Pseudonym
| Makale İçeriği |
|---|
| Pseudonym |
| Sayfa 2 |
| Tüm Sayfalar |
![]() |
| Hasan Gürgenarazili |
"Öbür Dünya"ya, tüketilebilen yazılara nokta koyarken
İki yılı aşkın bir süreden beri, zaman zaman Pseudonym Hic66 [Hiç], An_ i dem Adem [An-ı dem Adem], Perisanbaba [Perişan Baba] ve Kizil Deli [Kızıl Deli] rumuzlarıyla "Öbür Dünya" olarak adlandırdığım "Sanal Dünya"yı içeren kimi gözlemlerimi okurla paylaşmaktayım.
"Öbür Dünya"yı keşfim 1990'lı yılların ortasına gider. Bilgisayarlar ağının yaygınlaşmasıyla ona ilgimin arttığı yıllara.
Başlangıçta "sanki paralelmiş gibi gelişen iki dünyanın, örtüşme noktaları" üzerine eğilmem ve konuyla haşır neşir olan akademisyen kimliğimin, geliştirdiğim hipotezlerin sınanmasının gerekli olduğu yönündeki metodolojik uyarısı ile chat odalarına girmeye çalışırken, rumuz sorunuyla karşılaşacağımı >>hiç<< düşünmemiştim. Çok değer verdiğim kadim ve ketum bir dostumun yardımıyla, bazı programların varlığından haberdar oldum. Aynı zamanda, bu dostumun masasının üzerinde duran ve o güne kadar pek de ilgimi çekmemiş Kalan Müzik tarafından 2001'de çıkarılan "Hiç'in 'Azâb-ı Mukaddes'i Neyzen Tevfik" adlı CD'sine göz gezdirirken, Neyzen'in boynunda "Hiç" yazılı levhayı da görünce, "tamam" dedim: "Hiç" rumuzuyla chat odalarında dolaşabilirim, diye düşündüm. Ancak, o güne kadar çok az tanıdığım Neyzen'in tasavvufi yanını da keşfedince, New-Platonist felsefeyle bütünleştirdiğim bu rumuza "sofistik" bir karakter verilmesinin de gerekli olduğunu anladım. "Hiç"in "Öbür Dünya" deneyimleri böylece başlamış oldu.
Provokasyonları, provokatörleri; Aleviliğin, dinin istismarını; değerlerin nasıl aşındırıldığını, içinin nasıl boşaltıldığını; müziğin terapi amaçlı nasıl kullanıldığını; faşizmden ve sosyalizmden bihaber sözüm ona sosyalistleri... orada rumuzlarıyla tanımış oldum. Ve tabii Pompacı Osman'ın sayesinde, emsallerine rahmet okutacak "su katılmadık küfürleri" de orada duydum.
Yazmak istediğim çok şey oldu, velakin yazamadım. Bebek'in ve billur sesli Cipralex'in öyküleri; rumuzlarının anlamları yazamadıklarım, hiçbir zaman da yazamayacağım şeyler arasında.
Tanıştığım dostlarım "DeliDivane", "Karlikayin" [Karlıkayın], "Hudost" [Hû Dost], "yaban dusunce" [Yaban Düşünce]; her zaman duruşuna dikkat ettiğim Baba Erenler "Pirsultanca" ile çılgınlığın simgesi "Ma-vi"yi de burada anmadan edemiyeceğim. Tıpkı iki aydan beri inanılmaz bir gayret ve performansla nefis kalemiyle "Yaradılış Öyküsü: Turkuaz"ı şiirsel dille kaleme alan "Deniz" gibi. Keza, mesleki alanda da her yazdığım yazıyı satır satır okuyan, noktasına virgülüne kadar eleştiren, acımasız eleştirmenim ve aynı zamanda "karanfil kokulu" öğretmenim, can yoldaşım "Hic68F"i de.
İtiraf etmeliyim ki, iki dünyanın örtüşme noktaları üzerine geliştirdiğim hipotezlerin tek tek doğrulandığını görünce, "Yeni Dünya"yı keşfetmiş bir bilim adamı olarak ne denli mutlu olduysam; "insan" faktörünü ihmal etmiş bir "insan" olarak da o denli mutsuz oldum. Zira o "insan faktörü", "kırılgan" bir zemindeydi. Sarsıntısı da en hafif deyimiyle "yıkıcı"ydı.
"Geleceğin Dünya"sını akademik analizlerime ve uzmanlık yayınlarına bırakırken, "Öbür Dünya" ile ilgili günlük, tüketilebilen yazılara nokta koyuyorum.
Ancak, herşeye karşın, "Hayal Dünyası" ile "Real Dünya"yı çakıştıran ve bir süredir çalışmalarımın inanılmaz yoğunluğu ile zorunlu olarak ara verdiğim "Büyüklere Masallar"a devam edeceğimi belirtmek istiyorum.
"Real Dünya" gündemine dönüp, Murat Aksoy'un son günlerde çıkan "Başörtüsü-Türban: Batılılaşma-Modernleşme, Laiklik ve Örtünme" (İstanbul 2005) adlı yüksek lisans çalışmasından hareketle, "bir tanık olarak" yakınen bildiğim unutulan bir dönemin, 7 Mart 1989 ve 9 Nisan 1991 tarihli Anayasa Mahkemesi kararlarının perde arkasını da kaleme alıp sizlerle paylaşacağımı da ifade edeyim.
Öldürülen dostlarım Uğur Mumcu ile Turan Dursun'un katkılarına, Tuncay Özkan, Hakan Aygün, Metin Uca ile Mustafa Balbay'ın ismi unutulan ama bugünün sonuçlarına yol açan "Nevin Çetin Olayı"nın o zamanın gündemine getirilmesindeki çabalarına, aradan geçen 15 yıl sonra, önümüzdeki günlerde yer vereceğim. Ve Şevket Kazan'ın davasına da.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Ortaya karışık salata misali makale salatası | |







