Skip to Menu Skip to Content Skip to Footer
Nankörlük,zayıf insanların işidir,kudretli insanlar içinde asla nankör olana rastlamadım. GOETHE

KanalKultur'e artık Facebook ve Twitter aracılığıyla da ulaşılabiliyor...

KanalKultur.com'daki aktüel gelişmeler - ki, bunun için isteyen okur, iGoogle ayarlarına gadget, yahoo sayfasına favori olarak ekleyebilir - kültür meraklısıyla, Feed RSS 2.0 ve Atom 1.0 dışında, Facebook ve Twitter ile de buluşuyor. KanalKultur.com'un ilgili adresleri şunlar:

Facebook Duvar

• Facebook: http://facebook.com/kanalkultur

• Twitter: http://twitter.com/kanalkultur 

Feed RSS 2.0

Feed Atom 1.0

 

Sami Solmaz'ın objektifinden ...

"Sami Solmaz'ın objektifinden Adalılar"
Sami Solmaz - 'Adalılar' / 25 ocak – 11 şubat 2011; İstanbul Yunan Konsolosluğu, Şişmanoğlu Binası, Beyoğlu - İstanbul
[© Sami Solmaz] Sami Solmaz - 'Adalılar' / 25 ocak – 11 şubat 2011; İstanbul Yunan Konsolosluğu, Şişmanoğlu Binası, Beyoğlu - İstanbul

[KanalKultur] - Anılar, unutulmuş dünler, yaşlı gözlerde saklı düşler, bir an sonra geçmiş olacak şimdiki anlar ve o çalınan anlardan derlenen fotoğraflar...

Sami Solmaz'ın "Adalılar" sergisi, Adalar Müzesi - İstanbul Yunanistan Başkonsolosluğu işbirliğiyle, 25 ocak – 11 şubat 2011 tarihleri arasında Beyoğlu Şişmanoğlu binasında sanatseverlerle buluşuyor!

"Beraberdir Adalılar! Dil, din, mezhep, ırk bilmezler. Aynı teknede gibidir onlar, beraber giderler balığa, yangına, düğüne, içmeye... Anakara karışmazsa yüzyıllarca daha yaşarlar burada, Ada'da..." Sergi için yayımlanan kitaptaki yazısında Uğraş Salman'ın Adalıları betimleyen bu içtenlikli ve güçlü ifadelerinin ardındaki resimler, usta bir fotoğrafçının kadrajından sonsuza taşınıyor. Serbest gazeteci ve fotoğrafçı Sami Solmaz'ın Beyoğlu'nda İstanbul Yunan Konsolosluğu'na ait Şişmanoğlu binasında gerçekleştirdiği sergisinde tarihten izler barındıran Ada topraklarında yaşayan insanlara dair çektiği kareleri sanatseverlerle paylaşıyor.

Sami Solmaz, İstanbul'un en güzel, en çok korunmuş beldesi olan Adalar'da dil, din, mezhep farklılıklarını bir kenara bırakıp yaşamlarını barış içinde geçiren insanların özel anılarını Ada topraklarında fotoğraflıyor. Serginin kitabından diğer bir yazar Ari Çokona, sergideki fotoğrafları "asaletin rengine bürünmüş erguvani karabaşlar gibi topraklarına tutkuyla bağlı insanların hikayeleri" olarak tanımlıyor. 

Devamını oku...

 

Bahreyn: Karanlıkta Çığlık ...

