Skip to Menu Skip to Content Skip to Footer
Unutma ki ağzında bal olan arını kuyruğunda iğnesi vardır. LYLY
  • kanalkultur.com
  • kanalkultur.com
  • kanalkultur.com

Hüseyin Mor: Batıni Nefesler ve Şah Hatayi Deyişleri - Sükut-u aşka uğrayanlara

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Pazar, 20 Ocak 2008 10:49

Makale İçeriği
Hüseyin Mor: Batıni Nefesler ve Şah Hatayi Deyişleri - Sükut-u aşka uğrayanlara
Sayfa 2
Tüm Sayfalar

Anadolu Âşık Müziği'nde, Âşık Mahzuni Şerif bir kırılma noktasıdır. İç ve dış göç, değişen toplumsal koşulların sonucu, kırılan fay hattı Halk Müziği'nde büyük bir kırılma ve altüst oluş yaratmıştır. Bazı müzik eleştirmenleri Âşık Veysel'i Anadolu Âşık Müziği'nin son halkası ilan etmişlerdir. Oysa bu doğru bir yaklaşım değildir. Böyle bir yorum aynı zamanda Halk Müziği'nin sonu anlamına gelir ki, bu eşyanın tabiatına aykırıdır. Âşık Mahzuni ile gelen kırılma Halk Müziği'nde bir çiçeklenme ve değişim meydana getirmiştir. Bir esneme ve zenginlik yaşayan Halk Müziği büyük bir transformasyon geçirmiştir.

Ruhi Su'nun çok temiz bir Türkçe diksiyonla yaptığı hazine değerindeki albümleri, Zülfü Livaneli'nin bir Alevi dedesinden öğrendiği „bağlama düzeni" ya da "dede perdesi" denilen saç çalma tekniğiyle, İsveç'te 12 Mart'ın acıları ile söylediği türküler, Arif Sağ'ın bağlamada rönesansı başlatan "İnsan Olmaya Geldim" albümü ve Erkan Oğur'un "Türkülerin bara düştüğü" bir dönemde gelen "Gülün Kokusu Vardı" albümündeki lirik, saf ve otantik yorumu halk müziğimizdeki zenginleşmenin, değişimin ve çiçeklenmenin belirgin örneklerini oluşturuyor.

Hüseyin Albayrak ve Ali Rıza Albayrak kuzenlerin yeni albümü "Şah Hatayi Deyişleri" Kalan Müzik'ten çıktı fakat öncesi var; "Batıni Nefesler". 2003 yılında yine Kalan Müzik'ten çıkann Batıni Nefesler Halk Müziği'ni yenileyen bir albüm. Alevi-Bektaşi sözlü geleneğinin tasavvuf boyutunun batıni nefeslerini içeren bu önemli albüm, son yıllarda çıkan en iyi çalışmalardan biri.

Aleviler Anadolu'da asırlar boyu hayatta kalabilmek ve inançlarını gelecek kuşaklara aktarabilmek için "sır içinde sır saklamak" desturu ile nefeslere ve deyişlere sığınmışlardır. Bu yüzden Alevi inancının taşıyıcısı nefeslere deruni ve batıni anlamlar yüklemiştir.

Alevi-Bektaşi geleneğinde, inancın nesir (düzyazı) ifadesi tercih edilen bir yöntem değildir.

Alevi-Bektaşi inancının kitabı nefeslerdir. Alevi-Bektaşi inancı nefeslerle yarına aktarılırken batıni bir biçime dönüşür. Osmanlı'nın kılıcını hep boynunda hisseden Aleviler simgesel anlatım tarzı ve alegorik, katlı anlatımlara yönelmişlerdir. Nefeslerde kullanılan sözcükler, sözlük anlamları yanında simgesel ve batıni anlamları da içerirler. Bu alegorik yöntem anlamları saklamak, sezgiyi ve keşfi harekete geçirmek ve bir sır aktarmak içindir. Böylece Alevi-Bektaşi öğretisi, sözlük anlamları dışında saklanarak ve sır edilerek aktarım sağlanbilmiştir. Alevi-Bektaşi deyişlerindeki sembolik ve alegorik anlayışı tek Osmanlı baskısına bağlamak biraz eksiklik olur. Bu anlayış aynı zamanda zamanın estetik kaygılarından kaynaklanmaktadır. Bir estetik yaratmadır.

Alevi-Bektaşi erkanı inancı, deyiş ve nefeslerdeki anlatımda simgeler ve benzetmeler karşıtların birliğini içerir. Bu anlatım tarzı, zıt gibi görünse de bir bütünlük oluşturur. Alevi-Bektaşi ozanlarının nefeslerindeki Turna, Şah, Hz. Ali ve Kandil gibi simgelerin anlamı sözlük anlamlarının dışında içeriklere sahiptir.

