Skip to Menu Skip to Content Skip to Footer
giderek tüm dünyaya karşı sorumludur. P.NERUDA

Dün, bugündü... - I

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Pazartesi, 22 Ekim 2007 11:11

Makale İçeriği
Dün, bugündü... - I
Sayfa 2
Tüm Sayfalar
hasan-gurgenarazili
Hasan Gürgenarazili

Belli ki, 40'ların cadı kazanı değildi. Ancak, ortalık daha da berbat toz dumandı.

12 eylül, meyvelerini vermeye başlamış, üniversitelerde darbeye uygun yapılandırmalar son süratle gerçekleştirilmişti. Kalemi sivri, ünü yurt dışına taşan bir takım bilimadamları üniversitelerden tek tek uzaklaştırılmış, 1402'lik olmuştu. Kimi açlık içindeydi, kimi geçimini sağlayabilmek için üç kuruşa kitapçılarda çalışıyordu, kimi de çeviriler yapıyordu.

Darbenin ideolojisi Türk-İslam sentezi, alabildiğine dal budak sarmıştı. Cumhuriyet gazetesinde Uğur Mumcu konuyu irdeleyen yazılarla dikkati çekiyordu.

Tarih, Edebiyat, Sosyoloji ve Halkbilimi kürsüleri birer mevzi olarak 'Türk-İslam sentezcileri'yle dolduruluyor, onlara önce doktora yaptırılıyor; ardından da doçentlik ve profesörlük payeleri dağıtılıyordu.

Kemalistler tek tek sindirilmişti.

Etnik terörün de azgınlaştığı, dizginlenmesinin dahi güç olduğu, faili meçhul cinayetlerin ardı ardına geldiği bir anda; Muammer Aksoy, Bahriye Üçok ve arkadaşları 'Atatürkçü Düşünce Derneği' adı altında dernekleşme girişimlerini başlattı.

Dar ve çekirdek bir grup içinde yürütülen yoğun tartışmaların akabinde, kısa sürede bu adla bir kurum kuruldu. Derken, başkanı hukukçu Muammer Aksoy faili meçhul bir cinayetin kurbanı oldu.

Sonra, derneğin kurucularından bir başkası, ilahiyatçı Bahriye Üçok yeni kurban seçilmişti.

Kurucu çekirdek kadro şaşkındı. Ve doğal olarak sıranın kendine gelmesinden 'çekiniyor'du.

* * *

Eşzamanlı olarak, örtülü kimliğin siyasal simgesi 'türban', üniversitelerde bir soruna dönüştü.

Özal hükümeti, konuyu ele alan ve meclisten 'türban'ı serbest bırakan bir yasa çıkardı. 12 eylül anayasasının garantörü Evren, Cumhurbaşkanı olarak yasayı Anayasa Mahkemesi'ne gönderdi. Anayasa Mahkemesi de bir hazırlık döneminden sonra, ilgili yasayı iptal etti.

Konu, ünivesitelerde ok yaydan çıkarcasına yoğun tartışmalar başlatmıştı. Kamusal alanda 'türban'ın siyasal simge olarak anayasanın laiklik ilkesiyle bağdaşmadığı görüşü ortaya konuyordu. Birbiri ardına bildiriler yayınlanıyor, Özal hükümeti uyarılıyordu. Ancak, bununla birlikte tam bir kaos yaşanıyordu. Bazı 'türbanlı' öğrenciler, aynı üniversite, fakülte ve bölümde farklı öğretim elemanların derslerine ya o halde giriyorlardı, ya da giremiyorlardı.

'Türban' karşısında taviz vermeyen öğretim elemanlarının derslerine 'türbanlı' girmek için, bir yol da bulunmuştu: 'Türban' üzerine peruk takmak, bu dönemin geliştirilen yeni bir uygulamasıydı... Kurum içindeki kaos durumuna dikkat çekilerek, üniversite yöneticilerinin yetersiz kaldığına ilişkin şikâyetler başlamıştı.


Ortaya karışık salata misali makale salatası

Eğer isterseniz?