem dahilinde dönmesini sağlar. Kaşgarlı Mahmut'un vermiş olduğu örnekten de bunu görmek mümkündür:
Tengri ajun türütti
Çıgrı udhu tezginür
Yulduzları çergeşip
Tün kün üze yörgenür.[6]
(Tanrı âlemi yarattı
Felek durmadan döner
Yıldızlar sıra sıra dizilip
Gece gündüz üzerine sarılır)
Yıldızları taşıyan bu çığrı (felek) aynı zamanda zamanın oluşumunu da gerçekleştirmiş olur. Nitekim çığrının dönmesiyle gece, gündüzü takip eder ve düz hatlı zaman oluşur. Oğuz Kağan Destanı'nda altın yayın doğuyla batıyı kaplaması ve üç gümüş okun bu yayın ortasından tartılarak kuzeye uçması evren tasarımında orta çağın İslamî düşüncesinde kozmik cisimlerin Arş-ı âla, felek olarak adlandırılan çığrının etrafında dönüşünü simgelemektedir. Dünya modelinin Oğuz algılayış şekli Uluk Türük'ün rüyasında gördüğü altın yay, gümüş ok telakkisiyle gerçekleşmiş olur.
| Sonraki > |
|---|
| Ortaya karışık salata misali makale salatası | |