Alevi-Bektasi inancının en önemli ögelerinden birisi büyük Hallac-ı Mansur'la başlayan, Nesimi ile doruğa çıkan Enel Hakk düşüncesidir. Doğadaki her varlığı Tanrı'nın bir sureti sayan, Kamil İnsan'da Tanrı'yı gören "İnsana secde ederken Tanrı'ya secde ettiğine inanan" Enel Hakk (Ben Tanrıyım) diyen, Avrupa, engizisyonun karanlık Ortaçağı'na kapanmışken, Anadolu'da bir "Aydınlanma"yı başlatan Alevi-Bektaşi ozanlarını anlamadan Edip Harabi'nin,

Can kulağı ile sözüm dinleyin
Ey arifler ehl-i Hakk'a söyleyin
Birleşerek beni tavaf eyleyin
Çünkü Lamekan'ın mekanı oldum

bu nefesindeki batıni boyutu anlamamız imkansız. Lamekan, geleneksel Alevi-Bektaşi şiirinde en sık kullanılan mazmunlardan biridir. Sözlükteki karşılığı "mekansızlık" olsa da tasavvufta mekandan "münezzeh, arınma, ezeli ve ebedi olma" anlamında kullanılır Allah'ın sıfatlarından biridir. Ancak Alevi-Bektaşi tasavvufundan sırr-ı hakikate ulaşmış İnsan-ı Kamiller için de kullanılır. Peki Tanrının sıfatlarından biri, Kamil de olsa, bir adem oğlu için nasıl kullanılabilir sorusunun cevabı "Enel Hakk" düşüncesidir. 19'uncu yüzyılın önemli düşünür ve ozanı Edip Harabi "Birleşerek beni tavaf eyleyin" diyor. Tavafın sözlük anlamı etrafını dolaşma, ama esas anlamı Hacı olmak için Kabe'nin etrafında dolaşarak ziyaret etmektir. Edip Harabi "Ben" derken, insanı kastettiği açıktır. "Ben Kabeyim" diyor. Kabesi inasan olan Alevi-Bektaşi öğretisinin temeline işaret ediyor. Alevilik, Kabesi insan olan bir inançtır. Sonra gelen dize daha da felsefi "Çünkü Lamekan'ın mekanı oldum." Mekansızlığın, hiçliğin, mekanıyım diyor. Lamekan'ın Allah'ın sıfatlarından biri olduğunu hatırlarsak, "Tanrı'nın mekanı oldum." Enel Hakk düşüncesinin daha ince bir felsefi bir anlatımı gizlidir bu nefeste.

Batıni Nefesler, Alevi-Bektaşi Tasavvufu'nun batıni boyutlarını çok bütünlüklü bir tema etrafında aktaran nefeslerin yanı sıra çok gelişmiş müzika alt yapısı ile de çok olgun bir albüm.

Âşık Pervane mahlası ile saz çalıp besteler yapan Hasan Albayrak'ın muhabbet deminde irticalen (doğaçlama) bestelediği Seyyid Nesimi, Virani, Harabi, Sıtkı Baba ve Rıza Tevfik'e ait olan batıni anlamları içeren nefeslere yer verilmiş.

Daha ilk albümde kendi müzik evrenini ve özgün tarzını yaratan Albayraklar ikilisi, Halk Müziği'ne yeni bir soluk getirmiştir. Albümün yönetiminden, düzenlemelerine bağlama, divan, şelpe, ruzva (balta saz), cura ve haydari bağlamanın çalınması, yorumların icraları, Hüseyin ve Ali Rıza Albayrak tarafından gerçekleştirilmiştir. Anadolu Âşık geleneğini sürdürürken aynı zamanda yeniliyorlar. Eski ile yeni olanın çok güzel bir sentezini yapıyorlar. Albayrak kuzenlerin yorumculuğu ise son dönemde rastlayamadığımız samimi ve lirik tarzıyla türkülerin popüler hale getirilerek içinin boşaltılmasına, hızlı tüketilen bir madde haline getirilmesine karşı duruştur. Halk Müziği'nde yeni bir tarzın başlangıcı bir başyapıt ile karşı karşıyadır.

Ortaçağ karanlığında gericiliğe ve bağnazlığa karşı yaratılan "Anadolu Rönesansı" ve Aydınlaması'nın taşıyıcısı nefesleri dinlerken merkezine insanı, hayatı ve doğayı koyan Ulu Ozanlar'ın nasıl bir evrensel hümanizma yarattığını görüyoruz.

Hüseyin ve Ali Rıza Albayrak'ın ikinci albümü Şah Hatayi Deyişleri yine Kalan Müzik'ten çıktı.

