Skip to Menu Skip to Content Skip to Footer
İnsan zaman öldürmek için değil; faydalı hoş bir an geçirmek için okumalıdır. O.GOITMIDH

"Den lille Havfrue / Küçük Denizkızı"

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Cumartesi, 15 Mart 2008 09:56

Makale İçeriği
"Den lille Havfrue / Küçük Denizkızı"
Sayfa 2
Tüm Sayfalar
hasan-gurgenarazili
Hasan Gürgenarazili

Yıllardır tatil yapamamaktan şikayetçiydim. Nihayetinde herşeyi ve çalışma masamı olduğu gibi terk-i diyar eyleyip, "lâmekân" bir şekilde kendimi uzaklara attım. Yorulduğum, bunaldığım anlarda, sığındığım yerlerden, limanlardan biri olan Kopenhag'a uzandım. Hani ünlü "Kopenhag kriterleri"nin kayda geçtiği; ardından 2004 yılının aralık ayında AB ile Türkiye ilişkilerinde gelinen noktayı protesto etmek amacıyla "Türkiye'nin yeri Avrupa Birliği mi?" yazılı bir pankartla donatılmış, Afgan kadınlarının giydiği "burka"lara benzer "kara çarşaf" giydirilen, şu "Küçük Denizkızı" adlı heykelin, bulunduğu yere...

Hoş, Nixe'nin ya da "Küçük Denizkızı"nın başına gelen ne ilk ne de son şey değildi bu. Daha sonra, 2007 yılının mayıs ayında ona Esma Abdülhamid adındaki Filistinli türbanlı bir genç kadının 2009'daki seçimlerde Birlik Partisi'nden milletvekili adayı gösterilmesi ve milletvekili seçilirse erkeklerle tokalaşmayacağını, türbanı çıkarmayacağını açıklaması üzerine türban ve tekrar çarşaf giydirildi.

"Küçük Denizkızı", Danimarka'da ulusal bilincin kurgulayıcılarından, Danimarka'yı Dünya'ya açan kültür insanı, "folklorcu" Hans Christian Andersen'in [1805 – 1875] "Den lille Havfrue" / "The Little Mermaid" adıyla 7 nisan 1837'de ilk kez yayınlanan ve Dünya çapında ünlenen, adına Çin'de dahi özel posta pulları çıkarılan masalın aynı zamanda trajik kahramanıdır.

Dönemin kraliçesi, "Küçük Denizkızı" anısına, bu ünlü heykeli yaptırır. Heykel, heykeltraş Edward Eriksen tarafından dört yılda yontulur ve yapımı 1913'te biter. 1 metre 65 santimetre boyundaki bronz heykeli yapmak için Eriksen, balerin olan karısını model olarak kullanır. Fakat masaldaki kahramanın trajedisi, heykele de yansır. 1963'te kafası, 1984'te de sağ kolu koparılan heykel, 1998'de onarılarak orijinal görünümüne tekrar kavuşur. Ve lâkin, kara çarşaftan önce de ona birkaç kez (örneğin 1992'de) iç çamaşırı giydirilir, bir kez boyanır, bir keresinde ise (2003'te) dinamit patlatılarak denize atılır.

Andersen'le tanışmamız, sadece yazdığı ve çocukluğumuzda duyduğumuz, hafızamızın derinliklerindeki masallar aracılığıyla değildir. Bilakis, Osmanlı İmparatorluğu'na yaptığı uzun seyahatini aktardığı gezi raporu "Konstantinopel: De Bazaar van een Dichter" (İstanbul: Bir Şairin Pazarı) (1842) onu bizler için daha da ilginç kılar. Merak edenler, Andersen'in Osmanlı topraklarında seyahat etmek için aldığı "vize"yi Odense'de müze haline getirilen evinde görebilir.

Yeri gelmişken hemen hatırlatayım, 2005 yılı, "Kurşun Asker", "Kibritçi Kız", "Çirkin", "Kırmızı Ayakkabılar", "Kral'ın Yeni Elbisesi" gibi masallarını da bildiğimiz ve eserleri 150 dile çevrilen, 168 masalın yazarı Andersen'in "200. Doğum Yılı / Andersen Yılı" olarak Danimarka'da çeşitli kutlamalara aracılık ediyor. Kraliçe Margrethe II'nin yazarın doğduğu yer olan Odense'de müze halinde kullanılan evini ziyaretiyle başlayan kutlamalar, Kopenhag'da "Parken Stadı"nda da devam etti. Halen Andersen'le ilgili değişik etkinlikler sürüyor.

Nixe, tüccar denizci devletlerin gemicilerinde çok yaygın bir kült. İsa'dan önce 8. yüzyılda Küçük-Asya'da yaşayan İonialı ozan Homer'den bugüne edebiyat metinlerine de nakşedilir. Homer'in Odyssee'sindeki Sirene'ler, seslerini uzaktan duyan ve büyülenen gemicileri, çıldırtarak ölüme götüren, gemilerin kayalıklara vurmasını sağlayan yarı insan - yarı balık, insanüstü varlıklar olarak yer alır. Balıkçılar arasındaki söylencelere de yansıyan Nixe, dalgaları etkiler, balık ağlarını bozup, balıkları serbest bırakır. Sonraları İrlanda'da, Hollanda'da, Danimarka'da ve Almanya'da söylencelerin yaygın olduğu Loreley'de denizkızları denizcilerin ve balıkçıların korkulu rüyaları olur.

Oysa iki örnek alışılmışın dışındadır. Varşova'da bir süre kent açıklarında yaşayıp şarkılar söyleyen; balıkçılarla arası pek hoş olmayan, ama büyüleyici sesiyle kent halkının gönlünde taht kuran; bir tüccarın hışmına uğrayıp mutsuz olan, ardından kenti terkeden; fakat sürekli kentin koruyucusu kalan "Syrena" ile Kopenhag'taki "Den lille Havfrue". Bunlar bulundukları kent ile özdeşleşen ve hatta ünleri ülke dışına dahi taşan örneklerdir, aynı zamanda.

Kopenhag'ın sembolü ve Hans Christian Andersen'in ünlü masalı "Den lille Havfrue" ya da "Küçük Denizkızı"nın trajik öyküsü, "Syrena"yı kat kat aşan bir şekilde Dünya'yı dolaşıyor.


Ortaya karışık salata misali makale salatası

Eğer isterseniz?