Bahreyn: Karanlıkta Çığlık Atmak
Bahreyn: Karanlıkta Çığlık Atmak [Bahrain: Shouting in the Dark] / Yön. / Dir.: May Ying Welsh; 2011, 51', Katar, Bahreyn, ABD / Qatar, Bahrai, USA
Bahreyn: Karanlıkta Çığlık Atmak [Bahrain: Shouting in the Dark] / Yön. / Dir.: May Ying Welsh; 2011, 51', Katar, Bahreyn, ABD / Qatar, Bahrai, USA
Bahreyn: Karanlıkta Çığlık Atmak [Bahrain: Shouting in the Dark] / Yön. / Dir.: May Ying Welsh; 2011, 51', Katar, Bahreyn, ABD / Qatar, Bahrai, USA

Bahreyn: Karanlıkta Çığlık Atmak / Bahrain: Shouting in the Dark
Yön. / Dir.: May Ying Welsh
2011, 51', Katar, Bahreyn, ABD / Qatar, Bahrai, USA

[KanalKultur] 16 şubat 2011: Binlerce gösterici iktidardaki Khalifa ailesini protesto için Bahreyn sokaklarına döküldü.... Tunus ve Mısır'daki protestolar sonrasında, Bahreyn de reform için hazır olduğunu hissetti.

21 şubat 2011: Bahreyn nüfusunun dörtte sokaklarda dışarı çıktı ve bir araya geldi...

Ancak gösteriler, kitlesel cinayetler ve tutuklamalarla sonuçlandı. Barışçıl bir sivil hareket, acımasız bir hükümetin olduğunu gösterdi.

"Shouting in the Dark" Bahreyn'de demokrasi yanlısı protestoları ve onların hükümet, asker ve polis tarafından acımasızca nasıl bastırıldığını gözler önüne koyuyor... Baskı zaman içinde şiddete dönüştü. Doktorlar hapsedildi. Yaralanan insanların uydurulduğu ileri sürüldü. Mahkumlar duruşmalara çıkarılmadan infaz edildi... İşkenceler yapıldı...

"Shouting in the Dark", gizlice çekilmiş görüntülerden oluşuyor...

Diktatörünün merhametine kalmış halkıyla herkes tarafından unutulmuş bir ülke. "Bahreyn: Karanlıkta Çığlık Atmak", Bahreynlilerin yüzyüze kaldığı acıklı ve umutsuz durumu gözler önüne seriyor. Zalimlerinin acımasız ve uzlaşmacı olmayan eylemleri yüzünden, halkın "Arap Baharı"nın haleflerinden biri olma girişimleri başarısızlıkla sonuçlanıyor. Bahreyn'de üç ay boyunca gizli bir şekilde çekilen film, demokratik hakları için mücadele eden, korku engelini aşmış bir halkın destanını izliyor. Film bir hastanenin içinde başlıyor. Doktorlar ve hemşireler, kalan en son güçleriyle imkânsızı denemekte, gelen yaralı protestocular selini ve devlet milis güçlerini tedavi etmektedirler. O sırada insanlığa bağlılık ve saygı ile işlerini yapmışlardır. Hepsinin şu anda hapiste olduğunu bilerek filmi izlemek insanı şaşkınlık ve çaresizlik içinde bırakıyor. Protestolar doğumda boğularak öldürülmüştür. Bu şok edici belgesel, unutulmuş bir ülkenin son tanıklığı... [KanalKultur]

 

Aydan Birdevrim: Anadolu ...

Aydan Birdevrim: Anadolu Kapı Tokmakları ve Bu Formlardan Yola Çıkarak Üretilen Çağdaş Seramik Formlar
Aydan Birdevrim: Anadolu Kapı Tokmakları ve Bu Formlardan Yola Çıkarak Üretilen Çağdaş Seramik Formlar
Aydan Birdevrim: Anadolu Kapı Tokmakları ve Bu Formlardan Yola Çıkarak Üretilen Çağdaş Seramik Formlar
Aydan Birdevrim: Anadolu Kapı Tokmakları ve Bu Formlardan Yola Çıkarak Üretilen Çağdaş Seramik Formlar
Aydan Birdevrim - 1963 yılında Bursa'da doğdu. 1985 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Cam-Seramik Bölümü'nden mezun oldu. 1986'da atölyesinde özgün seramik çalışmalarına başladı. 1997'de Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Prof. Dr. Erdinç Bakla danışmanlığında yüksek lisansını tamamladı. 1993 yılında İstanbul Üniversitesi T.B.M.Y.O. Cam Seramik, Çini İşlemeciliği programında öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. 2003 yılında İstanbul Üniversitesi T.B.M.Y.O. Çini İşlemeciliği Program Başkanlığı görevine getirildi. 2004'te Yıldız Porselen Fabrikası için özel tasarımlar yaptı. Pek çok karma sergiye katılan sanatçının, 10 kişisel sergisi bulunuyor. Halen İstanbul Üniversitesi cam seramik ve çini programında ders veriyor..

