Abdullah Tekin: Babalıların Bektaşi Oluşu
| Makale İçeriği |
|---|
| Abdullah Tekin: Babalıların Bektaşi Oluşu |
| Sayfa 2 |
| Tüm Sayfalar |
Baba İshak'ın yönetimindeki ayaklanma başarısızlıkla sonuçlanınca, gerek kırımdan kurtulanlar, gerekse eylemi uzaktan izleyenler bir göç gereğini duyup, özellikle güney, güney-batı ve kuzey-batıdaki "uc"lara kaymaya başlamışlardır. Cimri olayında da anlatıldığı gibi, güney ve güneybatıda oturan Türkmenler zaman zaman Selçuklu'ya başkaldırıp haklarını aramışlardır.
Anadolu'nun yoğun bir savaşım içinde olduğu bu dönemde Hacı Bektaş Kırşehir'e yönelir ve sönen Babalı ocağını başka bir isim altında tüttürür. Babalı ekolünün ileri gelen isimlerinden Geyikli Baba, Sarı Saltuk ve Abdal Musa ve uyarları bu yeni ocağın kuruluşunda Bektaş'ın yanında bulunup katkı sağlamışlardır. Gezginci derviş türündeki bu babalar, kısa zamanda yeni ekolün ocaklarını bütün Anadolu'da tüttürme başarısını gösterirler. Ne var ki Bektaş ve yandaşlarının bu çalışmaları İslam dünyasında hoş karşılanmaz. Prof. Dr. Togan bu konuda şunları söyler: "... Aybek Baba, Buzağu Baba, Abdurrahman Baba, Baba Halil, Sarı Saltuk, Barak Baba ve Hacı Bektaş gibi Türk şeyhleri ile Yesevi şeyhleri, İslamiyeti adeta bir milli Türk dinine çevirdiler. Bu husus Ortodoks İslam muhitinde ve bilhassa Suriye'de Arap uleması tarafından büyük bir adavetle karşılandı.."[1] Düşmanca karşılanış Anadolu'nun içlerinde de gözlenir ve Horasan'dan Anadolu'ya gelip çalışmalarını kökten dinci İslam boyutunda sürürden "Nakşi"lerde aynı şekilde düşünüp ışığı söndürmeye çalışırlar. Bu düşmanca karşılayış ileride Osmanlı'nın seyitlere, seyitlik soykütüğü uyduranlara ve "Nakib-Ül Eşraf" sınıfa yakınlık gösterdiği, ayrıcalıklar tanıdığı dönemlerde ürün verecek, Bektaşiliğe kara çalma dönemi başlatılacak, İbn-Bibi gibi düşünenlerin zındıklık kafirlik suçlamaları günümüzdeki "mum söndü" çirkinliğine kadar uzanacaktır.
Bu aşama, Anadolu'nun kırılma noktası olarak kabul edilmelidir. İslamiyeti ulusal Türk dinine çevirenlerin laik, sevgi, hoşgörü, bilgi dolu yaklaşımları Anadolu'ya egemen olamaz ve geri kalmışlık süreci başlar. Batı'da gözlenen oluşumun tam tersi bir süreç gözlenir. Anımsanacağı gibi Ortaçağ Avrupa'sı yoğun bir dinsel sisin içerisindeyken Rönesans ve özellikle Reform hareketlerinin ışık veren boyutları aydınlanmanın önünü açmıştır.
Bektaş'ın Kırşehir yakınındaki "Suluca Karahöyük"e yerleşmesi bir rastlantı değildir. Bunun nedenlerini birkaç noktada toplamak gerekir. Kırşehir çevresinin jeopolitik yapısı anılan yerleşimde etkin rol oynamıştır. Ağır bir yenilgi ve toplu kırımın arkasından Bektaş Baba'nın bu tür bir seçim yapmasını yerinde bir yaklaşım olarak değerlendirmek gerekir. Topluluğun bir süre dinginliğe "kendine gelmeye" gereksinimi vardır. Öte yandan Kırşehir halkının "düşman buraya giremez" söylemi rivayet boyutlu olsa da, "Kırşehir'in istila yolları üzerinde olmaması, sapa ve çetin bir tabiat içinde bulunması bu rivayete hak kazandırır. "[2]
Diğer önemli bir neden de Kırşehir'de canlılığını koruyan Ahi Evren ocağının varlığıydı. Tevarih-i Al-Osman'a göre Baba İlyas'ın torunu olduğu söylenen Aşık Paşa da Kırşehir'de oturuyordu.
Kırşehir'in bugünkü adı Hacıbektaş olan "Suluca Karahöyük" yöresine yerleşen Bektaş'ı, başta Türkmenler olmak üzere birçok kesim "pir" olarak niteleyip etrafında kümelenmişlerdir. Gerek "Fütüvvet ehli" olarak nitelenen kesim, gerekse Fütüvvetin kılıç kolu olarak bilinen "Alp Erenler" bu kümelenmenin önde gelenlerindendir. Ekol, topluluğu bir araya getirip derleyen toparlayan Baba Bektaş'ın adı dikkate alınıp Bektaşilik olarak anılmaya başlar. Ancak Hacı Bektaş'ın bir tarikat kurduğunu söylemek ve bu tarikatın Bektaşilik adı ile anıldığını belirtmek doğru olmaz kanısındayız. Çünkü yol anlamına gelen tarikat Anadolu'da öylesine yanlış kanallara taşınıp gerçek boyutlarından soyutlandırılmıştır ki, bu noktada Bektaş ekolünü de aynı çerçeve içinde değerlendirmek haksızlık olabilir. Nitekim Prof. Dr. Köprülü de "Babai şeyhi meşhur Baba Resullullah -asıl ismiyle Baba İshak'ın- en mühim halifesi olan Hacı Bektaş, "syncretiste" mahiyetini gördüğümüz Babailik'in adeta devamı sayılabilecek bir tarikate adını vermiştir" derken tarikat kurma ötesinde, sadece Babalı sonrasında devam edip gelen ekole isim babalığından söz etmektedir.[3]
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Ortaya karışık salata misali makale salatası | |






