Aygen Erdentuğ: Kültür Biliminin (Kültürel Antropolojinin) İnceleme Alanı
| Makale İçeriği |
|---|
| Aygen Erdentuğ: Kültür Biliminin (Kültürel Antropolojinin) İnceleme Alanı |
| Sayfa 2 |
| Sayfa 3 |
| Sayfa 4 |
| Sayfa 5 |
| Tüm Sayfalar |
|
Doç. Dr. Aygen Erdentuğ |
Son çalışmalarda, ülkemizde "insan bilimi" olarak da tanıtılmaya çalışılan "antropolojinin amacı, canlıların sınıflandırılmasında Homo sapiens terimini alan insan türünün çeşitli yönleriyle ve özellikleriyle incelenmesidir (Plog ve Bates, 1980: 5). Şüphesiz insanı inceleyen tek bilim dalı antropoloji değildir, insanı ve insan hayatını konu edinen sosyoloji, psikoloji, tarih, ekonomi, vb. gibi sosyal ve beşerî bilimler de bulunmaktadır. Ama antropoloji, insanı, bu bilimlerden farklı bir şekilde, genelde iki yaklaşımla ele almaktadır. Bunlardan biri, "biyolojik", diğeri de "kültürel" yaklaşımdır.
Biyolojik yaklaşımda, insan türünün evriminin incelenmesi yanı sıra insanın, bugünkü haliyle (yani Homo sapiens sapiens olarak), bir fizikî organizma şeklinde ele alınması söz konusudur. Ayrıca, bu yaklaşımda insan toplulukları arasındaki fizikî farklılıkların, sebepleriyle birlikte ortaya konulmasına da çaba gösterilmektedir (Hoijer ve Beals, 1956: 6-12; Barnouw, 1978: 3-5). İnsanı bu yaklaşımla ele alan antropoloji alt disiplinleri "paleoantropoloji" ile "fizik antropoloji"dir.
İkinci yaklaşımda ise insanoğlunun, onu diğer canlı türlerden ayıran ve yegâne kılan, "kültür yaratıcı varlık" özelliği (Herskovits, 1955: 111-112) ele alınmaktadır. Bu yaklaşımı benimseyen "kültürel antropoloji" ya da "kültür bilimi" ise, çağımızın bütün insan topluluklarının kültürlerini inceleyerek insan kültürüne ait birtakım kalıpları meydana çıkartma çabasındadır (Plog ve Bates, 1980: 5).
Kültür biliminin zaman içindeki gelişmesine baktığımızda, bunun, Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa'da, özellikle bir bilim olarak ortaya çıktığı İngiltere'de, farklı yönlerde ve adlar altında gelişmiş olduğunu görmekteyiz (Epstein, 1967: xiv-xvii). Kültür bilimi, A.B.D. ve Avrupa'da "etnografya" ve "etnoloji" adları altında daha fazla farklılaşma ve uzmanlaşma imkânı bulmuştur. (Barnouw, 1978 : 5). Oysa, İngiltere'deki kültür bilimi çalışmaları, bu bilimin bu ülkedeki öncülerinden olan A. Radcliffe-Brown'un da etkisiyle, "sosyal antropoloji" adı altında gelişmiştir (I. Lewis, 1976: 55-59). Ülkemizde ise, kültür biliminin gelişme imkânı bulan alt disiplinleri, önce folklor ve etnoloji, daha sonraları ise sosyal antropoloji olmuştur (Acıpayamlı, 1973; N. Erdentuğ, 1982; Magnarella ve Türkdoğan, 1976).