"Kapı, Anadolu evinde önemli ögedir. Ailenin sosyal ve kültürel kimliğini belirler. Tokmaklar da aynı şekilde içeride yaşayan topluluğun sosyal durumunu simgeler. Zenginin kapı tokmağı kalın, ağır süslü, pirinçtendir. Fakirin ise ince, basit, demirden ve halkadandır. Kimi, kapıların üzerinde ana tokmakların altında ikinci bir tokmak vardır. Kapıdan büyük tokmağın sesi geliyorsa, gelen misafir erkek, küçük tokmağın sesi geliyorsa gelen misafir kadındır. Zor durumda kalan birinin kapı halkasını tutması kapıya sığınmak anlamındadır. Bektaşilerde kapı üç kere çalınırdı. Birincisi Allah, ikincisi Muhammed, üçüncüsü Ali'yi ifade etmekteydi. İki kanattaki halkalar birbirine kurdela ile bağlanmışsa evde kimse yok demektir. El formundaki tokmaklarda kimi elde yüzüğün hiç olmaması, kimi elde orta parmakta veya yüzük parmağında yüzüğün olması ev sahibinin bekar, evli ya da dul oluşunu simgeler. Eve gelen konuk tanıdıksa kapıdaki halkayı, yabancıysa kapı tokmağını vurmaktadır. Böylece ev sahipi evdeki durumu ona göre ayarlar. El şeklindeki tokmakların kapıya vuran kısmında iyiliği, bolluğu, sonsuz hayatı simgeleyen nar meyvesi bulunmaktadır. Kişinin içeridekilerle ilk teması bu bereket sembolünü tutan ele dokunarak başlar. Kapı halkalarının bir kurdela ile sıkı sıkı bağlanması evde kimsenin olmadığını, gevşek bağlanması evdeki kişinin yakın zamanda döneceğini, sadece bir halka bağlandığı takdirde evde insan olduğunu gösterir."

[KanalKultur] - Mimarlık yapısı sadece üstü örtülmüş duvarlarıın hapsettiği barınacak yer değildir. Birtakım yollara başvurularak daha hareketli, daha yaşamı güzelleştirecek biçimlere ulaştırılabilir. Bunun çeşitli örneklerinden biri de kapı tokmaklarıdır.

Kapıyı çalıp ziyareti evdekilere haber vermeye, tutup çekerek kapatmaya yarayan halka ve tokmaklar; yalnızca fonksiyonlarıyla değil, estetik değerleri bakımından da bir devrin sanat görüşünü, anlayışını dile getiren eserlerdir.

Tokmak adını verdiğimiz aksam, belirttiğimiz gibi ses duyurmada kullanılır.

Tek parçadan oluşan tokmak, köçek adı verilen bağlantı halkası ile kapıya takılır.

Tokmağın altında ayna dediğimiz süsler bulunmaktadır. Bazen de tokmak olduğu gibi takılır.

Tokmak kolu vurulduğunda ses çıkarılması için alt ucunda yine kanat tahtasına çakılmış bir kabaraya vurulur.

Kapı kanatları üzerinde yardımcı unsur olarak görev alan halkalar, yuvarlak bir halka aynasının ortasına çakılır. Bunların da tokmak yerine geçen çeşitleri vardır. Bu halkalara şakşak veya çekecek de denilmektedir.

