Skip to Menu Skip to Content Skip to Footer
Okumak;haz duymaya,zihnimizi beslemeye,yeteneklerimizi arttırmaya yarar. F.BACON

"La pensée sauvage"

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Cumartesi, 15 Aralık 2007 10:07

Makale İçeriği
"La pensée sauvage"
Sayfa 2
Tüm Sayfalar
hasan-gurgenarazili
Hasan Gürgenarazili

En güzeli kıraç toprakta ve taşta büyüyen çiçektir. Mis gibi, burcu burcu kokar. Seher yeli bu kokuyu bize getirir.

"La pensée sauvage" iki anlama gelir. "Hercaimenekşe"dir, aynı zamanda da "yaban düşünce". O, gem vurulmamış, dizginlenmemiş şeyleri akla getirirse de Balzac'ın "La Comédie humane"nin 4. cildinde kaydettiği "yerkürede kimse yabanıllar kadar derinlemesine ve her yönüyle incelemez işlerini; düşünce'den iş'e geldiklerinde hiçbir eksik bulunmaz" tümcesi okunduğunda "doğa"da "doğallığın" tekâmülüne; milyonlarca yılın yanılmazlığının denenmesine ve dengesine; dizginlenememiş, alabildiğince azgın düşüncenin, ket vurulmamış ufkuna, tüm yalınlığıyla hayalle gerçek (Traum – Wirklichkeit) arasındaki sınırsızlığa tekabül eder.

Ve lâkin "hercaimenekşe" narin bir çiçektir. Doğal ortamından aldığınızda, hemencecik sörpür ve kurur.

Post-modern çağda "yaban düşünce" bilgisayarın klavyesinden "öbür dünya"nın içine, programlar olarak akarken; "hercaimenekşe" bu dünyada giderek kuruyor. "La pensée sauvage", dengeli doğallığı artık temsil etmekten uzak görünüyor.

Geçtiğimiz günlerde, yıllardır yapamadığım veya ihmal ettiğim bir şeyi gerçekleştirdim. Doğada yürüyüş! Metropolün dışında kıraç topraklara adım attım. Uçsuz bucaksız gelincik ve kolza tarlaları içinde yalın ayak gezindim. Bir tür J. J. Rousseau'nun "doğaya dönüş"ü gibi hissettim kendimi. "Bilgisayarın kölesi post-modern insanın (ya da bağımlı-kölenin) doğaya yeniden dönüşü, özgürlüğünü elde edebilmesi mümkün olabilecek mi acaba?" diye düşündüm.

İtalya'da Rönesans ve Reform hareketlerinin ardından, Fransa'da oluşmaya başlayan "Aydınlanma" döneminin, aslında "azgın düşünce"ye gem vurma anlamına geldiği ve "hercaimenekşe"yi soldurup, saksı çiçeği haline getirdiği halen farkedilebilmiş değil! Feodalitenin vahşi kapitalizme dönüşmesiyle aynı anda yaşanan bu sürecin, Charles Spencer Chaplin'in [1889-1977] "Modern Times" de (1936) ele aldığı modern ve hatta daha sonraki post-modern bağımlı-köleliğin yolunu açtığı, kaç kişi tarafından idrak edilebiliyor?

İtalya'da Rönesans'ın önemli kentlerinden olan Siena ve Floransa'da (Firenze) doğanın dokusuyla uyumlu iyi ve kötü iktidarı (Ambrogio Lorenzetti [Siena, 1319-1348?], L'allegoria del Buongoverno); antik döneme bir tür geri dönüşü ve antik dünyanın yeniden keşfedilişini içeren en önemli sanat katalogları incelendiğinde, "azgın düşünce"nin doğa ile nasıl birleştiği ve nasıl yeni sentezler yarattığı görülür. "Azgın düşünce"ye gem vurmaya çalışan Katolik Klisesinin temsilcisi Vatikan'ın "engizisyon"larına rağmen (örneğin Giordano Bruno [1548-1600]'nun yakılması); Vatikan'a rağmen, ama Vatikan'la birlikte!

Papa yetiştiren sülale olarak da anılan Medici sülalesinin, ticari faaliyetlerinin idare edildiği bürolar (Uffizi), bugün Rönesans'ın en önemli sanat kataloğunun toplandığı Galleria degli Uffizi / Uffizi Gallery adıyla sanatseverlerle buluşuyor. Rönesans'ın önemli ressamlarından biri Sandro Botticelli (Alessandro Filipepi) [Firenze, 1445-1510], 1482'de boyadığı ve Rönesans'a yön veren ünlü eseri "İlkbahar"ının (203x314) ardından, ~ 1484'te bitirdiği tablosu "Venüs'ün Doğuşu"nda (172,5x278,5) "La pensée sauvage"nin önemli bir sentezini yakalıyor.


Ortaya karışık salata misali makale salatası

Eğer isterseniz?