Hem batıni nefesleri hem de Şah Hatayi Deyişleri'ni dinleyin. Anadolu toprağının kadim sesini, insan elinin bir kuru dut dalından ve telden çıkarabildiği tınılarını, insanın ölüme ve acılara karşı, sözden başka bir şeyi olmadığı sessiz bir çığlık olarak yüreğinizde duyun. "Sükut-u aşka uğrayalara" adanan bu güzel albümü bize sunduğunuz için aşk olsun size Albayraklar ikilisi.

Mükemmel bir müzikal yapı ve özgün yorumlarıyla Batıni Nefesleri'nin açtığı yoldan yürüyorlar. Şah İsmail'in Hatayi mahlası ile yazdığı deyişlerden bir seçmeyi içeriyor albüm.

Şah İsmail'in 1514 yılında Çaldıran Ovası'nda Yavuz Sultan Selim'in komutasındaki Osmanlı ordusu ile yaptığı savaşta yenilmesi, Anadolu Alevileri'ne karşı katliam ve zulmün artmasına neden olmuştur. Onbinlerce Alevi kılıçtan geçirilmiştir. Safavi Devleti'nin, Osmanlı Devleti ile girdiği bu iktidar kavgası, Anadolu Aleviliği'ne büyük acılar yaşattı. 1501'de Tebriz'i ele geçiren İsmail, şahlığını ilan etti. Bu süre içinde Anadolu'da Erzincan'a kadar gelen Şah İsmail, Anadolu Türkmenleri ile ilişkilerini güçlendirdi ve Türkçe Şah Hatayı mahlası ile şiirler yazdı. Şah Hatayi nefeslerinin Anadolu Alevileri üzerinde derin etkileri vardır. Güçlü ve güzel Türkçe nefesleri ile kendinden sonra gelen ozanları etkilemiştir. Şah Hatayi deyişlerinde insan, doğa ve yaşama sevinci doruğa çıkar. Şiirlerinde Savafi Devleti'nin hükümdarı iken, yenilmenin ve tahtı kaybetmenin hüznünü anlatır. Bir inanç için acı çekmenin erdemini "Bir derdim var bin dermana değişmem" deyişi ile en güzel ifade eder. Bir davaya inanmanın, o yolda kavga etmenin, yükünü çekmenin güzelliğini anlatır. Bir dava ve inanç için dert çekmeyi bin dermana değişmez Ozan Şah Hatayi. Albümün en güzel şüphesiz. "Muhabbet bağında güller açtıran, yükünü lal-ı gevher mercan saçtıran" bir dert bu. Ali Rıza Albayrak'ın bu deyişe yaptığı beste, söz ile müziğin, bir ırmağın deniz ile kavuşması gibidir.

Şah Hatayi deyişlerinden Erkan Oğur, İsmail Hakkı Demircioğlu Aynur ve Ulaş Özdemir mihman sanatçı olarak katılıyorlar. Erkan Oğur, kendi bestesi olan bir Şah Hatayi deyişini; "Eksiklik kendi özümde" yine kendi yorumluyor. Kopuz eşliğinde çok güçlü bir yorum. Müziğin bir "ruh göçü" olduğunu duyumsatıyor. Bu türkü sadece vokal ve kopuz ile kaydedildi. Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu albüme katkılarının yanı sıra, müziği bir derviş ortamında, doğuya özgü bir "ortaklık" anlayışı ile paylaşırken, Şah Hatayi deyişlerinin "olmazsa olmaz"ını oluşturuyor.

Hem batıni nefesleri hem de Şah Hatayi Deyişleri'ni dinleyin. Anadolu toprağının kadim sesini, insan elinin bir kuru dut dalından ve telden çıkarabildiği tınılarını, insanın ölüme ve acılara karşı, sözden başka bir şeyi olmadığı sessiz bir çığlık olarak yüreğinizde duyun. "Sükut-u aşka uğrayalara" adanan bu güzel albümü bize sunduğunuz için aşk olsun size Albayraklar ikilisi.

Yazıyı bitirirken hissetiğim bir eksikliğe işaret etmek isterim; Albümde Şah Hatayi'nin o güzel deyişi "Güldür gül"ün eksikliği hissediliyor.

Gülden terazi yaparlar,
Gülü gül ile tartarlar,
Gül alırlar, gül satarlar,
Çarşı pazarı güldür gül

Kıblesi para, Tanrı'sı kar olan "yalan dünyaya" karşı Şah Hatayi'nin "Gülden terazi yapılan, gülü gül ile tartılan, gül alınan, gül satılan, çarşı pazarı gül olan" insanlığın ortak hülyası dünyanın özlemiyle...

Discografi: Batıni Nefesler, Kalan Müzik, 2003
Şah Hatayi Deyişleri, Kalan Müzik, 2004

Ortaya karışık salata misali makale salatası

Eğer isterseniz?