Tokmaklardaki Figürlerin Kökeni

Kapı tokmaklarının her biri değişik biçimlerde yapılmış olup üzerlerinde kartal, kuş, yılan, ejder gibi hayvan şekilleri, insan ve Medusa figürleri, stilize edilmiş bitki motifleri ile birlikte geometrik desenler bulunmaktadır.

Bu figürler zaman içinde değişime uğramışlar, Müslümanlığın kabulünden sonra hayvan ve insan tasvirleri azalmaya başlamış bir süre sonra da yok olarak yerlerini sade şekillere, halkalara, oval ve yuvarlak formlara bırakmışlardır.

Bütün bunların tesadüf olmadığı insanların inanışları ve töreleri doğrultusunda geliştiği ortadadır. 

Devamını oku...

 

Aysun Aksoy - 'Mitolojinin ...

Aysun Aksoy - 'Mitolojinin Güzelleri'
Aysun Aksoy - 'Mitolojinin Güzelleri' - Arakne
[Aysun Aksoy - Arakne] Aysun Aksoy - 'Mitolojinin Güzelleri' / 27 ocak - 17 şubat 2012; Sandans Sanat Galerisi, Piyade Sok. 22 / 14, Çankaya - Ankara; Tel.: (0312) 438 47 43

[KanalKultur] - Resimlerinde yaşadığı kültürel çevrenin kültür birikimini ve değerlerini çağdaş popüler sanat aracılığıyla yansıtan Aysun Aksoy, geçmişte kalan farklı bir yaşam biçimini; farklı bir kültürü yansıtan ve bircok kişiyi doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen, alışılmış tarzından ve tekniğinden farklı olan geleneksel Anadolu evlerinin ardından, bu kez 27 ocak - 17 şubat 2012 tarihleri arasında Sandans Sanat Galerisi'nde "Mitolojinin Güzelleri" başlıklı sergisiyle sanatseverlerle buluşuyor...

Sanatçı, sergide kadın figürünü, mitolojideki tanrıçalar örneğinde vurgularken, Akdeniz medeniyetinden etkileniyor.

Aksoy, eserlerinde Akdeniz medeniyetinin tanrıçalarını anımsatan modern - çağdaş kadın figürlerine yer veriyor. Kendini tanrıça Athena'dan üstün gördüğü için örümceğe dönüştirilen Lydyalı Arakne; toprak ve ürün tanrıçası Demeter; Zeus'un karısı ve baş tanrıça Hera; gecenin yani Nyks'in kızları, güneşin battığı yerin perileri Hesperidler; letafet perileri Kharitler bu anlamda yeniden doğuyor...

Sanatçının eserlerinde kullandığı film şeritleri onun artık bir nevi imzası... Bu şeritler, farklı zaman ve kültürler arasında köprü oluşturuyor; Aksoy'un resimlerine zaman ve hareket kazandırıyor... 

Devamını oku...

 

NO.1

NO.1
Nur Koçak - 'Fetiş Nesneler', Doğal Harikalar, tuval üzerine akrilik, 89 x 116 cm., 1978
[Nur Koçak - 'Fetiş Nesneler', Doğal Harikalar, tuval üzerine akrilik, 89 x 116 cm., 1978] Nesrin Esirtgen Collection: NO.1 / 8 şubat - 28 nisan 2012; Nesrin Esirtgen Collection, İstiklal Cad. No:163 Mısır Apt. Kat 5 D:17, Beyoğlu - 34430 İstanbul; Tel.: (0212) 243 7853

