Türkiye'de Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersi Nasıl Zorunlu Oldu?
| Makale İçeriği |
|---|
| Türkiye'de Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersi Nasıl Zorunlu Oldu? |
| Sayfa 2 |
| Sayfa 3 |
| Sayfa 4 |
| Tüm Sayfalar |
![]() |
| İsmail Engin |
Bir süreden beri kamuoyunda "Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi" dersiyle ilgili H.Z. adlı "Alevi" bir vatandaşın iç hukuk yollarını tüketerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yaptığı bir başvuru konuşuluyor, dava dikkatle izleniyor ve gündemin önemli bir kısmını içeriyor. H.Z. bir ilköğretim kurumda okuyan kızı E.'nin kamuoyunda "zorunlu din dersi" olarak bilinen ve adlandırılan "Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi" dersinden "muaf tutulmasını" talep etmiş, iç hukuk yolları bu talebi uygun bulmayınca son çare ve çözüm olarak AİHM'ne müracaat etmişti. H.Z. Türkiye'nin Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi'nin din ve vicdan özgürlüğü ile ilgili 9'uncu maddesini ve eğitim hakkıyla ilgili 1'nci protokolün 2'nci maddesini ihlal ettiğini savunmuştu. İlgili dava AİHM tarafından görüşülebilir bulunmuş ve tarafların katıldığı duruşması Strasbourg'ta 3.10.2006 günü yapılmıştı.
Alevi kamuoyunun konuyla ilgili ciddi rahatsızlığı yıllardan beri gündemin ön sıralarında yer almasına, Parlamento'da, medyada, toplantılarda ilgili muhatap Hükümet(ler)e aktarılmasına karşın herhangi bir açılım sağlanamadığı ve konunun artık Türk yargı organlarını da aştığı görülüyor. O nedenle artık AB İlerleme Raporlarında da yer alan "zorunlu din dersi" konusunun nasıl Anayasal bir hüküm haline getirildiği, bu çalışmada irdeleniyor.
* * *
1969'da toplanan II. Milliyetçiler Kurultayı'nda alınan kararlar doğrultusunda 1970'te İstanbul'da "Aydınlar Ocağı" kurulur. Türk milliyetçiliği ile İslam ümmetçiliğini uzlaştırma çabası üzerine çatısı çatılan "Aydınlar Ocağı", ilk resmî görüşünü 1973'te kitaplaştırarak yayınlar.[1] "Aydınlar Ocağı'nın Görüşü: Türkiye'nin Bugünkü Meseleleri" adını taşıyan 406 sayfalık kitapta "Türk-İslam Sentezi" doğrultusundaki görüşler yerli yerine oturtulur ve sistemleştirilir. Bu görüşler, 12 eylül 1980 Askerî Darbesi'ne düşünsel, ideolojik ve siyasal alanda yol göstericiliği yapar.
"Türkiye 1. Din Eğitimi Semineri"
12 eylül'ün hemen ardından Aydınlar Ocağı'nın fikir dünyasına konuyla ilgili çok önemli katkılar yapan ve o dönemin Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı olan Hüseyin Atay, 23-25 nisan 1981 tarihleri arasında Ankara'da "Türkiye 1. Din Eğitimi Semineri" düzenler ve akabinde tebliğler 400 sayfalık bir eser olarak hemen yayınlanır.[2]
Seminer'e dönemin Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç, MEB Din Eğitimi Genel Müdürü Necati Öztürk konuşmacı olarak katılır. Katılımcılar listesinde göze çarpan isimler arasında Süleyman Hayri Bolay, Mehmet Aydın, Salih Tuğ bulunmaktadır.
Hüseyin Atay, adı geçen seminerin açış konuşmasında genel eğitim içinde "din eğitim ve öğretiminin" "çok önemli" bir yer tuttuğuna işaret eder. Türkiye'de manevî alanda bir buhran yaşandığını ve çözülmenin görüldüğünü, bunun da eğitim eksikliği nedeniyle oluştuğunu ileri sürer.[3] Atay, seminer kapanış konuşmasında da "isteğe bağlı din derslerinin" 12 eylül öncesindeki "durumun" temel sorumlusu olduğunu savunur ve şunları söyler:
"İlkokullarda ve orta öğretimde din dersleri ihtiyârî olarak okutulmaktadır. Bu uygulama lâikliğe aykırı görülmediğine göre, mecburi olmasının lâikliğe aykırı olduğunu ileri sürmek tutarlı bir görüş olamaz.
Tevhîd-i Tedrisat Kanunu'nun gerekçesinde zikredilen, milletimizin fikir ve his birliği bize göre, din kültürünün ilkokuldan lise son sınıfa kadar sistemli bir şekilde, genel eğitim içinde verilmesi ile mümkün olacaktır."[4]
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







