Skip to Menu Skip to Content Skip to Footer
İnsan, gülmediği günü, yaşadım diye hayat defterine kaydetmemelidir. SOKRA
  • kanalkultur.com

Yaşar Kalafat: Türk Halk İnançlarında Metodik Problemler - Erbil-Nahcıvan ve Türkiye Örnekleri

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Salı, 06 Mayıs 2008 18:33

Makale İçeriği
Yaşar Kalafat: Türk Halk İnançlarında Metodik Problemler - Erbil-Nahcıvan ve Türkiye Örnekleri
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Tüm Sayfalar
yasar-kalafat-turk-halk-inanclarinda-metodik-problemler-erbil-nahcivan-ve-turkiye-ornekleri
Dr. Yaşar Kalafat

Halk inancı çalışmalarındaki amaç nedir? Neden halk kültürü incelemeleri yapılır? Bu tür çalışmalar hangi ihtiyaç ve ihtiyaçların karşılanabilmesi içindir? Halk inançlarının halk kültürü çalışması içersindeki daha doğrusu millî kültür çalışmaları kapsamında Türk Dünyasının günümüzdeki kültürel meseleleri itibariyle yeri neresidir, önemi nedir?

Bu soruların cevabını metotla ilgili kısa bir açıklama yaparak vermeye çalışacağım. Üç örnekten sonra ayrı önerilerimi kısaca özetleyeceğim.

Ben bir halk inancı derleyicisi olarak:

1- İnanç malzemesi derlemek

2- Derlenilen inanç malzemelerini karşılaştırmak

3- Bu malzemeden hareketle Türk kültürünün yazılı kadim kaynaklarına başvurmak, Türk mitolojisinin inşasına katkıda bulunmak gibi hususlar arasında sıkışmış durumda olduğunun farkındayım.

Halk inançları ile ilgili malzeme çalışması Türkiye Cumhuriyetinde Halk Evleri ağırlıklı olmak üzere iller bazında mahalli dergilerde olmuştur. Bu akım 1980'lerde yerini seminer, bilgi şöleni, kongre türünden çalışmalara bırakmıştır. Günümüzde Erciyes, İçel Kültürü, Güneyde Kültür gibi folklorik dergilere bırakırken bunlar ve Millî Kültür, benzeri dergiler Türk Dünyasının muhtelif ülkelerinden halk inançları konusunda muhtevalı çalışmalar yayınlamaya başlamışlardır. 1992 yılından sonra ise, diğer konularda olduğu gibi folklor konulu sempozyumlarda da Türk Dünyasından uzmanların tebliğleri yer almaya başlamıştır.

Derlenilen inanç malzemesinin Türk Dünyasının farklı kesimleri arasında karşılaştırılmasını yapma işlemi giderek yoğunluk kazanmıştır. Bu tür karşılaştırmaları iki şekliyle görmekteyiz. Alınan bir örneği mesela yağmur duasını, Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan karşılaştırmasını yapmak bu türdendir. Bu tür uygulama yeterli olmasa da oldukça fazla yapılmaktadır. İkinci şekil ise, yapılan tespitin mahiyetini incelemek, varsa farklılıklar ve sebeplerin altındaki gerçeği bulmak. Bunun hiç yapılmadığını söyleyebilirim.

Derlenilen malzemenin Türk Kültürünün yazılı kadim kaynaklarındaki yerini tespit konusuna gelince, bu işlemi, halk inançları ile ilgilenen herkes yapıyor ama benim tanıdıklarımdan bihakkın yapabilen yok. Bunun sebebini Türk mitolojisinin inşa edilip edilmemiş olmasında aramalıyız. Belki de bu menzil bu şekilde alınır; biz aceleciyiz.

Türk mitolojisi var mıdır? Türkler gibi tarihi çok eski olan bir milletin mitolojisi, tabii ki vardır. Türk mitolojisi yazılmış mıdır? Bu sorunun da cevabı evettir. Ancak, ne anlamda ve nereye kadar yazılmıştır? İngilizce edebiyata; Hint Mitolojisi, Çin Mitolojisi, Uzak Doğu Mitolojisi, İran Mitolojisi, Yunan Mitolojisi, hatta Amerikan Mitolojisi isimli eserlere rastlıyoruz. Ancak Dünya Mitoloji edebiyatı arasında Türk Mitolojisi adına bir eser göremiyoruz. Hocam Bahattin Ögel'in Türk Tarihi Kurumu tarafından 2. cildi de çıkarılan Türk Mitolojisi eserine ve onun mitolojik bilgiler veren diğer eserlerine, Emel Esin'in çalışmalarına, İ. Kafesoğlu, M. Eröz, H. Tanyu, O. Turan, S. Buluç, A. İnan ve diğerlerine rağmen varlığı kabul ettirilmiş bir mitoloji eserimiz yoktur. Ufuk Tavkul'un ve A. Tecemen'in Kafkasya ve Bulgaristan'dan tanıttığı kaynakların bu iki araştırmacı tarafından bize henüz tanıtılmadığının farkındayız. Kısa sürelerde bulunabildiğim Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Kazakistan'daki mitolojik mahiyetli ciddi çalışmaların Türkiye'de yeterince tanınmadığını gözledim. Bu durumda, Ortak Millî Mitolojisi ustaları tarafından yazılmamış bir milletin halk inançları derleyicilerinin derledikleri malzemeyi iyi yorumlayamayışları doğaldır.Bir diğer önemli husus da şudur: Halk inançları alanında; derleyici, yorumlayıcı ve inşa edici kişiler aynı kimseler mi olmalı? Derleyici, yorumlamaya gitmese ve tespitlerinden hareketle millî mitoloji tesisine yönelmese dahi, gözü bağlı olmaktan kurtulabilmesi için, bu alanlarda yapılmış eserleri görebilme imkânına kavuşturulabilmelidir.


Ortaya karışık salata misali makale salatası

Eğer isterseniz?