[KanalKultur] - Nesrin Esirtgen 1948 yılında İstanbul'da doğdu ve yüksek eğitimini yine İstanbul'da tamamladı. Abdi İbrahim İlaç Sanayi ve Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği'ni görevini sürdürüyor. Sosyal ve eğitim amaçlı muhtelif vakıf ve derneklerde faal üye. Çocukluk yaşlarından başlayarak her dönemde renk ve formu sevdi. Bu sevgi zamanla güzel sanatlara, özellikle çağdaş Türk sanatına dönük bir tutkuya dönüştü. 20 yılı aşkındır sürdürdüğü koleksiyonculuğunu diğer sanatseverler ile paylaşmak ve özellikle çağdaş sanatçılarımızı uluslararası sanat kitleleri ile buluşmasına yardımcı olmak üzere 2011 yılında Nesrin Esirtgen Collection mekanını oluşturdu. 20 yılı aşkındır sürdürdüğü koleksiyonculuğunu yeni bir girişim ile dönüştürmek isteyen Nesrin Esirtgen, kurduğu sanat mekanında hem bu koleksiyonu geliştirerek paylaşmak hem de günümüz sanatını ve bu alanda çalışan sanatçıları desteklemeyi hedefliyor.

NO.1 Sergisi Nesrin Esirtgen Collection'da 8 şubat - 28 nisan 2012 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor.

Kapılarını 2011'in Eylül ayında açan Nesrin Esirtgen Collection, N0.1 adlı ilk koleksiyon sergisinde koleksiyonunun bir bölümünü sunuyor.

Sergide resim, fotoğraf, heykel ve video gibi farklı medyalarla çalışan 19 sanatçının (Erol Akyavaş, Kutluğ Ataman, Erdem Ergaz, İnci Eviner, Bahk Seon Ghi, Antony Gormley, Nilbar Güreş, Kim Joon, Chris Jordan, Nur Koçak, Servet Koçyiğit, İlhan Koman, Volker Marz, Frank Plant, Jaume Plensa, Hale Tenger, Canan Tolon, Nazif Topçuoğlu, Baltazar Torres) yapıtlarının yer alıyor.

NO.1 ile ilki gerçekleştirilen dönemsel koleksiyon sergilerin yanı sıra; Nesrin Esirtgen Collection, sanatçıların ulusal ve uluslararası platformda daha çok izlenmesi için, nitelikli yapıtlar üreten özellikle genç nesil sanatçılara kapılarını açarak farklı sergiler düzenlemeyi hedefliyor. Sanatçıların çalışmalarını görünür ve kalıcı kılmak konusunda destek olmak adına da geçtiğimiz sene başlattığı, her yıl farklı bir sanatçı seçerek oluşturacağı bir dizi monografik yayın programını sürdürmeyi planlıyor.  

Devamını oku...

 

"Çukurova Folkloru (İçin) ...

"Çukurova Folkloru (İçin) / Seksen Kapıya Doksan Değnek Çalmak - Âşık Karayiğit Osman'ın Hikâye Repertuvarı"
Bekir İşlek: Çukurova Folkloru (İçin) / Seksen Kapıya Doksan Değnek Çalmak - Âşık Karayiğit Osman'ın Hikâye Repertuvarı. Çatı Kitapları, Düziçi Folklor Kitapları: 4, İstanbul 2012, 520 S., ISBN: 978-605-4337-61-3
Bekir İşlek: Çukurova Folkloru (İçin) / Seksen Kapıya Doksan Değnek Çalmak - Âşık Karayiğit Osman'ın Hikâye Repertuvarı. Çatı Kitapları, Düziçi Folklor Kitapları: 4, İstanbul 2012, 520 S., ISBN: 978-605-4337-61-3

[KanalKultur] - Araştırmacı yazar Bekir İşlek'in üçüncü kitabı geçtiğimiz günlerde "Çukurova Folkloru (İçin) / Seksen Kapıya Doksan Değnek Çalmak - Âşık Karayiğit Osman'ın Hikâye Repertuvarı" (İstanbul 2012, büyük boy, 520 sayfa) adıyla yayınlandı...

