Türkiye'de Etnografya Çalışmaları ve Bir Sivil Toplum Örgütü: Avrasya Etnografya Vakfı
| Makale İçeriği |
|---|
| Türkiye'de Etnografya Çalışmaları ve Bir Sivil Toplum Örgütü: Avrasya Etnografya Vakfı |
| Sayfa 2 |
| Sayfa 3 |
| Sayfa 4 |
| Sayfa 5 |
| Sayfa 6 |
| Sayfa 7 |
| Sayfa 8 |
| Sayfa 9 |
| Tüm Sayfalar |
![]() |
| İsmail Engin |
1. Etnografya ve Etnograf Hakkında
En genel ve kısa tanımıyla etnografya, halkların tanımlanması-betimlemesidir. Etnografyanın ne zaman bir bilim dalı olarak kullanıldığına dair değişik görüşler vardır. Bir görüşe göre Ethnographie teriminin J. H. Campe (1807) tarafından oluşturulduğu tahmin edilmektedir. O zamana kadar kaynaklarda rastlanılan Ethnographie kelimesinin Olorinus'un (Johann Sommer'in) Ethnographia mundi (1607, 1609) adlı eserine dayandığı tezi yanlıştır. Bu eserin adı, Ethographia mundidir.[1] Diğer bir görüşe göre ise etnografya, bir bilim olarak 1770'li yıllarda coğrafya örnek alınarak tahminen Göttingen Üniversitesi'nde oluşturulmuştur.[2] Etnografya, ilk zamanlar Völkerkunde (etnoloji) ile aynı anlamda kullanıldı. 19. yy'da genel olarak etnoloji etnografyanın yerini aldı.
Etnografya çalışmalarını Herodot'a kadar götürmek ve Herodot'u (MÖ 480-424) ilk etnograf olarak kaydetmek mümkündür. Herodot, Helenik dünyanın dışında kalan ve Yunanlı olmayan dünyayı dolaşmış,
"Yunanlı olmayan insanların gelenek ve görenekleriyle yakından ilgilenmiş, ve bunları ön yargılara sapmadan, hoşgörü ile ve karşılaştırmaya başvurarak kaleme almıştır."[3]
Herodot, konuyla ilgili bir teori oluşturmuş değildir. Etnografyanın bütün kurallarına uymasına karşın, gözlemlerini kendi edindiği kültürel değerlerle karşılaştırmaktan da kurtulamamış olmakla birlikte, etnografyanın babası sayılmaktadır.[4]
Etnografya, 1980'li yılların sonlarına kadar, sosyalist ülkelerde anabilim dalı olarak varlığını devam ettirdi. Gelişmiş ülkelerde etnografya, bugün için kelimenin esas anlamında kullanılmaktadır. Buna göre etnografya, yabancı toplumların değişik disiplinlerin bilimadamları tarafından -etnolog, denizci, misyoner vb.- betimlenmesidir. Her toplumun kendi etnografyası vardır. İlk yazarlara göre, Völkerkunde (ya da etnoloji) karşılaştırmalı ve betimlemeli olmak üzere ikiye ayrılmaktadır; Völkerkundenin betimlemeli bölümü de etnografyadır. Etnografya, bilimsel bir disiplin olarak, karşılaştırmalı ve teorik çalışmaların önünde gelmemekte; tanımlama, betimleme ve teori, devamlı olarak birbirini etkilemektedir.
Etnografya sadece yabancı bir toplumun-kültürün betimlenmesi değil, bunun ötesinde bilgi toplamaktan ziyade sistematiğe dayalı teori kaynaklı tanımlanmasıdır. Zaman zaman bilgi edinme anlamında veya üst terim olarak alan araştırması anlamında kullanılmaktadır.[5] Bu da bilimsel gelenekten kaynaklanmaktadır. Çünkü, etnografın halkların tanımlamasını-betimlemesini yapabilmesi için, öncelikle bilgi toplaması gerekmektedir ki, onların yardımıyla araştırma konusunu analiz edebilsin.[6] Diğer bir anlatımla etnografya bir toplulukta ya da cemaatte katılımlı gözlem tekniğiyle yapılan araştırma ve bu araştırma sonucunda ortaya çıkan toplumun veya kültürün tanımı-tanımlanmasıdır.[7] Buna etnografik monografi de denilebilir ve etnografya, çoğu zaman etnografik monografi anlamında kullanılmaktadır.
Bir etnograf, araştırmasını sağlıklı bir şekilde yürütebilmek, araştırdığı yabancı kültürün analizi sağlıklı bir şekilde yapabilmek için,
· ele aldığı kültüre-topluma/topluluğa özgü geleneksel davranış kalıplarının anlamlarını göz önünde bulundurmalı;
· dilini, önyargılarını iyi bir şekilde bilmeli;
· sembolleri anlayabilecek bilgi donatımına sahip olabilmelidir.[8]
Etnografın temel görevi, kültürel yasaların ve kültürün gelişiminin sistematik şemasını oluşturabilmektir.[9]
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