Saran'ın işaret ettiği, sosyal antropoloji'nin ne olduğu ve hangi konuları kapsadığı hususu tartışmalıdır. Bunda, antropolojinin süratli bir gelişme göstermesinin ve çeşitli sosyal ve beşerî bilim dalları ile sıkı bir bilgi alışverişinde bulunmak zorunda oluşunun önemli bir rolü vardır (Saran, 1984: 3-10). Bununla beraber, sosyal antropolojinin toplumun sosyal yapısını, sosyal ilişkiler kalıplarını ve değişmeyi incelediğini söylemek mümkündür. Bozkurt Güvenç konuyu daha da açarak, sosyal/kültürel antropolojinin incelediği konuları şöyle sıralamaktadır: Aile, akrabalık, evlilik ve soy-sop ilişkileri; kültür ve kültür-kişilik; değiş-tokuş, alış-veriş yönetim ve denetim sistemleri; yerleşme tipleri ve ulaşım-iletişim ilişkileri; din ve hayatın çeşitli aşamalarına ilişkin törenler; ırka, cinsiyete, yaşa, soy-sopa, meslek ve sanata göre gruplaşmalar (Güvenç, 1982: 129). Kısaca, bu disiplinin inceleme alanının "batı toplumlarıyla sınırlı olmaması, maddî kültür haricinde kültürün bütün yönlerinin analizini yapması ve kültürün değişmesiyle birlikte ortaya çıkan problemleri ele alması bakımından sosyolojiden farklı bir ilgi alanı olduğu görülmektedir (Barnouw, 1978: 8-9; Mead, 1955: 13-16; Foster, 1962: 4-7). Ama, sosyal antropolojinin ilgi alanının ilk "kemikleştiği" dönemlerde bu bilim dalını, sosyoloji ile özdeşleştirmeye çalışanlar olmuştur (Herskovits, 1955: 8). Hattâ, bu konuda o kadar ileri gidilmiştir ki bu alana "ilkel toplulukların sosyolojisi" (Redfield, 1956: 78) bile diyenler olmuştur. Sosyal antropolojinin ilk dönemleri için geçerli olabilecek bu ifade artık geçmişte kalmıştır. Bugün sosyal antropoloji, kültür biliminin bir alt disiplini olarak kabul görmektedir (Barnouw, 1978: 8). Zira, sosyal antropolojide, bir toplumdaki ya da bir insan grubundaki "sosyal ilişkiler ve değişme"nin araştırılmasında, toplum ile kültürün iç içe olması sebebiyle, o toplumun sosyal yapısı ile birlikte kültür yapısının da dikkate alınması gerekmektedir. Şöyle ki, kültürle ilgili çalışmaların başlangıcında, sosyal unsurun öneminin benimsenmesiyle, insanoğlunun "kültür"e sahip olmasını açıklayıcı faktörler arasına onun sosyal bir yaratık olma özelliği de katılmıştır. G. Murdock, "Kültür Bilimi" (The Science of Culture) adlı makalesinde bu faktörlerin alışkanlık yaratıcı kapasitesi, zekâ, dil ve sosyal hayat olmak üzere dört tane olduğuna dikkati çekmiştir. Murdock, ayrıca bunları dört ayaklı bir tabureye benzeterek, bunlardan hiç birinin tek başına bir kültürün şekillenmesini açıklıyamayacağını da ifade etmiştir (Murdock, 1932: 215). Bu ilmî gerçeğe göre, sosyal antropolojinin kültür bilim ile özdeşleştirilmesi son derece tabiidir. Nitekim, son yıllardaki yayınlarda "sosyo-kültürel özellikler", "sosyo-kültürel unsurlar" ya da "sosyo-kültürel yapı" gibi ifadelere sık sık rastlanması da bu gerçeğin bir yansımasıdır.
Antropolojik çalışmaların muhtevaları, bu bilim dalının ilgi alanının zamanla çeşitlilik göstererek genişlediğini ortaya koymaktadır. XX. yüzyılın başlarında sadece dünyanın uzak köşelerindeki ilkeller incelenmekteyken, 1940'lı yıllardan bu yana, kalkınmakta olan milletlerin köy toplulukları da inceleme konusu olmuştur (Fox, 1977: 2). özellikle W. Lloyd Warner'in, 1939'da bütün toplumların antropolojinin ilgi alanı içinde olduğunu belirterek (Arensberg, 1937: viii), bu görüşünü "en ilkel" ve "en uygar" toplumları inceleyerek pekiştirmesi, bugün, Amerikan antropolojisinin insanla ilgili hemen hemen her şeyi incelemesine yol açmıştır (Redfield, 1956: 10). Oysa, İngiliz antropolojisinin ileri gelen kişilerinden biri olan Evans-Pritchard, 1951'de, antropolojinin ilke olarak bütün insan topluluklarını incelediğini, ama, özellikle ilkelleri konu edinen bir sosyal bilim dalı olduğunu ileri sürmekteydi (Evans-Pritchard, 1951: 10-11). Buna karşılık, bu ekolün "temel taşı" sayılan Radcliffe-Brown, 1923'de antropolojinin ilgi alanı uygar olmayan topluluklarla sınırlandırırken (Radcliffe-Brown, 1923: 143), 1944'de bu alanı bütün insan topluluklarını kapsayacak bir şekilde genişletiyordu (Raddiffe-Brown, 1944). Bununla beraber, kent yerleşmelerinin antropologların inceledikleri insan grupları arasına yaygın bir şekilde katılması ancak yakın bir tarihte gerçekleşmiştir (Fox, 1972: 2).
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