Yazarın "Düziçi Folklor Kitapları" serisinden olan bu üçüncü kitabı, önceki kitapları "Tekeden Teleme Çalmak" (İstanbul 2009, 272 sayfa) ve "Bir Cerene Av Olmak" (İstanbul 2010, 272 sayfa) isimli kitaplarının devamı mahiyetinde; aynı zamanda serinin de dördüncü kitabı.

Eserin konusu Düziçi / Çukurova folkloru...

Eserde Düziçi / Çukurova kültür ürünlerinden henüz sözlüklere geçmemiş pek çok kelime dâhil atasözü ve deyimi bazen zıtlarıyla, çelişenleriyle birlikte açıklanıyor. Yazar bunu yaparken, zaman zaman Çukurovalı diğer eli kalem tutanların yazılarını da alarak kitabı bir bakıma Çukurovalılar ile bölgesel deyimle "horantacak" (ailecek) yazıyor.

Kitapta şu başlıklar göze çarpıyor:

"Delisi Tutmak, Ocak, Ocaklık, Ocaklama, Ocak Ayırmak, Ateşle Konuşmak, Kav, Sinsin Ateşi, Kil ve Kül, Ağzı Kızıllık, Çelişen Atasözleri, Mıkdanlı, Düşünü Heyketlerken Oynaşını Heyketlemek, Adı Batasıca, Cin, Cindarlık, Sidiklik Bağlamak, Nohut / Hırsız Şişirmek, Yakma / Buzağı Muskası, Muska, Kurt Ağzı Bağlamak, Nazar Değmesi, Doksancık Cücüğü, Kocakarının Kışı, Çocuk Toprağı / Çocuk Belemek, Toprak Yemek, Hacamat, Aşçı, Kınacı, Çomçalı Gelin, Ekşi, Tetiri..."

Kitap 102.ci sayfasından sonra Düziçili Âşık Karayiğit Osman hakkındaki bilgi ve değerlendirmelerle devam ediyor. Sonra âşığın anlattığı şu hikâyeler yer alıyor: Balbörek Hikâyesi, Ahmet Bey ve Güheri Hikâyesi, Ali Paşa Hikâyesi, Âşık Garip Hikâyesi, Deli Boran Hikâyesi, Gündeşlioğlu Hikâyesi, Güzel Ahmet Hikâyesi, Han Mahmut Hikâyesi, Hurşit Hikâyesi, Öksüz Ali Hikâyesi ile Köroğlu Hikâyelerinin Kır Atın Kaçırılması Hikâyesi, Güzel Ayvaz'ın Kaçırılması Hikâyesi, Turna Teli Hikâyesi, Moskof Seferi Hikâyesi, Gürcistan Seferi Hikâyesi... 

Devamını oku...

 

Todor Todorov - Tasavvuf ...

 

Dolmabahçe'den Galata Köprüsü'ne...
Evrensel Derman
Yusuf Özsarfati
[Üstte: © Evrensel Derman;  alttaki: © Yusuf Özsarfati]Karma Resim Sergisi - Evrensel Derman, Nihat Evren Derman, Adile Gülan, Tülay Oskay Işın, Yusuf Özsarfati - / 21 ocak - 29 şubat 2012; Tolga Eti SanatEvi, Bağdat Cad. Yeni Köşk Apt. No:177 / 1 B Blok Da:2, Selamiçeşme - İstanbul; Tel.: (0216) 368 26 79

[KanalKultur] - Tolga Eti SanatEvi, 2012'nin ilk sergisinde, üç kuşağı temsil eden, estetik anlayışları birbirine yakın Evrensel Derman, Nihat Evren Derman, Adile Gülan, Tülay Oskay Işın, Yusuf Özsarfati'nin yağlıboya ve suluboya tekniğiyle oluşturdukları resimlerini 21 ocak - 29 şubat 2012 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor...

