Emine Yavuz: Sis Perde
|
Emine Yavuz |
Demek ki solmanın dili de ayrıymış. Bu dilde öpüştük biz. Ağzımız acıdı... Çok öncesinde çekip gitmeliydim ben. Çok öncesinde... Bir ilkyaz gününde doğa nefis bir çıldırmışlıkla fısıldarken kulağıma gitmeliydim. Olmadı! O gece karanlıktım. O gece biraz daha yalnız. Biraz daha güzel. O gece biraz da sendim. Nerdesin sen, göğsümde taşıdığım ateş? Dudaklarımdaki köz, nerdesin? Yeniden doğmayı bilseydin, bin kez ölür müydün benimle? Bir kez dirilmek için bile değmez mi ölmeye?
Anka'nın kanatlarında haber salmayı dene istersen. Dostluk budur... Öpüşmeden sevişmek.[1] Sevişmelerin aldatıldığı bir gecede boşuna çıldırdım. Boşuna. Bozkırın bitmez ovalarında sarı, uzun bir yolculuk. Bir iklim ki bu, ayaklarıma dolandı. O gece de konuşuldun. Şarap içilen bir dilde anıldın. Fuller ağladı. Ağlasınlar. Fuller ağlarken de tazedirler... Şimdi bir kısrağın karnında vuruşalım. Gerisi yeter. Huylarını bilmek yıprattı beni. Bu yüzden mi aşkı oynadım dersin... Bir çiçek gibi açtığımda göğsünde, uzun bitmez bir yolculuktu, karanfil kokuyordun sen. Küskün bir sestim düşlerimde ben.
Geceler bir-üç değil ki. Binlerce. Bir de ötesi var evrenin. Bir kez dinle istersen. Bir ezgi çığırıyor beni, siyah tülden sis bir perde.
* * *
Emine Yavuz: Nebelbank [Übersetzung : Turan Erdal / Zümral Gelin / Cüneyd Dinç]
Die Sprache des Verblühens sei nun mal verschieden. In dieser Sprache haben wir uns geküsst. Es tat weh. Bitterer Nachgeschmack blieb es. Vor langer Zeit hätte ich gehen müssen. Vor langer Zeit... Als am Anfang des Sommers die Natur mir wild ins Ohr flüsterte, hätte ich gehen müssen. Ich konnte nicht.
In jener Nacht war ich benebelt. Ich war einsam. Und schöner denn je. In jener Nacht war ich auch du. Wo bist du, mein aufloderndes Feuer, dass ich in meinem Herzen trage, du Glut meiner Lippen. Stürbst du tausend Tode mit mir. Nur Sterben! um einziges Mal wieder aufzuerstehen.
Nimm es den Phonix die Flügel als Gesandten, lass etwas von dir hören... Das ist die wahre Freundschaft. Ohne zu küssen, sich lieben... Trügerisch in jener Nacht, in Liebe und in Wahnsinn auferwacht. Vergelbt auf langen Wegen ist der Verstand, Savannen endlose Naturgewalten, die mir die Sinne raubten.
In jener Nacht wurde über dich gesprochen. In der Sprachen des Weines schwelgte ich in Gedanken. Auch Jasmine gießen Tränen. Sollen sie doch weinen. Sie sind auch dann frisch, während sie weinen. Laß uns doch jetzt im Bauch einer Stute duellieren. Alles andere ist belanglos. Dein Wesen zu erkunden hat mich zermürbt. Deshalb habe ich die Liebe vorgetäuscht. Dich zu kennen hat mir zugesetzt... Eine lange, gelbe Reise. Doch in unendlichen Weiten der Steppe ist die Ruhe. Ein lähmendes Klima.
Als ich wie eine Blume auf deiner Brust aufging, auf einer langen Reise, hast du nach Nelke gerochen. Ich war jedoch eine schmollende Stimme... Nicht nur in jener Nacht. Die Nächte sind nicht eins, nicht drei. Tausende. Und es gibt ein Jenseits hinter all dem. Hör bitte einmal zu. Da wird etwas gesagt. Eine Melodie ruft nach mir. Eine schwarze Schleier aus Nebelbank.
* * *
[1] anaç ejder'den dinlemiştim. kendileri alınmasınlar. size şiirin gizini açıklıyorum: şiirin özündeki sevişmek sözcüğünün kökü sev'dir. bu sözcük sadece cinsellikle ilişkilendirilemez. bakın ejder şöyle diyordu; hakanımız, kızı ile sevişemezdi. aynı ejder, baba oğul sevişemezlerdi derken anlaşmazlığın derinliğini dile getirip alev püskürmüştü. ben de korkudan kocaman bir taşın altına saklanmıştım. biz karıncalar hep böyleyiz. gürültüden uzak dururuz. ejderin vurguladığı anlaşmazlıktı. sevişmek, anlaşılacağı üzere cinsellikle sınırlı değildir. bilindiği üzere sev'in özünde söz yatar. söz anlaşma yoludur. köz ile değil. köz araçtır, puldur gelir geçer... bu şiirin özü köze dönüşmüşse, tepeden tırnağa mavi ateşlerle çevrilidir iklimi. burada, sev kökünden yeşeren sözcük anlaşmanın özünü kabartmaktadır, anlamdaki dozu artırır. bu sözcüğü cinsellikle sınırlamak doğru olmaz. haksızlığın pazarlandığı yerlerde doğruluğu sırtlanıp pazarlanmalı. bir de şu var: es geçmeyelim. Öpüşmek, ejdere göre özeldir. yakın ilişkidir. genelleme yapmak şöyle dursun. Şiirsellik ikliminde öznellik olur. öznel yaklaşımla öpüşmenin cinselliği çağrıştırdığını, sevişmeyle ilişkilendirilmediğini püskürmüştür ejder. kendileri alınmasınlar. susamazdım. şiirin gizemini açıklamalıydım. ejdere göre öpüşülemeyen bir kişiyle sevişilebilir. çünkü sevişmek anlaşmaktır. ancak sevişilemeyen kişiyle öpüşülmez. söz, sevi, antlaşma üçgeninde oluşan bu giz üzerinde düşünülmesi gerekir. karınca.
| < Önceki |
|---|
| Ortaya karışık salata misali makale salatası | |









