Mahmut R. Gazimihâl: Uzun Hava
| Makale İçeriği |
|---|
| Mahmut R. Gazimihâl: Uzun Hava |
| Sayfa 2 |
| Sayfa 3 |
| Tüm Sayfalar |
Kopuz çalarak saz şâirliği eden ozan, epik şiirler okuyarak konaktan konağa geziye çıkardı; halktan itibar, beylerden yardım görürdü. Ozanın mistik olanına Âşık denildi; onlar da tekkeden tekkeye dolaşır dururlardı; mistik şiirlerini bilhassa kopuz eşliğiyle söylerlerdi. Yunus Emre'nin XIII. asır sonlarında demiş olduğu gibi:
Ölmez ışk bilişleri esrik meclis hoşları,
Daim bunların işi çeng-ü şeşta rebabdürür.
***
Yunus imdi subhânı vasfeyledi gönülde.
Ayru değül ârifden bu kobuz ile şeşte.
Türlü sosyal sebepler bu iki sınıf saz şâirini zamanla birleştirdi. Kopuzda kirişler yerine tel takılması gibi bazı değişiklikler de o sazın «tel tanbura», «bağlama», «meydan sazı» denilen çeşitlere inkılâp etmesine erkenden yol açtı... Fakat, saz şairliğinin etnik damgalar halindeki Türkmenî, Varsağî, Beyâtî gibi ağızlarının, veya daha bölgelik (régional) olan Urfa Ağızı, Harput Ağızı, Eğin Ağızı gibi ezgi tiplerinin kaybolmasına imkân yoktu: «Usûl» kalıplarına bağlanmıyan işte bu gibi serbest ritimli (veya ritime nöbetleşe itibar gösteren) tarihî ezgi tiplerinin hepsine birden Uzun Hava denir. Böylece, uzun hava, Ozanın en eski ezgi tarzından armağan olarak musiki folklorumuzun özü sayılır; hem de tetkik ve tesbiti en güç olan özüdür.
«Uşşak makamı»nın en eski şekli bu tipin menşeini vücuda getirmiş olduğu kanaatındayım: çünkü, hem Uşşak sözü «âşıklar» demektir, hem de Meragalı Abdülkadir Türklerin bilhassa bu makamda epik ezgiler söylediklerini XV. asrın başlarındaki müşahedelerine göre belirtmiştir.
Açık havada kopuzun sesi sönük kalacağı için Ozan ve Âşıklar meydan toplantılarında davul çalarak şiirlerini okurlardı. Bu görenek de Oğuz boylarıyla erkenden Anadolu’ya geçti. Çağatay Sözlüğü’ndeki tarifler o tarza göredir; «Uzan (veya Ozan); mâni tarzında vezinsiz bir nağme ve terane (yani Uzun Hava)'dır ki, Karahân ve Oğuzhan hikâye ve destanını o ağızla söylerler. — Uzancı: davul ve def çalarak uzan, yani mâni ye şarkı okuyan adam.» Madem ki tarif uzun havayı kastediyor, şu halde tâbirdeki Uzun kelimesinin de bir zamanlar Uzağan (= Ozan?) gibi bir telâffuzda olmuş olacağını — bir tahmin halinde — düşünebiliriz.
Anadolu’nun davullu âşıklarından hâtıralar tarihte mevcuttur: XIII. asır sonlarında Dobrica'daki Sarı Saltuk Baba'dan irşat alıp müridleriyle Anadolu’ya geçen Barak Baba'nın tabılhanesini biliyoruz; konaklaya konaklaya Şam'a kadar gidip orada da davul zurnalarla türkü çağırıp oynamaya başlayınca böyle şeyleri bilmeyen Arap kadın ve çocuklarını ürküttüklerini bir Arap kaynağı anlatıyor. — Bir Avrupalı’nın tespit ettiği en eski müşahede de Doğu Anadolu’ya ve XIV. asrın sonundaki duruma aittir: Timurlenk'e mülâki olmak üzere 1400 yıllarında Anadolu’dan geçen İspanyol elçi Klaviyo, Erzurum yakınındaki Delilerkent (Hasankale'den iki saatlik mesafede şimdiki küçük Deli Baba) köyünde şunları görüp şaşıyor: «Pazar günü Delilerkent'e vardık. Buraya Deliler köyü denilmesinin sebebi, bütün sakinlerinin dünya hayatından el çekmiş müslüman dervişlerinden olmalarıdır. Civar köylüler burayı sık sık ziyarete gelerek dervişlerle görüşürler. Getirilen hastalar dervişlerin nefesinden şifa ararlar. Dervişlere ' Khaşıkh (= Âşık) diyorlar (1). Âşıkların şeyhi çevresinden derin bir saygı görüyor, velî addediliyor. Timur buradan geçerken dervişleri ziyarete gelmiş ve şeyhe konuk olmuş. Civardan dervişlere bol bol adaklar gönderiliyor. Baba, köyün hâkimidir. Âşıkların saç ve sakalları tıraşlıdır; yaz kış sırtlarındaki eski bir aba ile dışarda dolaşıyor, gece gündüz davul çalarak ilâhi ve türküler çağırıyorlar. Evlerinin kapılarında üzeri hilalli kara birer bayrak asılı; bayrağın altında da geyik, koç ve teke boynuzları dizili. Yolda gezerken bu boynuzları üstlerinde taşıyorlar.» Deliler köyünde babadan kalma ocaklı âşıkların yakın zamanlara kadar mevcut olduğunu ve köy halkının öteden beri tuhaf halleriyle tanındığını 1929 folklor gezimizde öğrenmiştik. Köyün sekiz parça kayadan yapılma camii ile Ali Baba Türbesi de Delilerden kalmadır. (Fazla bilgi için Bay Abdülkadir İnan'ın «Rapor»una bakınız.)
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Ortaya karışık salata misali makale salatası | |