Evrensel Derman

1986 yılında İstanbul'da doğdu. Yıldız Teknik Üniversitesi - Sanat ve Tasarım Fakültesi - Sanat Yönetimi Ana Bilim Dalı son sınıf öğrencisi.

Resim eğitimine babası Hüseyin Cahit Derman'la başladı. Neoklasik üslupta çalışmalarıyla 2003 yılından günümüze çeşitli karma sergilerde yer aldı.

İstanbul'un bilinen mekanlarını farklı bir derinlik anlayışıyla izleyiciye sunuyor.

Figüratif kompozisyonlarında ise; insanın sosyal medyaya olan ilgisini ve beraberinde asosyalleşmesini görünür pikselleriyle sorguluyor.

Resimlerinde yağlı boya kullanmayı tercih ediyor.

Çalışmalarına Büyükada'daki atölyesinde devam ediyor. 

Devamını oku...

 

19. Yüzyıl Türkiyesi'nde ...

19. Yüzyıl Türkiyesi'nde Sokak Satıcıları
'19. Yüzyıl Türkiyesi'nde Sokak Satıcıları: Suna -İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi Fotoğraf Arşivinden Bir Seçki' / 17 şubat - 1 mart 2012; Berlin Türk Evi
"19. Yüzyıl Türkiyesi'nde Sokak Satıcıları: Suna -İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi Fotoğraf Arşivinden Bir Seçki" / 17 şubat - 1 mart 2012; Berlin Türk Evi, An der Urania 15, 10787 Berlin

[KanalKultur] - Vehbi Koç Vakfı Suna - İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü ve Kaleiçi Müzesi'nin, Nürnberg'te büyük ilgi gören "19. Yüzyıl Türkiyesi'nde Sokak Satıcıları" Sergisi, 17 şubat - 1 mart 2012 tarihleri arasında bu kez Almanya'nın başkenti Berlin'de meraklısıyla buluşuyor.

19. yüzyıl sosyo-ekonomik yaşamının vazgeçilmez bir parçası olan ve günümüzde de nadir de olsa izlerini görebildiğimiz sokak satıcılarının bir ayna işlevi gördüğü sergi, dondurmacıdan oyuncakçısına , salepçisinden macuncusuna, sakasından hamalına Osmanlı toplumunun üretim kültüründen yeme-içme alışkanlıklarına, gündelik yaşamlarından özel günlerine, eğlence anlayışlarından kutsal kavramlarına, kısacası İmparatorluğun parça-bütün ilişkisine 130 fotoğrafla ışık tutuyor.

Sergi, "19. Yüzyıl Türkiyesi'nde Sokak Satıcıları"nı Basile Kargopoulo, Abdullah Kardeşler, Pascal Sébah gibi döneminin öncü fotoğraf ustalarının objektiflerine yansıyan biçimiyle tanıtmayı ve hatırlatmayı amaçlıyor. Böylece, yüzyıl Türkiyesi'ne samimi bir bakışla ulaşmamızı sağlıyor.

Antalya Kaleiçi'nde yaşayan Sanatçı Sadrettin Savaş'ın ürettiği karikatür heykelciklerle 3. boyuta taşınan sergi, T.C. Nürnberg Başkonsolosluğu himayelerindeki Cumhuriyet Bayramı kutlamaları ve Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Nürnberg Belediyesi arasındaki kardeş kentler kültürel etkinlikleri kapsamında 27 ekim -17 kasım 2011 tarihleri arasında Nürnberg'de meraklısıyla buluşmuştu...  

Devamını oku...

 

Göller Yöresinde Türbe ...

Göller Yöresinde Türbe İnancı ve Ziyaretçilerin Sosyolojik Analizi [Isparta Örneği]

Prof. Dr. Sabri Çakır

Prof. Dr. Sabri Çakır

[Sabri Çakır - KanalKultur] Özet

Bir toplum olarak kendimizi tanımak ve tanıtmak istiyorsak yaşantımıza ait ve soydan soya kültürel kalıtım yoluyla aktarılan değerlerimizi, inanç ve geleneklerimizi bir bütün olarak araştırmak, onların toplum yaşamındaki anlam ve önemini bilmek, olumlu işlevi olanları yaşatmak zorundayız. Çünkü küreselleşen bir dünyada gelişen, geliştikçe değişen, değiştikçe tüm geçmiş kültürleri, insanların yaptıkları her şeyi yadsıyıp yıkan, uygarlıkları altüst eden bir insanlık dramı ile karşı karşıyayız. Sosyologların "kapitalizmin kültürel çelişkileri" olarak da niteledikleri bu simülasyon çağında normatif değerlerin toplumların kendini gerçekleştirmesi ve kültürel kalkınmasında etkin rol oynayacağı bilinmektedir. Bu gibi ortak değerlerin teknolojik gelişmelere yol göstereceği, toplumsal bütünleşmeyi sağlayıp çatışma ve yabancılaşmayı önleyeceği savunulmaktadır.

Bu tarz postmodernist bir yaklaşımla halk kültürünün bir ürünü ve bölgemizde çok yaygın olan türbe inancı sosyolojik bir yöntemle incelenmiştir. Özellikle türbelere çoğunlukla neden kadınların gittiği, sağlık-hastalık, gelecek korkusu gibi sorunların çözümünde beklentilerinin neler olduğu vb. sorulara toplumsal açıdan yanıt aranmıştır. Bu bağlamda türbelerde gözlemler yapılmış, ziyaretçilerden, tesadüfî örnekleme tekniği ile seçilen 80 deneğe görüşme soruları uygulanmıştır. Elde edilen verilerin bir kısmı bu bildiri de analiz edilerek yorumlanmıştır.

Anahtar Sözcükler: İnanç, türbe, adak, fonksiyon, ibadet, hastalık

Baladız-Sinan Baba Türbesine girişte eşik öpme davranışı [Foto: Sabri Çakır, 2007]
Baladız-Sinan Baba Türbesi'ne girişte eşik öpme davranışı [Foto: Sabri Çakır, 2007]

1. Giriş

1.1 Konu ve Önem

Bu bildirinin konusunu oluşturan türbe inancı ve çeşitli nedenlerle türbeleri ziyaret eden ve dilekte bulunanların demografik ve sosyolojik özellikleriyle ilgili veriler bölgede ve Isparta yöresinde yaptığımız alan araştırması sonucunda elde edilmiştir. Özellikle "Isparta Yöresinde Bulunan Türbeler ve Türbelere Gelen Ziyaretçilerin Sosyo-Kültürel Özellikleri" adını taşıyan ve yönetimimde tamamlanan tez çalışması[1] ve Alevi-Bektaşi köylerinde bizzat yaptığımız araştırmalardan[2] bu çalışmada yararlanılmıştır.

Türbeler / ocaklar, yatırlar Türk toplumunun genelinde ve her bölgede olduğu gibi bu yörede de gerek Sünni yerleşimlerinde, gerekse Alevi-Bektaşi inanç ve geleneklerinin yaşatıldığı, uygulandığı kasabalarda-köylerde inanç yeri ve kült aracı olarak çok yaygındırlar.

Özellikle Alevi-Bektaşi inanç sisteminde, yatırları, türbeleri, ocakları ziyaret etmek, adak kesmek, dilekte bulunmak inancın bir gereği ve ibadet biçimi olarak kabul edilmektedir. Ayrıca türbeler, toplumsal kaynaşmanın, bütünleşmenin, yardımlaşmanın ve o inanç çevresinde oluşan ritüellerin, davranışların soydan soya aktarılmasında da önemli bir eğitim işlevi üstlenmişlerdir.  

Devamını oku...

 

Eğer isterseniz?